Düşünce Hataları

Aşırı Hareket Yanılgısı Nedir?

Aşırı hareket yanılgısı, özellikle belirsiz durumlarda gözlemlenen ve kişinin kendisini iyi hissetmek için bir an önce harekete geçmesine yol açan bir çeşit düşünce hatasıdır.

Aşırı Hareket Yanılgısı

Hemen harekete geçme dürtüsüne önlemek için biraz sakin kalıp beklemek, en azından durum değerlendirmesi yapacak kadar beklemek ilaç gibi olacaktır. Peki beklemek ve hiçbir şey yapmamak neden eziyet gibi gelir?

Gündelik yaşamda pek çok örnekle tecrübe edilen düşünce hatalarından biri olan aşırı hareket ön yargısı futbol oyununda kendini göstermektedir.

Nasıl mı? Eh bilhassa penaltı atışı kullanılırken çok net görürüz bu düşünce hatasını. Kaleciler oyuncunun her halükarda gelecek olan vuruşunu savuşturmak için hiçbir planları olmadan salt uçmaktadırlar.

Kalecilerin penaltılarda hangi köşeye atladıkları üzerine yapılan araştırmalarda ezici çoğunluğun penaltıların yarısında sağa ve yarısında da sola uçtuğu ortaya çıkarılmış. Oysa istatistikler göstermektedir ki, penaltıların üçte birinde kalenin ortası, üçte birinde kalenin sağı, üçte birinde ise kalenin solu hedeflenmektedir.

Peki kaleye giden şutların üçte biri ortaya gelmesine rağmen. Kaleciler neden %50 sağ köşeye, %50 sol köşeye uçar?

Çünkü yanlış yöne uçmak, tabiri caizse sap gibi ortada dikilip topun sağdan ya da soldan geçip gidişini, gol oluşunu seyretmenin kötü görünmesinden daha iyi gözükmekte, daha az suçlu hissettirmektedir.

Bir yöne uçmak daha az utanç verici hissettirir. Keza kişi de dışardan da daha az suçlu göründüğünü düşünür. Tam da böylesi durumları tanımlamak aşırı hareket yanılgısı kullanılır; hiçbir işe yaramadığı durumda dahi harekete geçmenin doğruymuş gibi gözükmesi…

Bu yanılgı nedeniyle kaleciler penaltı vuruşlarında pek ortada kalmayı akıl etmezler, ki iyi bir futbol izleyicisi bunun oldukça nadir gerçekleştiğine hak verecektir. Panenka penaltıları bu istatistliğin en izlenesi seyir anlarıdır.

Onlardan bir tanesi olan Pirlo ve penaltısı:

Aşırı hareket ön yargısının ağına düşenler sadece kaleciler de değil. Pek çok sektörde oldukça yaygın görülen bir yanılgı; aile içi davranışlarda bununla ilgili tonla örnek hatırlayacağınızı düşünüyorum.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, genç polis memurlarının zamanından önce harekete geçtiği durumlara kıyasla uzun süre bekledikleri olaylarda, vakanın daha az olumsuz sonuçlar doğurduğunu ortaya koydu. Bu yüzden kıdemli polis memurlarının genç polis memurlarına eşlik etmesi özellikle tercih edilen bir prosedür olmuştur.

Aşırı hareket ön yargısı haliyle belirsizliğin olduğu durumlarda oldukça sık yaşanıyor. Bir durum ne kadar belirsizse aşırı hareketin ağına düşmek o kadar kolay oluyor.

Yanılgının Oluşumu

Daha da eskilere, yani avcı ve toplayıcı bir hayat yaşadığımız dönemlerde, ki bizler bunun için en uygun şekle sokulmuşuzdur, hareket durup düşünmekten daha başarılı sonuç verir. Çarçabuk tepki vermek geçmişte hayatta kalmak için önemliydi. Düşünüp taşınmak ve bunun için vakit kaybetmek ölümcül olabiliyordu.

Atalarımız ormanın kenarında kılıç dişli kaplana benzer bir siluet belirdiğini gördüklerinde hayvanların biyolojik sınıflandırılmaları üzerine akıl yormak yerine kirişi kırıyorlardı, hem de mümkün olduğu kadar çabuk.

Belirsizliğin olduğu, flu bir ortamın gözlemlendiği durumlarda kişi, derhal bir harekete geçerek en doğru çözüme varma hırsına bürünürler. Ancak kişi “Elinden geleni yapmış olmak” gibi kendini rahatlatıcı argümanlara sığınırlar. Düşüncesizce yapılan ve hiçbir dayanağı olmayan bu hareketlerin çoğunlukla makus bir sonu olacaktır.

Yakın tarihe baktığımızda dahi görebileceğimiz bir şeydir hızlı rekasiyon gösteren insanların torunları olduğumuz gerçeği; onlar fazladan bir kere daha kaçmayı yeğlerdi. Ancak bugünkü dünyamız hızlı harekettense akıl yorup üzerine düşünmeyi evriliyor.

Hatta bu tarz hareketlerin atasözü olacak kadar tüm topluma entegre olması başarılmıştır. “Acele işe şeytan karışır” ifadesi kim bilir nice aşırı hareket yanlı durumu önlemek için toplumda yayılmıştır. Zaten yayılmasa bugünlere ulaşır mıydı?

Tabii durum her ne kadar böyle olsa da şöyle bir acı gerçek var ki, bekleyerek, mevcut durumu ölçüp tartıp tam doğru kararı verdiğinizde, ister devletin, ister şirketin, ister insanlığın hayrına olsun, kimse sizin için madalya vermez veyahut üzerinde adınızın yazılı olduğu bir heykel dikmez.

Ancak kararlılık sergiler ve hızlı harekete geçerseniz üstelik bir de durum düzelmişse sizden kralı olmaz. (ki durumun düzelmesi tamamen tesadüf olsa bile) Hatta şehir meydanında onurlandırılmanız, yahut yılın çalışanı ünvanını alma şansınız oldukça yüksektir.

Toplum da mantıklı bir beklemek yerine düşüncesizce harekete geçmeyi yeğler. Bu nedenle aşırı hareket ön yargısı pek çok yerde karşımıza çıkar ve çoğu zaman yanlış bir şey olsa dahi yine de övülen bir şeydir.

Bir şeyler yapma dürtüsü, özellikle belirsiz durumlarda kişinin elimden geleni yaptım diyebilmek için kullandığı kendini kandırma olarak karşısına çıkmakta. Böylece kendinden emin bir şekilde kişi, herhangi bir şeyi, işe yarasa da yaramasa da yapmak için atılır.

Ardından da hiçbir şey düzelmese bile kendisini daha iyi hisseder. “Ben elimden geleni yaptım” diyerek kendisini teselli eden bir kişi kendisine göre vazifesini tamamlamış olur. Oysa genel olarak tam tersi sonuçlar meydana gelir.

Özetleyecek olursak, fazlasıyla çabuk ve bir hayli sık harekete geçme eğiliminde olmak bize doğruymuş gibi geliyor.

Bu nedenler durum belirsiz olduğunda durumu daha iyi değerlendirebilene dek bir şey yapmamak bir seçenek olmalı. İnsanın kendisini bir şekilde zapt etmesinde fayda var. Olayları sağlam bir şekilde değerlendirmek için ideal bir düşünme ortamı yaratmak faydalı olacaktır.

İnsanlığın en büyük talihsizliği odasında sakin sakin duramamasıdır.

Blaıse Pascal

Kaynak ve detaylı bilgi için;

Bar-Eli, Michael vd.: »Action Bias among Elite Soccer Goalkeepers: The Case of Penalty Kicks«, Journal of Economic Psychology 28 (5), 2007, S. 606–621.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu