Düşünce Hataları

Çıpalama Yanılgısı (Anchoring Bias) Nedir?

İngilizcede anchoring bias olarak adlandırılan çıpalama yanılgısı, kişinin sıralı bilgiler arasından ilk öğrendiğine daha çok güvenmesiyle ortaya çıkan bir bilişsel ön yargıdır.

Çıpalama Yanılgısı

Kişilerin, deneyimledikleri veya öğrendikleri ilk bilgileri referans alarak yeni durumları o bilgi ışığında değerlendirme eğiliminde olduklarını ve bu durumun karar verme süreçlerinde de ciddi bir etkiye sahip olduğu psikologlar tarafından keşfedildi.

İsrailli bir bilişsel ve matematiksel psikolog Amos Tversky ile İsrail asıllı Amerikalı psikolog Daniel Kahneman tarafından 1974 yılında yayınlanan ortak bir makalede, “İnsanlar, nihai kararı verecek şekilde ayarlanmış başlangıç noktalarını esas alarak tahminlerde bulunur, fikir yürütür ve karar verirler” diyerek çıpalama yanılgısını açıklayan bir tanım yaptılar.

Bir çarkıfelek kuran bu ikili, deneyin katılımcılarına çarkıfeleği çevirtti ve sonrasında da katılımcılara Birleşmiş Milletler Örgütü’ne kaç ülkenin üye olduğunu sordu.

Deneklerden yüksek sayı denk getirenler üye sayısını yüksek söylerken, düşük sayı denk getirenler ise daha düşük sayılar olacak şekilde cevap verdiler. Yani deneklerin kararlarını şekillendiren temel unsur çarkıfeleği çevirdiklerinde denk getirdikleri sayılar olmuştu. İşte bunu yapmalarına sebep olan şey çıpa olarak adlandırılmaktadır.

Çıpa noktaları olarak kullanılan şey, mantıksal olarak hiçbir anlam ifade etmeyen sayılardı. Fark edileceği üzere alakasız şeyler olsa dahi çıpa atmaktan vazgeçmeyiz.

Bu tür durumları cevabını bilmediğiniz bir soruyla karşılaştımız zamanlarda da yaparız. Diyelim ki sokak röportajı yapan mikrofonlardan biri sizi durdurdu ve Martin Luther’in doğum yılının kaç olduğu sorusunu size yöneltti.

Farz edelim ki iki gün öncesinde bir twitte Protestanlığın doğuşuyla alakalı bir flood okudunuz. Okuduğunuz floodda Luther adında birinin 1517 yılında tezlerini Wittenberg Kilisesi’ne asmasından dolayı Protestanlığın doğuşunun da böylece başladığını yazdığını farz edelim.

Peki böylesi bir ortamda çözüme nasıl ilerlersiniz?

O zamanlar adamın biri böyle bir şeyi yaptıysa, muhakkak 20 yaşından büyük olmalı diyerek çözüme başladınız. Ancak böylesine yürek yemiş bir harekete girişecek kadar da genç olması gerek değil mi? Çünkü, tezlerinin yayınlanmasından sonra Roma’ya, yani Vatikan’a davet edildi, ardından da sapkınlıkla suçlandı ve sonunda aforoz edildi.

Demek ki 1517’den sonra bir süre daha yaşadı. Nundan yola çıkarak 1517’de yaklaşık 30 yaşları civarında olmuş olabilir. Böylece 1487 sayısı doğum yılı için kötü bir tahmin olarak görülmeyecektir.

Eh madem buraya kadar geldik, cevabı da söyleyelim: Cevap 1483. Bizim cevabımız olan 1487 doğru cevap olan 1483 oldukça yakın olmakta.

Peki ilerlemeyi nasıl yaptınız?

Aslında bir dayanak noktanız vardı ve onu başlangıç noktası yaptınız. Yani bir çıpa hatırlayıp, ona tutundunuz. Twitter’da okuduğunuz flood sayesinde Luther’in 1517 yılında tezlerini kilise duvarına asıp Protestanlığın doğuşuna neden olduğunu biliyordunuz.

Aslında örneğimizde kast edilen şey bize şunu anlatmaktadır: Ne zaman bir şey tahmin etsek, bizi doğru cevaba ulaştırabileceğini düşündüğümüz çıpalardan yararlanırız.

Yani, Bildik bir şey alır oradan bilmediğimiz şeyleri tahmin etmeye çalışırız. Yoksa rastgele bir sayı seçerek tahmin yapmak çok saçma olurdu. Ne yazık ki tutunacağı hiçbir şey olmayan yerlerde olsa bile çıpa atmaktan vazgeçmeyiz.

J. Edward Russo ve Paul J.H. Shoemaker adındaki iki araştırmacı, denek olarak gelen üniversite öğrencilerinden telefon numaralarının son iki hanesini yazmaları istendi ve ardından da Hun imparatoru Atilla’nın hangi yıl Avrupa’da ağır bir yenilgiye uğradığını sordu.

Sonuç ise tahmin edilebilirdi: Telefon numaraları daha yüksek olan kişiler yıl olarak daha yüksek bir sayı söylüyordu. Tabii aynı şekilde telefon numaraları düşük bir sayı olanlar da daha düşük sayılar söylediler.

Bir başka deneyde de üniversite öğrencilerine ve profesyonel emlakçılara ayrı ayrı olacak şekilde aynı bir ev gezdirildi ve ardından evin değerini de tahmin etmeleri istendi. Öncesinde de onlara, tamamen rastlantısal olarak belirlenmiş bir “Liste fiyatı” verildi.

Bu deneyde de yine çıpa etkisi kendisini gösterdi: Üniversite öğrencileri çıpadan etkilendi ve liste fiyatı ne kadar yüksekse, evin değerini de o derece yüksek tahmin ettiler.

Peki ya durum profesyonel emlakçılar da nasıldı? Sizce onlar evin değerini bundan bağımsız değerlendirebildiler mi?

Tabii ki hayır, onlar da çıpalama yanılgısından kaçamadılar ve keyfi atılan çıpanın etkisinde kaldı. İşin özü eğer bir şeyin, (emlak, şirket, sanat eseri) değeri ne kadar belirsizse, profesyonel dahi olsalar çıpanın etkisinde kalmaya yatkındırlar. Zira yapılan araştırmalarda, eğer öğretmenler öğrencilerin geçmiş notlarını biliyorsa sınav okumalarında da bu notlardan etkilendikleri kanıtlanmıştır.

Özetle çıpalama yanılgısı hayatımızın her alanında karşımıza çıkabilmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu