Düşünce Hataları

Geri Görüş Ön Yargısı (Hindsight Bias) Nedir?

İngilizcede hindsight bias olarak adlandırılan geri görüş ön yargısı, insanların geçmiş olayları gerçekte olduğundan daha öngörülebilir olarak algılama eğilimini anlatan psikolojik bir fenomendir.

Geri Görüş Ön Yargısı

Henüz yaşıyor olduğumuz bir anı, o an anladığımız haliyle ileriye taşıyabiliyor muyuz?

Konuyu izah etmesi adına günlüğe yazılmış bir ifadeyi aynen aktarıyorum:

“Burada herkes Almanlar’ın senenin sonunda çekileceğine inanıyor. Alman subaylar da bana benzer şeyleri söylüyor. Fransa’nın bu denli çabuk düşmesi, İngiltere’nin de o denli çabuk düşeceğini gösteriyormuş. Nihayetinde Paris’teki eski günlük gülüstanlık hayatımıza döneceğiz. Almanya’nın bir parçası olarak varlığımızı sürdürsek bile…”

Bugün II. Dünya Savaşı ile ilgili herhangi bir tarih kitabını açıp okuduğumuzda tamamen farklı bir anlatımla karşılaşırız. Fransa’nın dört yıl süren işgali katı bir savaş mantığını izliyor gibi.

Geçmişte bir durumun içinde yaşıyorken o an için farklı şeyler düşünüyoruz. Geriye dönüp baktığımızda ise savaşın gerçek akışı bütün senaryolar arasında en muhtemel olanmış gibi görünüyor. Yani kendi düşüncemizi var olana uygun olacak şekilde yumuşatıyoruz.

Benzer bir durumu finans piyasasından da görmek pekala mümkün. Zira 2007 tarihli ekonomi tahminlerini okuduğunuzda, 2008 ila 2010 yılları için beklentilerin ne kadar olumlu olduğunu göreceksiniz.

Ancak 2008’de, finans piyasası çöktü. Bu finans krizinin sebepleri sorulduğunda ise yine aynı uzmanlar “Greenspan döneminde parasal genişleme, ipoteklerin kabulünün rahatlığı, yozlaşmış derecelendirme kuruluşları, öz sermaye yönetmeliklerinin gevşekliği” gibi şeyler söylemekteler. Dediklerine bakınca finans krizi tamamen mantıklı ve zorunlu görünüyor.

Ancak tek bir ekonomist bile bu krizin kesin seyrini önceden kestiremedi. Bırakın kestirmeyi uzaktan yakından tahmin bile edemedi.

Geri görüş önyargısı en yaygın görülen ve inatçı olan düşünce hatalarından biridir. Onu “ben-bunu-zaten-biliyordum” fenomeni olarak tanımlamak gayet yerinde olacaktır. Ki, geriye dönüp bakıldığında bugün söylediğimiz şeyler geçmişte olanları açıklayan mantıklı bir gereklilik doğrultusunda ilerliyormuş gibi görünür. Hatta o gün olanları sanki o günden tahmin etmişiz gibi hissederiz.

Şansı yaver gittiği için bir şeyleri başarmış kişi, geriye dönüp baktığında başarısının olasılığını tarafsız bakışla olduğundan çok daha yüksek görür. Ronald Reagan’ın 1980’de Jimmy Carter’a karşı kazandığı büyük seçim zaferini sonradan anlaşılabilir, hatta kaçınılmaz bulundu. Oysa sandıklar açılmadan önceki birkaç güne kadar seçim sonuçları bıçak sırtındaydı. Keza Trump’ın Hilarry Clinton’a karşı kazandığı seçim zaferi de benzer bir şekilde sonuçlandı.

Ekonomi gazetecileri bugün Google’ın üstünlüğünün bir tür önüne geçilemez bir başarı olduğunu yazıyor. Oysa internetin başlangıcında, ta 1998’de bu tür bir gelecek öngörüsüne maruz bırakılsalar hepsi kahkaha atıp geçerdi. Geçmişi bu şekilde hatırlamaktansa, gerçekten gülüp geçmiş kişiler de aynı şekilde düşünse de bu düşüncelerini, en azından ilk aşamada yumuşatacaktır. Sonrasında bu yumuşatma katlanarak belki de o gün gülüp geçen sanki benmişim gibi bir duruma geleceklerdir.

1914’te Saraybosna’da tek bir merminin sonraki 30 yıl boyunca dünyanın tamamen altını üstüne getireceği ve elli milyon insanın hayatına mal olacağı, geriye dönüp bakıldığında trajik ama akla uygun görünüyor. 1914’te, kimse işlerin böylesine çığırından çıkmasından endişe etmezdi. böylesine bir olay kulağa fazlasıyla tuhaf gelirdi.

Geri Görüş, Neden Bu Kadar Tehlikelidir?

Çünkü bu önyargı sebebiyle, geleceğe dair, aslında yapabildiğimizden daha iyi tahminler yaptığımızı sanırız. Bu bizi kibirli kılar ve hatalı kararlar almaya iter.

Bunu özel varsayımlarda da yaparız: “Duydun mu? Angelina ile Brad ayrılmışlar. Bu ikisinin ilişkisini yürütmesi mümkün değildi zaten, birbirlerinden o kadar farklılar ki.” Ya da: “Yürümesi mümkün değildi zaten, birbirlerine öylesine çok benziyorlar ki…” Veyahut: “Yürümesi mümkün değildi zaten, birbirlerinden ayrılmıyor, birbirlerine sıkıca yapışmış, sürekli dipdibelerdi.” Bir başka deyişle: “Yürümesi mümkün değildi zaten, birbirlerinin yüzünü biraz olsun gördükleri yoktu.”

Anı yaşarken o an hissetiklerimizin isabetsizliği ne kadar yüksekse geleceğe yönelik öngörülerimiz de oldukça isabetsizdir.

Bu yüzden geri görüş ön yargısı ile savaşmak, ona karşı koyabilmek kolay değildir. Araştırmalar, bu ön yargıyı bilen insanların da sık aynı tuzağa düştüğünü, ondan kaçınamadığını gösteriyor.

O yüzden en iyisi bir günlük tutun. Politikaya, teknolojiye, kariyerinize, kilonuza, lig şampiyonluğuna dair gelecek için öngörülerinizi yazın. Zaman zaman notlarınızı gerçek gelişmelerle karşılaştırın. Tahminlerizin ne kadar da ıska olduğuna şahit olacaksınız.

Tarihi de bu gözle okumakta fayda var. Böylece daha az çıkarımsız sonuçları görmüş olacaksınız. En azından günümüz düşüncelerinin etkisinden kurtarmış olacaktır. Sonradan oluşan, kesif teorileri değil, o zamanlar yazılmış günlükleri, eski gazeteleri, o zamanın tutanaklarını okumanın böyle bir güzelliği var. Dünyanın öngörülemez olduğu gerçeğiyle yüzleşmek çok daha iyi hissettirecektir.

Kaynak

Reagan’ın seçim zaferi: Stacks, John F.: »Where the Polls Went Wrong«, Time Magazine 1/12/1980.

Fischoff, B.: »An early history of hindsight research«, Social Cognition 25, 2007, S. 10–13.

Blank, H.; Musch, J.; Pohl, R. F.: »Hindsight Bias: On Being Wise After the Event«, Social Cognition 25 (1), 2007, S. 1–9.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu