<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih | Drippingain</title>
	<atom:link href="https://drippingain.com/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Bilgi, biriktiğinde ilham verir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jun 2023 14:01:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://drippingain.com/wp-content/uploads/2024/01/drippingain-logo-150x150.png</url>
	<title>Tarih | Drippingain</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Simpson&#8217;ın Eşeği (Simpson and His Donkey)</title>
		<link>https://drippingain.com/simpsonin-esegi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/simpsonin-esegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 14:01:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=7823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendi tarihimiz açısından da oldukça önemli hatıralar barındıran Çanakkale Savaşı, bizde olduğu kadar düşman güçlerinde de ilginç hikayeler barındırmıştır. Bunlardan biri de, İngiliz asıllı Avustralyalı asker John Simpson Kirkpatrick&#8217;in cephede yaptıkları olmuştur. Bu yazımızda, &#8220;Simpson&#8217;ın eşeği&#8221; olarak adlandırılan hikayeyi derinlemesine anlatacağız. Simpson&#8217;ın Eşeği Gözlerimizi 1915&#8217;in karanlık, tozlu ve gürültülü savaş alanına çevirelim. Tüfeklerin patlaması, top &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/simpsonin-esegi/">Simpson&#8217;ın Eşeği (Simpson and His Donkey)</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kendi tarihimiz açısından da oldukça önemli hatıralar barındıran Çanakkale Savaşı, bizde olduğu kadar düşman güçlerinde de ilginç hikayeler barındırmıştır. Bunlardan biri de, İngiliz asıllı Avustralyalı asker <strong>John Simpson Kirkpatrick&#8217;in</strong> cephede yaptıkları olmuştur. Bu yazımızda, &#8220;<strong>Simpson&#8217;ın eşeği</strong>&#8221; olarak adlandırılan hikayeyi derinlemesine anlatacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Simpson&#8217;ın Eşeği</h2>



<p>Gözlerimizi 1915&#8217;in karanlık, tozlu ve gürültülü savaş alanına çevirelim. Tüfeklerin patlaması, top sesleri, askerlerin çığlıkları ve bombaların yıkıcı gürültüsü, kulakları dolduran ve tüm duyuları etkileyen bir yıkıcı bir savaş gözümüzün önüne gelmekte.</p>



<p>John Simpson Kirkpatrick, Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu Birliği (ANZAC) için sıhhıye eri olarak hizmet vermiştir. Simpson&#8217;ın alametiferikası, yaralıları güvenli bir yere taşımak için bir eşek kullanması olmuştur.</p>



<p>Eşeği ile birlikte, savaş alanını dolaşıp yaralıları toplar ve onları geri hatlara, genellikle bir sahil olan güvenli bir yere taşırdı.</p>



<p>Peki, Simpson neden eşek kullanmıştır? Aslında zorlu arazi koşullarında, hele de böylesi bir savaş ortamında siperler ve dik yamaçlar arasında yaralıların taşınması çok zorluydu.</p>



<p>O dönemde boşaltılan köylerden geriye kalan sahipsiz eşekler, savaşın ortasında Simpson tarafından sahiplenilmiştir.</p>



<p>Bazı kaynaklar Simpson&#8217;ın çeşitli zamanlarda farklı eşekleri de kullandığını belirtir. Bununla birlikte, kesin bir sayı belirlemek zordur. Ancak, Simpson&#8217;ın Çanakkale Savaşı sırasında yaralıları taşımak için kullandığı belirgin bir eşeği vardı ve ona da <strong>Duffy</strong> adını vermişti. Her halükarda, Simpson&#8217;ın eşekleri, zorlu koşullarda onun yaralıları taşımasını sağlayan ve bu nedenle hayat kurtaran önemli bir araç oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/06/Simpsonin-Esekleri.jpg" alt="" class="wp-image-7824"/></figure>



<p>Yüzlerce askerin hayatını kurtaran bu genç adam, sadece 25 yaşındayken, görevi sırasında hayatını kaybetmiştir. </p>



<p>Simpson&#8217;ın kendine özgü bu kahramanlık hikayesi, özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda&#8217;da popüler hale gelmiştir. Kendi hayatını riske atarak yaralıları kurtardığı için büyük saygı görmüştür. Anzak Günü kutlamalarının bir parçası olarak yad edilmektedir. </p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/simpsonin-esegi/">Simpson&#8217;ın Eşeği (Simpson and His Donkey)</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/simpsonin-esegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayı Wojtek Kimdir?</title>
		<link>https://drippingain.com/ayi-wojtek/</link>
					<comments>https://drippingain.com/ayi-wojtek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 20:48:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=7817</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın en etkileyici hikayelerinden biri hiç kuşkusuz, sıradan bir ayı yavrusu olmaktan çıkıp mermi kutularını taşıyan, bira içen ve sigara çiğneyen bir savaş kahramanına dönüşen Wojtek&#8217;in hikayesidir. Bu yazımızda, Ayı Wojtek kimdir, nasıl yaşamıştır gibi sorulara cevap vereceğiz. Ayı Wojtek İşgale uğramış ülkelerinde esir düşmüş askerlerden bahsediyoruz. Ülkelerini kaybettikleri yetmemiş bir de Rusların &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/ayi-wojtek/">Ayı Wojtek Kimdir?</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın en etkileyici hikayelerinden biri hiç kuşkusuz, sıradan bir ayı yavrusu olmaktan çıkıp mermi kutularını taşıyan, bira içen ve sigara çiğneyen bir savaş kahramanına dönüşen Wojtek&#8217;in hikayesidir. Bu yazımızda, Ayı Wojtek kimdir, nasıl yaşamıştır gibi sorulara cevap vereceğiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayı Wojtek</h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>İşgale uğramış ülkelerinde esir düşmüş askerlerden bahsediyoruz. Ülkelerini kaybettikleri yetmemiş bir de Rusların ölümcül çalışma kamplarında tutulmuşlar. Sonra yine savaşa katılmak zorunda kalmışlar. Yıllardır ailelerini, çocuklarını görmemişler. Neredeler bilmiyorlar, savaş ne zaman bitecek belli değil. Wojtek o dönemde bizim için yaşama sevinci demekti. Askerlerin moral ihtiyacını tüm şirinliğiyle o karşılıyordu.</p>
<cite>Wojciech Narebski</cite></blockquote>



<p>1942 yılında, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın tüm şiddetiyle devam ettiği ve Polonya&#8217;nın Sovyet işgali altında olduğu bir dönemde, bir grup Polonyalı tutsak Sibirya&#8217;daki çalışma kamplarından salıverilmiştir. </p>



<p>Sayıları yaklaşık 300.000&#8217;i bulun tutsaklar, Hazar Denizi güzergahını izleyerek o dönem İngiliz kontrolünde bulunan bugünkü İran’a ulaşmıştır. Bu tutsaklardan, Orta Doğu’daki İngiliz ordusu tarafından bir Polonya askeri birliği oluşturulmuştur. </p>



<p>8 Nisan 1942&#8217;de İran&#8217;ın <strong>Hamedan </strong>kasabasında mola vermiş olan bu birlik, annesi avcılar tarafından öldürülmüş olan bir ayı yavrusu bulmuş olan genç bir İranlı ile karşılaşmıştır. </p>



<p><strong>İrena Bokiewicz</strong> adındaki 18 yaşlarındaki sivil bir Polon, <strong>Anatol Tarnowiecki</strong> adındaki bir teğmene, bir torba dolusu meyve karşılığında bu yavru ayıyı satın aldırmıştır. Git gide irileşen ve daha fazla bakamayacağını anlayan Irena, ayıyı 22. Topçu İkmal Birliği&#8217;ndeki askerlere emanet etmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/06/Wojtek-ve-birasi.jpg" alt="" class="wp-image-7818"/></figure>



<p>Polonyalı askerler tarafından çok sevilen ve bölüğün adeta bir maskotu olan bu ayıya, &#8220;gülümseyen savaşçı, neşeli savaşçı&#8221; gibi anlamlara gelen <strong>Wojtek</strong> (okunuşu: Voytek) adı verilmiştir.</p>



<p>Başlangıçta votka şişelerine doldurulan süt ile beslenen bu yavru ayı, zamanla bira ve sigara içmeye başlamış, tabiri caizse tam bir asker gibi yaşamaya alışmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/06/Ayi-Wojtek-Arkadasi-ile.jpg" alt="" class="wp-image-7819"/></figure>



<p>Wojtek&#8217;in hikayesi burada bitmemiş, topçu birliği ile birlikte, İran&#8217;dan sonra sırasıyla Irak&#8217;a, Suriye&#8217;ye, Filistin&#8217;e ve Mısır&#8217;a geçmiş, oradan da İtalya&#8217;ya geçmesiyle devam etmiştir.</p>



<p>1944 yılında İngiliz kuvvetleriyle birleşerek İtalya&#8217;ya gitmek zorunda kalan 22. Topçu birliğindeki hiçbir asker, Wojtek&#8217;ten ayrılmak istemiyordu. İngilizlerin, birliklerinde bir ayıyı kabul etmeyeceklerini düşünerek, Wojtek&#8217;i sanki bir insanmış gibi onbaşı ilan etmişler ve adına onbaşı maaş kağıdı düzenlemişlerdir.</p>



<p>Askerlerle güreşmekten, bira içmekten oldukça keyif alan Wojtek, tıpkı diğer askerler gibi çadırda yatmaya ve mıntıka temizliği bile yapmaya başlamıştır. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/06/Ayi-Wojtek-Italyada.jpg" alt="" class="wp-image-7820"/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>1944 Şubat ortalarıydı. Alman ve İtalyanlara karşı Roma’da çarpışacak birlikleri topluyorduk. İskenderiye’den gelen askerler Napoli Limanı’na inerken elimdeki listeden yoklama yapıyordum. Elimdeki listeye göre sadece bir asker eksik gözüküyordu. Onbaşı Wojtek adında biri. Firar etti diye düşünerek adını bir iki sefer tekrarladım. Sonra Polonyalı askerlerden biri o İngilizce bilmez, sadece Lehçe ve Farsça anlar dedi… Ve gemiden dev bir ayı çıktı. Birliğin en popüler askeriymiş. Adı Onbaşı Wojtek!</p>
<cite>Mareşal Bernard Montgomery</cite></blockquote>



<p>Artık resmi olarak tesçillenmiş bir asker olan ayı Wojtek, İtalya&#8217;daki <strong>Monte Cassino Muharebesi&#8217;nde</strong> mermi kutularını taşıyarak topçu birliğine yardım etmiştir.</p>



<p>Bu eylemleri, Wojtek&#8217;in birliğin sembolü haline gelmesini sağlamıştır. Savaştan sonra Ayı Wojtek İskoçya&#8217;ya götürülmüş ve hayatının geri kalanını Edinburgh Hayvanat Bahçesi&#8217;nde geçirmiştir. Sahip olduğu hikaye kendisini, II. Dünya Savaşı&#8217;nın en ilginç figürlerinden biri haline getirmiş ve ölümünden sonra, Wojtek anısına birçok heykel dikilmiştir. </p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/ayi-wojtek/">Ayı Wojtek Kimdir?</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/ayi-wojtek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sergeant Stubby: Kahraman Bir Sokak Köpeği</title>
		<link>https://drippingain.com/sergeant-stubby/</link>
					<comments>https://drippingain.com/sergeant-stubby/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 23:18:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=7763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sergeant Stubby, belki de tarihin en etkileyici köpek kahramanlarından biridir. İlk bakışta sıradan bir sokak köpeği gibi görünen Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda Amerikan askerleriyle birlikte sahada görev yaparak unutulmaz bir iz bırakmıştır. Sergeant Stubby Sergeant Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda hizmet vermiş Boston Terrier türüne ait bir köpektir. 1917&#8217;den 1918&#8217;e kadar Fransa&#8217;da bulunan Amerikan İstihkam Birlikleri&#8217;nin &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/sergeant-stubby/">Sergeant Stubby: Kahraman Bir Sokak Köpeği</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sergeant Stubby, belki de tarihin en etkileyici köpek kahramanlarından biridir. İlk bakışta sıradan bir sokak köpeği gibi görünen Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda Amerikan askerleriyle birlikte sahada görev yaparak unutulmaz bir iz bırakmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sergeant Stubby</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="SGT. STUBBY | Official Trailer" width="1220" height="686" src="https://www.youtube.com/embed/n3mbKogOWJ0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Sergeant Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda hizmet vermiş Boston Terrier türüne ait bir köpektir. 1917&#8217;den 1918&#8217;e kadar Fransa&#8217;da bulunan Amerikan İstihkam Birlikleri&#8217;nin 102. Alayı ile cephede bulunmuştur. </p>



<p>Aslen bir sokak köpeği olan Stubby, 1917 yılındayken Yale Üniversitesi kampüsündeki eğitim alanında bulunan Amerikan askeri <strong>Robert Conroy</strong> tarafından sahiplenilmiştir. Zira O dönemde Conroy ve diğer askerler, Amerikan İstihkam Birlikleri&#8217;nin 102. Alayı&#8217;na katılmak üzere eğitim görüyorlardı.</p>



<p>Sahiplendiği köpeği cephede yanında bulundurmak isteyen Conroy, onu gidecekleri gemiye gizlice sokarak Fransa&#8217;ya götürmüştür. Stubby&#8217;nin sevecen tavrıyla hızla alayın maskotu olduğu söylenir. Öyle ki askerler, kendisiyle özdeşleşecek özel bir ceket bile dikmişlerdi. </p>



<p>Stubby&#8217;nin eşsiz yetenekleri ve cesareti, kısa sürede hem Conroy&#8217;un hem de diğer askerlerin takdirini kazandı ve bu nedenle birliğe resmi olarak kabul edilmiştir. Yaklaşık 18 ay süren hizmet süresi boyunca birçok işlevi yerine getiren Stubby, 17 büyük savaşta bulunmuş ve önemli katkılar vermiştir. </p>



<p>Kimyasal saldırıları tespit etme ve yaralı askerleri bulma gibi yetenekleri nedeniyle önemli bir rol oynamıştır. Bu hizmetlerinden dolayı birçok madalya ve onurla ödüllendirilmiştir. Özellikle bir Alman casusunu yakalamasıyla beraber <strong>&#8220;Sergeant </strong>(Türkçe: Çavuş)&#8221; rütbesini almıştır.</p>



<p>Savaştan sonra Sergeant Stubby, sahibi Robert Conroy ile birlikte tabiri caizse tam bir kahraman gibi Amerika&#8217;ya dönmüştür. Onun bu eşsiz hikayesi, ülke çapında büyük bir ilgi uyandırmış ve ünlenmesini sağlamıştır. Hayatı ve başarıları bir dizi gazete ve dergide yer almıştır. Zira Stubby, geçit törenlerine katılmış, ödüller almış, bizzat Beyaz Saray&#8217;da onurlandırılmıştır. </p>



<p>Robert Conroy, savaştan sonra hukuk eğitimi almak için Georgetown Üniversitesi&#8217;ne gittiğinde Stubby&#8217;yi de yanında getirmiştir. Stubby, okulun resmi maskotu haline gelmiş ve futbol maçlarına katılmıştır. Öyle ki, oyunun yarısında, Stubby genellikle topun etrafında döner ve kalabalığı eğlendirirdi.</p>



<p>Sergeant Stubby&#8217;nin 1926 yılında, yaklaşık 10 yıl süren bir halk kahramanı yaşamından sonra doğal yollarla öldüğü bildirilmiştir. Maalesef, Stubby&#8217;nin ölümüne sebep olan spesifik bir hastalık veya durum hakkında kaynaklarda belirli bir bilgi bulunmamaktadır. </p>



<p>Ancak, ömrünün son yıllarında Stubby&#8217;nin sahibi olan Robert Conroy ile birlikte huzurlu bir yaşam sürdüğü bilinmektedir. Ölümünden sonra Stubby&#8217;nin vücudu doldurulmuş ve Smithsonian Enstitüsü&#8217;nde sergilenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/06/Sergeant-Stubby-ve-olumu.jpg" alt="" class="wp-image-7765"/></figure>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/sergeant-stubby/">Sergeant Stubby: Kahraman Bir Sokak Köpeği</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/sergeant-stubby/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anitta Yazıtları: Hititçe Çivi Yazısı</title>
		<link>https://drippingain.com/anitta-yazitlari/</link>
					<comments>https://drippingain.com/anitta-yazitlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 14:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta Yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta Yazıtları Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=5205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anitta Yazıtları, antik Hitit Krallığı&#8217;nın erken dönemine ait bir seri yazıttır. Bu yazıtlar, Anitta&#8217;nın Hitit Kralı olduğu döneme, yaklaşık M.Ö. 17. yüzyıla tarihlenir. Anitta, kısa sürede birçok farklı şehri fethetmiş ve bu süreci detaylı bir şekilde belgelemiştir. Anitta Yazıtları Anitta yazıtları olarak adlandırılan ve tabletlere yazılmış bu metinler, şimdiye kadar bulunan en eski Hitit dilinde &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/anitta-yazitlari/">Anitta Yazıtları: Hititçe Çivi Yazısı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Anitta Yazıtları</strong>, antik Hitit Krallığı&#8217;nın erken dönemine ait bir seri yazıttır. Bu yazıtlar, Anitta&#8217;nın Hitit Kralı olduğu döneme, yaklaşık M.Ö. 17. yüzyıla tarihlenir. Anitta, kısa sürede birçok farklı şehri fethetmiş ve bu süreci detaylı bir şekilde belgelemiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anitta Yazıtları</h2>



<p>Anitta yazıtları olarak adlandırılan ve tabletlere yazılmış bu metinler, şimdiye kadar bulunan en eski Hitit dilinde yazılmış yazılardır. Bu yazıtlar, bilinen en eski tarihi metin ve Hitit dilinde yazılmış en eski çivi yazısı olmalarının yanı sıra, Hint-Avrupa dil ailesinin keşfedilmiş ilk yazılı metni olma özelliğini göstermeleri </p>



<p>Peki, bu yazıtların Hititliler tarafından yazıldığını nereden biliyoruz? Anitta Yazıtları, Anadolu hiyeroglifleri ve çivi yazısı ile yazılmıştır ve bu yazıların Hititler tarafından kullanıldığını gösteren ilk kanıtlardan biridir. </p>



<p>Haliyle, Hitit dilinin ve kültürünün kökenlerini anlamak için önemli bir kaynaktır. Anitta&#8217;nın fethettiği bölgeler ve krallıklar hakkındaki bilgiler, bu dönemde Anadolu&#8217;daki politik ve kültürel dinamikleri anlamamıza yardımcı olur.açısından büyük bir öneme sahiptir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">Anitta Yazıtlarında Ne Yazıyor?</h3>



<p>Anitta Yazıtları, Anitta&#8217;nın krallığı sırasında gerçekleşen bir dizi olayı belgeler. Anitta, Hitit Kralı olarak M.Ö. 17. yüzyılda hüküm sürmüştür. Yazıtlar, Anitta&#8217;nın çeşitli savaşları ve fetihleri hakkında bilgi verir.</p>



<p>Yazıtların içeriği özetle aşağıdaki gibidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Anitta&#8217;nın babası olan Pithana&#8217;nın Kuşara (Kuşsaray) şehrinin kralı olduğunu ve Pithana&#8217;nın Neşa şehrini (bugünkü Kayseri yakınlarındaki Kültepe) fethettiğini belirtir.</li>



<li>Pithana&#8217;nın ölümünden sonra Anitta&#8217;nın tahta geçtiği ve babasının başlattığı fetihleri sürdürdüğü belirtilir.</li>



<li>Anitta&#8217;nın Hatti şehri Salatiwara&#8217;yı (belki de günümüz Sivas&#8217;ı temsil ediyor) fethettiği belirtilir.</li>



<li>Anitta&#8217;nın Zalpa şehri üzerine yürüdüğü ve şehri fethettiği anlatılır.</li>



<li>Daha sonra Anitta&#8217;nın Hatti&#8217;deki diğer şehir devletlerine karşı yürüdüğü ve birçok şehri fethettiği belirtilir. Bu fetihler sonucunda Anitta, ilk Hitit İmparatorluğu&#8217;nu kurmuştur.</li>



<li>Yazıtlarda belki de en ünlü olan kısım, Anitta&#8217;nın yıktığı Neşa şehri üzerine lanetlemesidir. Anitta, herhangi bir kişinin veya halkın bu şehri yeniden inşa etmeye çalışmasının ağır sonuçları olacağını belirtir. Bu yönüyle belki de tarihteki ilk bilinen lanet metni olabilir.</li>
</ul>



<p><strong>Anitta</strong> ismi, Kültepe’de bulunan kilden yapılmış bir çok tablette ve önemli bir keşif olan hançerde babası Pithana ile birlikte geçer. Bulunan yazıtlar, Anadolu tarihindeki erken dönemleri anlamamız için önemli bir kaynaktır ve Hitit İmparatorluğu&#8217;nun nasıl kurulduğuna dair değerli bilgiler içerir.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/anitta-yazitlari/">Anitta Yazıtları: Hititçe Çivi Yazısı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/anitta-yazitlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölü Adamların Saldırısı: Zombi Ruslar</title>
		<link>https://drippingain.com/olu-adamlarin-saldirisi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/olu-adamlarin-saldirisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2020 23:30:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı Zombi Ruslar]]></category>
		<category><![CDATA[Ölü Adamların Saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Zombi Ruslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=5135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rusların savaş tarihlerine bakıldığında, girdikleri birçok savaşta &#8220;Ölü adamların saldırısı&#8221; tadında kötü olaylarla karşılaştıkları veya bunlara yol açtıkları bilinir. Özellikle Almanlarla olan savaşlarında korkunç olaylar yaşanmıştır. Kuşkusuz, Rusların savaş tarihine bakıldığında, akla ilk olarak İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda Almanlarla olan mücadelesi veya Napolyon ile yapılan savaşlar gelir. Ancak Birinci Dünya Savaşı&#8217;na özel olarak, Rusya&#8217;nın Almanya ile &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/olu-adamlarin-saldirisi/">Ölü Adamların Saldırısı: Zombi Ruslar</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rusların savaş tarihlerine bakıldığında, girdikleri birçok savaşta &#8220;Ölü adamların saldırısı&#8221; tadında kötü olaylarla karşılaştıkları veya bunlara yol açtıkları bilinir. Özellikle Almanlarla olan savaşlarında korkunç olaylar yaşanmıştır.</p>



<p>Kuşkusuz, Rusların savaş tarihine bakıldığında, akla ilk olarak İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda Almanlarla olan mücadelesi veya Napolyon ile yapılan savaşlar gelir. Ancak Birinci Dünya Savaşı&#8217;na özel olarak, Rusya&#8217;nın Almanya ile olan savaşları da dehşet verici olaylara sahne olmuştur. Özellikle <strong>Osoviç Kalesi</strong>&#8216;ni savunan Ruslar için, bu sahneler korkunçluğun sınırlarını zorlamıştı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Osowiec Kalesi</h2>



<p><strong>Osowiec (Osoviç) Kalesi</strong>, Rus İmparatorluğu tarafından 19. yüzyılda olası bir Alman işgaline karşı Polonya topraklarında inşa edilmiştir.</p>



<p>Bu kale, 1882-1892 yılları arasında Rusya&#8217;nın batı sınırlarını Almanya&#8217;ya karşı korumak amacıyla inşa edilen savunma yapılarından biridir ve ağır kuşatma silahlarına uyum sağlamak için sürekli olarak modernize edilmiştir. </p>



<p>Askeri mühendis <strong>Nestor Buinitsky</strong>, 1889-1893 yılları arasında kale inşasında önemli bir rol oynamıştır. <strong>Biebrza Nehri</strong> üzerinde, Almanya&#8217;nın Doğu Prusya eyaletiyle sınır olan bir yerde yaklaşık 50 km uzaklıkta olan bu kale, stratejik bir geçiş noktasını kontrol ediyordu. </p>



<p>Çevresini saran geniş bataklıklar ve sulak alanlar, kaleye saldırıları zorlaştırdığı gibi zamanla <strong>Belostok-Lyck-Königsberg</strong> demiryolu hattı da yanına yapılarak stratejik konumunu pekiştirmiştir.</p>



<p>Osowiec Kalesi, 1914 Eylül&#8217;ünden 1915 Ağustos&#8217;una kadar 1. Dünya Savaşı doğu cephesinde ağır çatışmalara sahne olmuştur. </p>



<p>İlk iki saldırı Ruslar tarafından püskürtülmüştür. Ancak zehirli gazların da kullanıldığı üçüncü saldırı, namı diğer &#8220;Ölü adamların saldırısı&#8221; başlamıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Ölü Adamların Saldırısı</h2>



<p>1914 sonlarında Almanların başlattığı saldırılar sonucunda önemli bir ilerleme kaydedilmemişti. Almanlar, kelimenin tam anlamıyla kaleyi toplar ve ağır makineli silahlarla kuşatmış ve sürekli olarak saldırıyordu. Ancak Ruslar, kaleyi bir şekilde savunmayı başarıyor ve zaman zaman uygun koşullarda beklenmedik saldırılarla Alman kuvvetlerine ciddi kayıplar verdirebiliyordu.</p>



<p>Alman kuvvetleri, 900 askerden oluşan Rus savunmasını yıkmak amacıyla, temmuz ayının başında kaleye tam cepheden bir saldırı başlatmıştır; saldırıya <strong>14 piyade taburu</strong>, <strong>1 mühendis taburu</strong>, <strong>24-30 ağır kuşatma topu</strong> ve <strong>Paul von Hindenburg</strong> liderliğinde <strong>zehirli gazlarla</strong> donatılmış <strong>30 topçu bataryası </strong>dahil olmuştur.</p>



<p>Paul von Hindenburg, Rusların hiç gaz maskesi olmadığını düşündüğü için zehirli gaz olarak <strong>klor </strong>gazını kullanmayı seçmiştir. Zehirli gaz saldırısı için ideal hava koşullarının oluşmasını bekleyen Alman kuvvetleri, 6 Ağustos sabahı saat 04:00&#8217;te olumlu rüzgar koşullarının oluşmasıyla beraber klor gazı ile birlikte normal topçu bombardımanı başlatmıştır.</p>



<p>Zurnanın zırt dediği yer tam olarak burada kendini göstermişti; Ruslar, kimyasal silahlara karşı yeterli önlemlere sahip olmadıklarından zehirli gazın zararlı etkilerini engellemek adına ıslak bezlerle korunmaya çalışmışlardır. </p>



<p>Havada bulunan gaz, Rus askerlerinin ciğerlerindeki ıslak tabakayla tepkimeye girerek klor gazını hidroklorik asite dönüştürmüştür. Yüzlerindeki deri içten dışa doğru erimeye başlayan Rus askerleri, neredeyse zombiye benzeyen bir görünüm kazanmışlardı.</p>



<p>Bombardımanın ardından 7.000 Alman askeri kaleye saldırmıştır. Durumun korkunçluğu karşısında savunma pozisyonunda kalmaktan vazgeçen Rus askerleri, kendilerine saldıran Alman askerlerine karşı, kendilerine yaşattıkları korkunç eylemlere cevap vermek adına karşı bir saldırıya geçmiştirler.</p>



<p>Ancak Almanlar siperlere yaklaştıklarında gördükleri manzara karşısında dehşete düşmüşlerdir. Yaklaşık <strong>100 kadar Rus askeri,</strong> yüzü erimiş ve bezlerle sarılı olan askerler sisli havanın içinden Almanlara karşı hücum etmekteydi. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2020/11/Olu-Adamlarin-Saldirisi-nedir-1024x576.jpg" alt="Ölü Adamların Saldırısı nedir" class="wp-image-6236"/></figure>



<p>Bu askerler yüzlerindeki kimyasal yanık izleriyle, yanmış vücutlarını mendillerle sarmış ve ağızlarından kan ve ciğerlerini parça parça tükürerek süngüyle saldırmışlardı. </p>



<p>Bu manzara o kadar korkutucuydu ki, karşılarında tabiri caizse zombileşmiş Rusları gören Almanlar, yaşadıkları paniğin etkisiyle kaçmaya başlamışlardır.</p>



<p>Düzenleri bozulan Alman kuvvetleri birbirlerini eze eze kaçmaya çalışırken kendi dikenli tellerine takılmışlar ve çekilenlerin bir kısmı da Rus birlikleri tarafından öldürülmüştür. Osowiec Kalesi&#8217;nden kurtulanlar ise yaklaşık iki hafta sonra tahliye edilmiştir.</p>



<p>Saldırının hayatta kalanlarından biri olan <strong>Sergey Khmelkov</strong> isimli Rus asker, askerlerin zehirlendiğini, çimlerin siyaha döndüğünü ve etin, yağın, sebzelerin tüketilemez hale geldiğini anlatmıştır.</p>



<p>Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda gazeteler, bu saldırıya &#8220;ölü adamların saldırısı&#8221; veya &#8220;attack of the dead men&#8221; adını vermiştir.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/olu-adamlarin-saldirisi/">Ölü Adamların Saldırısı: Zombi Ruslar</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/olu-adamlarin-saldirisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Agoge Eğitimleri: Antik Sparta&#8217;nın Savaşçı Yetiştirme Sırrı</title>
		<link>https://drippingain.com/agoge-egitimleri/</link>
					<comments>https://drippingain.com/agoge-egitimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2020 13:15:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge Eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge Eğitimleri nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Sert Sparta Eğitimleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antik Yunan&#8217;da Spartalı bir erkeğin hayatı, &#8220;Agoge eğitimleri&#8221; adı verilen ve doğduğu günden itibaren onu mükemmel bir savaş makinesine dönüştürmek için tasarlanan bir acemi birliği ile geçerdi. Agoge Nedir? Agoge, antik Sparta&#8217;da kullanılan sıkı bir eğitim ve disiplin programını ifade eder. Sparta&#8217;nın savaşçı toplumuna ait erkek çocuklar, genellikle yedi yaşında ailelerinden alınır ve devlet tarafından &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/agoge-egitimleri/">Agoge Eğitimleri: Antik Sparta&#8217;nın Savaşçı Yetiştirme Sırrı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antik Yunan&#8217;da <strong>Spartalı </strong>bir erkeğin hayatı, &#8220;<strong>Agoge eğitimleri&#8221; </strong>adı verilen ve doğduğu günden itibaren onu mükemmel bir savaş makinesine dönüştürmek için tasarlanan bir acemi birliği ile geçerdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Agoge Nedir?</h2>



<p>Agoge, antik Sparta&#8217;da kullanılan sıkı bir eğitim ve disiplin programını ifade eder. Sparta&#8217;nın savaşçı toplumuna ait erkek çocuklar, genellikle yedi yaşında ailelerinden alınır ve devlet tarafından kontrol edilen bu sisteme dahil edilirdi.</p>



<p>Peki, bu sistemde neler öğretiliyordu? Agoge&#8217;de çocuklara savaşçılık, avcılık, dayanıklılık ve disiplin konularında yoğun bir eğitim verilirdi. Aynı zamanda liderlik, sadakat ve sosyal uyum gibi Sparta toplum değerleri de bu eğitimin bir parçasıydı. Fiziksel eğitimin yanı sıra, çocuklar, müzik, dans ve şiir gibi kültürel disiplinlerde de eğitim görürdü. </p>



<p>Bu eğitim sıklıkla sert koşullarda, az gıda ve az uyku ile birlikte verildiğinden çocuklarun savaş halinin getireceği olası olumsuz durumlara karşı alışkanlık kazanmaları amaçlanırdı.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="The history of the formation of King Leonidas. How the Spartans trained warriors. 300" width="1220" height="686" src="https://www.youtube.com/embed/BFC5PkSdFvk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption">Agoge Eğitimleri</figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Agoge Eğitimleri</h3>



<p>Agoge eğitimleri, genç erkeklerin askeri becerilerini geliştirmek, dayanıklılıklarını artırmak ve disiplinlerini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.</p>



<p>Bu eğitimler, antik Yunanistan&#8217;da bir şehir devleti olan Sparta&#8217;daki erkek Sparta vatandaşlarının çocukluktan itibaren görmesi zorunlu olan son derece sıkı ve disiplinli bir askeri eğitim düzenine sahiptir.</p>



<p>Bu eğitim sistemi, Sparta&#8217;nın askeri odaklı toplumunun önemli bir parçasıydı. Ancak, günümüz standartlarına göre oldukça ağır ve sert bir programdı. Sparta&#8217;lı erkekler genellikle 20 yaşında Agoge eğitimini tamamlar ve Sparta ordusuna katılırlardı. </p>



<p>Agoge, çocuklar altı yaşına geldiğinde başlar ve genellikle 18-20 yaşlarına kadar süren bir sisteme sahipti. Eğitim süreci boyunca öğrencilere askeri beceriler, fiziksel egzersizler, dayanıklılık, savaş stratejileri ve Spartalı değerleri gibi konularda eğitim verilirdi. Agoge, aynı zamanda Spartalı genç erkeklerin bir arada yaşayıp dayanışma ve takım ruhu geliştirmesini de sağlaması açısından önemli olmuştur.</p>



<p>Eğitimin içeriği, çeşitle yaş kategorilerine göre belirlenmiştir: </p>



<h4 class="wp-block-heading">0-7 Yaş Arası Agoge</h4>



<p>Spartalılar, çocuklarının erken yaşlardan itibaren sağlıklı ve güçlü olmalarını önemserlerdi. Bu nedenle, Agoge eğitimlerine hazırlık amacıyla çocuklar yedi yaşına gelmeden önce fiziksel egzersizlere başlardı. Bu egzersizler, dayanıklılığı artırmak, güçlenmek ve temel becerileri geliştirmek için tasarlanmıştı.</p>



<p>Spartalılar, yeni doğan bebeklerini güçlü ve sağlıklı birer asker olarak yetiştirmek için çeşitli yöntemler kullanırlardı. Bebekleri, doğduktan sonra önce anne sütüyle beslemek yerine bal, şarap veya zeytinyağı karışımı bir sıvıyla yıkamak gibi uygulamalar yaparlardı. Bu uygulamaların amacı, bebeklerin dayanıklılığını artırmak ve onları çeşitli dış etkilere karşı daha dirençli hale getirmekti.</p>



<p>Ayrıca, bebeklerin fiziksel sağlığını ve gücünü kontrol etmek için derinlemesine bir inceleme yapılırdı. Bu inceleme sırasında bebeklerin vücut yapıları, doğuştan gelen bir sakatlık veya zayıflık belirtisi olup olmadığı açısından dikkatlice incelenirdi.</p>



<p>Zayıf veya hastalıklı bebekler, birkaç günlüğüne Taygetus Dağı&#8217;ndaki Apothetae adı verilen bir yerde bırakılır ve bu süre boyunca hayatta kalıp kalamayacakları gözlemlenirdi. Bu uygulama, bebeklerin dayanıklılığını test etmek ve güçlü olanları ayırmak amacıyla gerçekleştirilirdi. Zayıf bebeklerin hayatta kalamaması, Spartalıların güçlü bir askeri sınıf yaratma amacına hizmet ediyordu.</p>



<h4 class="wp-block-heading">7-10 Yaş Arası Agoge</h4>



<p>7-10 yaş arası çocuklar için Agoge eğitimlerinde temel becerilerin ve dayanıklılığın geliştirilmesi odak noktası olurdu. Bu dönemde çocuklar, daha ileri düzeyde fiziksel eğitimlere ve askeri beceri kazandırmaya yönelik çalışmalara tabi tutulurlardı. Aynı zamanda disiplin, takım çalışması ve dayanıklılığın önemi vurgulanır ve çocuklar bu değerleri benimsemeye teşvik edilirdi.</p>



<p>Erkek çocukları yedi yaşına geldiklerinde devletin yönetimi altındaki Agoge&#8217;ye kaydedilir ve &#8220;Barakalar&#8221; adı verilen yerlere gönderilirlerdi. Burada &#8220;Paidonomos&#8221; olarak bilinen kişilerin himayesi altına girerler ve vahşi hayatta hayatta kalma, çatışmalar ve sert eğitimlerin olduğu bir sürece tabi tutulurlardı. Bu süreçte kırbaçlama gibi cezalar da uygulanırdı.</p>



<p>Çocuk Spartalıların hiçbir zaman yeterli yiyeceğe sahip olmadığından dolayı hayatta kalabilmek için yiyecekleri başarılı bir şekilde çalmaları beklenirdi. Çalmak suç olarak görülmez, tam tersine teşvik edilen bir davranıştı, ancak yakalanmaları durumunda ağır cezalara çarptırılırlardı. Yeterli yiyecek verilmemesinin nedenlerinden biri, çocukların esnekliklerini kaybetmelerini önlemek için şişmanlamalarını engellemekti. Ayrıca, sefere çıktıklarında olası bir kıtlık durumuyla karşılaşmalarına alışmalarını sağlamak amacıyla böyle bir uygulama yapılırdı.</p>



<p>Yunan tarihçi Plutarkhos&#8217;a göre bir çocuk, bir kez gömleğinin içine bir tilki yavrusu saklamış ve öfkeli hayvan onu can havliyle ısırmasına rağmen yakalanmamak için bir ses bile çıkarmamıştır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">10-18 Yaş Arası Agoge</h4>



<p>10 yaşına geldiklerinde, çocuklara fiziksel egzersizlerin yanı sıra okuma ve yazma öğretilirdi. Silah kullanma becerileri de doğal bir şekilde benimseyene kadar sürekli olarak eğitilirlerdi. Silahlarıyla uyum içinde hareket etmeyi öğrenmeleri sağlanırdı. Zira uyumlu hareket, savaşçının başarısının temel anahtarıydı ve serbestçe hareket edebilme yeteneği son derece önemliydi.</p>



<p>12 yaşına geldiklerinde, Spartalı çocuklar saçlarını kısa kestirir, tuniklerini çıkarır ve yerine savurabilecekleri bir pelerin verilirdi. Bu dönemde tüm Spartalılar, savaş şarkılarını öğrenir ve askeri eğitimleri ciddiyetle devam ettirirlerdi.</p>



<p>Ayaklarını sertleştirmek için her zaman çıplak ayakla dolaşmak zorundaydılar. Eğitmenler, herhangi bir sebep bulduklarında çocukları ciddi şekilde döverlerdi. Eğitim sert ve acımasızdı. Bazı çocuklar eğitimin sertliği nedeniyle hayatını kaybederdi. Ancak hayatta kalanlar, durdurulamayan gerçek Spartalı askerlerini oluştururdu.</p>



<h4 class="wp-block-heading">18 Yaş ve Sonrası Agoge</h4>



<p>Yaşları 18&#8217;e geldiğinde, gençler ordunun yedek kuvvetlerini oluşturan birimlere ayrılıyorlardı. Ancak eğitimleri bu süreçte de devam etmekteydi. Ayrıca, içlerinden bazıları &#8220;<strong>Kryptia</strong>&#8221; olarak bilinen gizli polis teşkilatına alınmak üzere seçiliyordu.</p>



<p>Kryptia, Sparta&#8217;da <strong>Helot </strong>adı verilen köleleri izlemek ve onları kontrol altında tutmak için görevlendirilen bir birlikti. Tehlikeli olanlarını hedef alarak suikast düzenlerlerdi.</p>



<p>Yaşları 20&#8217;ye geldiklerinde, gençler Sparta ordusuna kabul edilmeye başlıyorlardı. Çeşitli kışlalara yerleştirilip orada ikamet ediyorlardı. Bundan sonra, Sparta vatandaşı olabilmek için birbirleriyle rekabet etmeye başlıyorlar ve çeşitli oylamalara tabi tutuluyorlardı.</p>



<p>Bu oylamalar, gençlerin girmeye çalıştığı kamu topluluğu üyeleri tarafından yapılır ve oy birliği sağlandığında veya geçerli oy çoğunluğunu alındığında bu gençler kabul edilirdi. Eğer gerekli çoğunluğu sağlayamazlarsa, on yıl sonra tekrar oylanmayı beklemek zorunda kalırlardı.</p>



<p>Yetişkin Spartalılar, hayatlarının büyük bir kısmını askeri birlikler halinde geçirirler, birbirlerine savaş hikayeleri anlatır ve gerçekten kötü yiyeceklerle beslenirlerdi. Bu acımasız bir yaşamdı, ancak amaçlanan etkiyi sağlamada etkili oluyordu.</p>



<p>Spartalı askerler, savaşlarda destansı kahramanlık gösterileri sergilemişlerdir. Bu olağanüstü cesaretleri, MÖ 479&#8217;da <strong>Plataea&#8217;da </strong>ve MÖ 480&#8217;de <strong>Thermopylae&#8217;de </strong>gerçekleşen <strong>Pers Savaşları&#8217;nda</strong> efsaneleşmiştir. Bu savaşta <strong>300 Spartalı</strong> savaşçı ve sayıca az müttefiki devasa bir Pers ordusunu geri püskürtmüştü. </p>



<p>Doğumundan itibaren bir Spartalı, savaşta veya barışta sürekli bir disiplin ve rekabet içinde olup, kendini savaşmaya ve savaş yapma yeteneğini geliştirmeye adamıştı. Yunanistan&#8217;daki diğer şehirler gelişmiş kültürleriyle tiyatro ve felsefe gibi alanlarda dikkat çekerken, Sparta ise insanlarının kişisel cesareti, karakteri, sınırları ve ahlaki dokusuyla ünlüydü ve Agoge eğitimleri bunda büyük bir role sahipti.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/agoge-egitimleri/">Agoge Eğitimleri: Antik Sparta&#8217;nın Savaşçı Yetiştirme Sırrı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/agoge-egitimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ostrakismos Çömlek Mahkemesi: Antik Yunan&#8217;da Demokrasi</title>
		<link>https://drippingain.com/ostrakismos/</link>
					<comments>https://drippingain.com/ostrakismos/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 18:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Çömlek seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çömlek seçimi Ostrakismos]]></category>
		<category><![CDATA[Dışlama Ostrakismos]]></category>
		<category><![CDATA[Dışlama siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Ostrakismos]]></category>
		<category><![CDATA[Ostrakismos Dışlama siyaseti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ostrakismos çömlek mahkemesi, siyasi liderler de dahil olmak üzere herhangi bir yurttaşın 10 yıl boyunca şehir devletinden dışlanıp sürgüne gönderilebileceği antik Atina seçimlerinden biridir. Ostrakismos Çömlek Mahkemesi Ostrakismos (veya ostracism), antik Atina&#8217;da demokrasiyi tehdit eden bireylerin şehirden sürgün edilmesi için kullanılan bir yöntemdi. Oy kullanmak için kullanılan küçük çömlek parçalarından (Ostraka) dolayı böylesi bir adlandırma &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/ostrakismos/">Ostrakismos Çömlek Mahkemesi: Antik Yunan&#8217;da Demokrasi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ostrakismos çömlek mahkemesi</strong>, siyasi liderler de dahil olmak üzere herhangi bir yurttaşın 10 yıl boyunca şehir devletinden dışlanıp sürgüne gönderilebileceği antik Atina seçimlerinden biridir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Ostrakismos Çömlek Mahkemesi</h2>



<p>Ostrakismos (veya ostracism), antik Atina&#8217;da demokrasiyi tehdit eden bireylerin şehirden sürgün edilmesi için kullanılan bir yöntemdi. Oy kullanmak için kullanılan küçük çömlek parçalarından (Ostraka) dolayı böylesi bir adlandırma yapılmıştır. </p>



<p>Ostrakismos çömlekleri ile yapılan oylamanın amacı, aşırı gücün tek bir kişinin eline geçmesini önlemek ve böylece tiranlığın oluşmasını engellemekti. Bu nedenle, tehlikeli ve hırslı olarak görülen politikacılar, şehrin siyasi hayatından çıkarılmak için on yıllık bir sürgüne zorlanırdı.</p>



<p>Atina&#8217;da ostrakismosun tam olarak hangi tarih ve olaydan sonra başladığına dair kesin bilgiler belirsizdir. Ancak, bu uygulama genel olarak <strong>Kleisthenes&#8217;in </strong>demokratik reformları sırasında ya da hemen sonrasında (MÖ 508/507 civarında) başlatıldığı kabul edilir.</p>



<p>Kleisthenes, Atina demokrasisinin babası olarak bilinir ve yaptığı reformlar, vatandaşların daha doğrudan politik süreçlere katılmasını sağlamıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ostrakismos Nasıl Yapılıyordu?</h3>



<p>Çömleklerin kullanıldığı bu dışlanma prosedürü oldukça basitti. Ostrakismos veya çömlek mahkemesi, aşağıdaki şekilde işlerdi:</p>



<p>Her kış, <strong>Atina vatandaşları</strong> (yani özgür yetişkin erkekler), <strong>Agora&#8217;da </strong>bir araya gelir ve birinin aşırı güçlü olup olmadığını tespit etmek veya bir tiranlık kurabilecek durumda olup olmadığını belirlemek için oy kullanırlardı. Eğer belirli bir çoğunluk &#8216;evet&#8217; oyu verirse, iki ay sonra aynı topluluk tekrar Agora&#8217;da bir araya gelirdi.</p>



<p>İkinci toplantıda, her vatandaş dışlamak istediği kişinin adını kazıdığı bir &#8220;Ostrakon&#8221; (çömlek parçası) getirirdi. Birden fazla oy atılmaması adına vatandaşlar oylama tamamlanana kadar beklemek zorunda kalırdı.</p>



<p>Oylama tamamlandıktan sonra, çömlek parçaları sayılırdı. Eğer çömlek parçalarının sayısı 6.000&#8217;den fazla ise, içlerinden en yüksek oy alan kişi belirlenir ve on yıllık sürgünle sonuçlanan dışlanma süreci başlardı. Ancak sürgün edilen kişi, mülkiyet haklarını kaybetmezdi.</p>



<p>Tabii dışlanan kişi hemen sürgüne gönderilmezdi. Dışlanan vatandaşa, işlerini halletmesi ve Atina&#8217;yı terk etmesi için on gün süre tanınırdı. Ayrıca, bu on yıllık süreçte dışlanan kişinin vatandaşlığı düşmez ve mülküne dokunulmazdı. Hatta gelirlerine erişimine izin verilirdi.</p>



<p>Bu süre zarfında sürgün edilen kişi, mülkiyet haklarını korur ve mal varlığını kaybetmezdi, bu da sürgünün geçici olduğunu ve kişinin dönüşünün beklenildiğini gösterir. Ancak, sürgün süresince Atina&#8217;da bulunmaları kesinlikle yasaktı. Sürgünün amacı, kişinin Atina&#8217;daki politik etkisini sınırlamaktı. Dolayısıyla bu süre zarfında dönmeleri, bu amacı boşa çıkarırdı.</p>



<p>Haliyle, dışlanan kişinin hiçbir mazeretle şehre dönemezdi. Dolayısıyla, halk oylamasıyla geri çağrılmadıkça, dışlanan kişiler on yıl boyunca hiçbir koşulda şehre dönemezlerdi. Bu riske rağmen dönenler ise ölüm cezasıyla cezalandırılırdı.</p>



<p>Öte yandan, on yıllık sürgün süresi sona erdikten sonra, kişi tekrar Atina&#8217;ya dönebilir ve tüm vatandaşlık haklarına yeniden sahip olurdu. Bu da ostrakismosun nihai amacının, kişinin Atina üzerinde olası tehlikeli etkisini sınırlamak olduğunu, kişiyi cezalandırmak veya mülkiyetini elinden almak olmadığını gösterir.</p>



<p>Bu uygulama, potansiyel tiranları kontrol altına almak ve demokratik düzene zarar verme riskini sınırlamak için kullanılan bir yöntemdi. Ancak, zamanla, politik rakipleri etkisiz hale getirmek için bir araç olarak kullanıldığına dair belgeler de vardır. </p>



<p>Prosedür, 480&#8217;lerde daha sık bir şekilde uygulansa da sonrasında daha az kullanılmıştır. Başlangıçta işe yarar bir fikir gibi görünmesine rağmen, uzun vadede politik hırsları kontrol altına almak için pek etkili olmamıştır. Çünkü güçlü bir politikacı, yeterli güce sahipse, Ostrakismos seçimini baş rakibini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaya başlamıştır.</p>



<p>Nitekim böyle bir olay, <strong>Perikles&#8217;in </strong>politikalarına, özellikle de inşaat programına yönelik şiddetli eleştirilerle karşılaştığı M.Ö. 443&#8217;te gerçekleşmiştir. Baş rakibi <strong>Melesias&#8217;ın </strong>oğlu <strong>Thukydides&#8217;in </strong>(tarihçi Thukydides değil) sürgüne gönderilmesine neden olan bir dışlama gerçekleştirilmiştir.</p>



<p>Arkeologlar, büyük çoğunluğu Agora ve Kerameikos kazılarında olmak üzere şimdiye kadar&nbsp;11.000&#8217;den fazla&nbsp;<strong>ostraka</strong>&nbsp;çömlekleri bulmuştur. </p>



<p>Ostrakismos, antik Yunanistan&#8217;ın politik ve sosyal yapısının bir parçası olarak tarih sahnesinde yerini almış bir uygulamadır. Bugün, bu tür bir mahkeme veya sürgün yöntemi benzer şekillerde kullanılmamaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/ostrakismos/">Ostrakismos Çömlek Mahkemesi: Antik Yunan&#8217;da Demokrasi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/ostrakismos/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maraton Koşusunun Antik Tarihi</title>
		<link>https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 15:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Maraton Koşusu]]></category>
		<category><![CDATA[Maraton Koşusu Pheidippides]]></category>
		<category><![CDATA[Maraton Koşusu tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Pheidippides]]></category>
		<category><![CDATA[Pheidippides koşma]]></category>
		<category><![CDATA[Pheidippides koşusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antik Yunan tarihindeki kahramanlık anıları ve efsaneler hakkında her zaman bir merakınız oldu mu? İşte size bunlardan biri: Maraton koşusu. Belki de dünyanın en ünlü uzun mesafe koşusunun, eski bir savaş alanının tozlu yollarından doğduğunu biliyor muydunuz? Bu yazımızda, Maraton koşusunun antik tarihi, bu eşsiz spor etkinliğinin kökeni ve Atina&#8217;ya zafer haberini getirmek için canını &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/">Maraton Koşusunun Antik Tarihi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antik Yunan tarihindeki kahramanlık anıları ve efsaneler hakkında her zaman bir merakınız oldu mu? İşte size bunlardan biri: Maraton koşusu. Belki de dünyanın en ünlü uzun mesafe koşusunun, eski bir savaş alanının tozlu yollarından doğduğunu biliyor muydunuz? Bu yazımızda, Maraton koşusunun antik tarihi, bu eşsiz spor etkinliğinin kökeni ve Atina&#8217;ya zafer haberini getirmek için canını veren bir habercinin hikayesini anlatacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Maraton Koşusunun Tarihi</h2>



<p>Bugünkü anlamda bilinen maraton koşusu fikri, güçlü bir orduya karşı kazanılan önemli bir Yunan zaferinin haberi ile Maraton bölgesinden Atina&#8217;ya yaklaşık 40 kilometre (yaklaşık 26 mil) mesafeyi koşan eski bir Yunan elçisinin efsanesinden esinlenerek ortaya çıkmıştır.</p>



<p>M.Ö. 490&#8217;da küçük bir Atina kuvveti ve müttefiklerinden oluşan ordu,<strong> Pers Kralı I. Darius</strong>&#8216;un güçlü ordusunu Atina&#8217;dan yaklaşık 40 kilometre-26 mil uzaklıktaki Maraton düzlüklerinde yenmişti.</p>



<p>Bu, Batı tarihi açısından bir dönüm noktası olmuştur. Zira o zamanlarda Darius, dünyanın hakimi olan devasa bir güçte liderdi ve orduları uzun bir süredir durdurulamıyordu. Ancak az sayıdaki Yunan ağır <strong>piyade hoplitleri</strong> ve Makedon savaşçı <strong>phalanx birlikleri</strong>, sonunda Darius&#8217;un ordularını bertaraf edebilmişlerdi.</p>



<p>Zafer sonrasında gerçekleşen Maraton koşusunun kökeni hakkında genelde iki farklı hikaye anlatılır. Ancak, bu iki hikaye birbirinden farklı olayları temsil eder:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Herodotus&#8217;un Anlatısı</li>



<li>Maraton Koşusu Efsanesi</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">Herodotus&#8217;un Anlatısına Göre Maraton Koşusu</h3>



<p>Herodotus&#8217;un eserlerinde, Pheidippides adında bir Atinalı&#8217;nın yardım talep etmek üzere Sparta&#8217;ya koştuğu belirtilir. Koşu, Pers İmparatorluğu&#8217;nun MÖ 490 yılında Atina&#8217;ya saldırmak üzere Maraton&#8217;a ulaştığı haberi alındığında meydana gelmiştir. </p>



<p>Bu durum, Perslerin üzerine yürüyecek güçte bir ordu kurmaları için Atinalıları harekete geçirir. Ancak, kendi başlarına bu savaşı kazanabileceklerinden emin olamayan Atinalılar, Sparta&#8217;dan yardım istemek zorunda kalmıştır.</p>



<p>Acil yardım çağrısını iletme görevi ise Pheidippides&#8217;e verilmiştir. Kendisi Atina&#8217;dan Sparta&#8217;ya, yaklaşık 240 km&#8217;lik bir mesafeyi olabildiğince hızlı bir şekilde koşmuştur. Yine Herodotus&#8217;a göre bu yolculuk Pheidippides&#8217;in sadece iki gününe mal olmuştur.</p>



<p>Herodotus&#8217;un anlattığı hikayeye göre Pheidippides, Atina&#8217;dan Sparta&#8217;ya yardım talep etmek için koşmuş ve başarılı bir şekilde dönmüştür. Herodotus&#8217;un metninde Pheidippides&#8217;in öldüğü belirtilmez.</p>



<p>Ancak, bazen Maraton Savaşı&#8217;ndan sonra Atina&#8217;ya koşan ve haber verir vermez ölen bir koşucu hikayesi anlatılır. Bu hikaye genellikle Pheidippides ile ilişkilendirilir, ancak Herodotus bu olaydan hiç bahsetmemiştir ve bu hikaye genellikle bir efsane olarak kabul edilir.</p>



<p>Pheidippides&#8217;in koştuğu rota Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya değil, Atina&#8217;dan Sparta&#8217;ya doğru olması nedeniyle Maraton koşusunun kökeni olarak kabul edilmez. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Maraton Koşusu Efsanesi</h3>



<p>Maraton koşusuyla genellikle ilişkilendirilen başka bir hikaye daha vardır. Bu hikaye, Maraton Savaşı&#8217;ndaki zaferin haberini Atina&#8217;ya getirmek için Pheidippides&#8217;in Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya koştuğunu belirtir. </p>



<p>Bu zaferin sonunda, adı <strong>Pheidippides </strong>olan bir haberci, Perslerin yenilgi haberini Atina&#8217;ya taşımakla görevlendirilmişti. Görevi son derece hayatiydi; zafer haberini Atina&#8217;ya ulaştırarak, halkı rahatlatmak ve zafer sevincini paylaşmak zorundaydı. Zira bölgede gergi bir bekleyiş hakimdi.</p>



<p>Efsaneye göre Pheidippides, Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya, yaklaşık 40 kilometrelik bir mesafeyi olabildiğince hızlı bir şekilde koşar. Atina&#8217;ya vardığında, son nefesiyle &#8220;Mutlu olun, zaferi kazandık!&#8221; diyerek sevincini paylaşır ve hemen oracıkta hayatını kaybeder.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/05/Pheidippides.jpg" alt="" class="wp-image-7744"/><figcaption class="wp-element-caption">Maraton Koşusunun Antik Tarihi</figcaption></figure>



<p>Bu hikaye, Pheidippides&#8217;in son nefesine kadar koştuğu ve zafer haberiyle birlikte hayatını verdiği dramatik bir anlatı içerir. Ancak, bu hikaye Herodotus&#8217;un eserlerinde bulunmaz ve genellikle bir efsane olarak kabul edilir.</p>



<p>Efsane ya da gerçek, Maraton koşusunun bugünkü formu, Pheidippides&#8217;in hikayesinin popülerleşmesine borçlu olmuştur. 1896&#8217;da, ilk modern Olimpiyat Oyunları&#8217;nda, Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya olan mesafeyi taklit eden bir koşu düzenlenir. Bu koşu, &#8220;Maraton&#8221; adını alır ve dünya çapında popüler bir spor etkinliği haline gelmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/">Maraton Koşusunun Antik Tarihi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cher Ami: Kahraman Bir Güvercin</title>
		<link>https://drippingain.com/cher-ami/</link>
					<comments>https://drippingain.com/cher-ami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 15:40:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Cher Ami]]></category>
		<category><![CDATA[Cher Ami Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Cher Ami ww1]]></category>
		<category><![CDATA[Güvercin Cher Ami]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman güvercin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cher Ami, I. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bir posta güvercinidir ve hayatını Amerikalı askerlerin hayatlarını kurtarmak için tehlikeye atmıştır. Cher Ami Kimdir? Fransızca&#8217;da &#8220;Sevgili Arkadaş, Biricik Arkadaşım&#8221; gibi anlamlara gelen Cher Ami, I. Dünya Savaşı sırasında Fransa&#8217;daki ABD Ordusu&#8217;na ait olan 600 posta güvercininden biriydi. Tahmin edeceğiniz üzere I. Dünya Savaşı sırasında, &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/cher-ami/">Cher Ami: Kahraman Bir Güvercin</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Cher Ami</strong>, I. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bir posta güvercinidir ve hayatını Amerikalı askerlerin hayatlarını kurtarmak için tehlikeye atmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Cher Ami Kimdir?</h2>



<p>Fransızca&#8217;da &#8220;Sevgili Arkadaş, Biricik Arkadaşım&#8221; gibi anlamlara gelen Cher Ami, I. Dünya Savaşı sırasında Fransa&#8217;daki ABD Ordusu&#8217;na ait olan 600 posta güvercininden biriydi.</p>



<p>Tahmin edeceğiniz üzere I. Dünya Savaşı sırasında, haberleşme teknolojileri bugünkü kadar gelişmiş değildi. Radyo teknolojisi hala ilk aşamalarında olduğu gibi güvenilir de değildi. Ayrıca kablolu telefon hatları sık sık düşman ateşiyle kesiliyordu. Bu yüzden askeri birlikler, önemli mesajları iletmek için posta güvercinlerini hala kullanıyordu.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">Cher Ami ve Kahramanlığı</h3>



<p>1918 yılında, Argonne Ormanı&#8217;nda savaşın gürültüsü ve tozu arasında, Amerikan 77. Tümeni&#8217;nin askerleri, düşman hatlarına sıkışmışlardı. Artık &#8220;Kayıp Tabur&#8221; olarak anılan bu birlik, umutsuzca yardım bekliyordu.</p>



<p>Yiyecek ve mühimmatları tükenme noktasına gelmiş Amerikan askerlerinin düşman hatlarına sıkışmış olması yetmediği gibi kendi topçularının da yaylım ateşine maruz kalmışlardı. </p>



<p>İşte tam da bu esnada, posta güvercinleri devreye girmiştir. Onların üzerindeki ağırlık sadece bir kağıt parçası değildi, aynı zamanda birlikteki 194 askerin hayatta kalma umudu olduğundan canhıraş bir halde ellerindeki üç posta güvercinini sırayla uçurmaya başlamışlardır.</p>



<p>İlk iki güvercin havalandıkları anda vuruldu ve hayatlarını kaybettiler. Ellerinde kalan son güvercin olan Cher Ami, arkasında kalan 194 kişinin srtık tek umudu olarak gökyüzüne bırakılmıştır.</p>



<p>Cher Ami, gökyüzüne havalandıktan kısa bir süre sonra düşman kuvvetlerince vurulmuştur. Bir gözünü ve bir bacağını kaybeden bu kahraman kuş, her şeye rağmen hayatta ama yaralı bir vaziyette uçtu, uçtu, uçtu ve kurşunlar arasından sıyrılarak yaklaşık yarım saatte 40 km yol kat etmiştir.&nbsp;</p>



<p>Üsse ağır yaralı olarak varmış ve <strong>Binbaşı Charles S. Whittlesey</strong> tarafından yazılan “276.4 paralelindeyiz. Kendi topçumuz doğrudan üzerimize ateş açtı. Tanrı aşkına, durdurun bunu!” mesajını ulaştırmıştır.</p>



<p>Bu yaralı güvercinin başarıyla taşıdığı mesaj, Amerikan topçularının kendi birliklerini vurduğunu fark etmelerini sağlamıştır. Akabininde gelişen olaylar neticesinde, &#8220;Kayıp Tabur&#8221; olarak bilinen 194 Amerikan askeri kurtarılmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">Sonrasında Olanlar</h3>



<p>Ordu sağlık görevlileri Cher Ami&#8217;nin hayatını kurtarmayı başarmışlardır. Yaraları o kadar ağırdı ki, bir bacağını kaybetti ve yerine özel bir tahta bacak takılmıştır. </p>



<p>Bu olağanüstü kuş, hizmetlerine ve kahramanlığına saygı gösterilerek Amerikan Ordusu tarafından ödüllendirilmiştir. Ayrıca Fransız hükümeti tarafından da &#8220;Croix de Guerre&#8221; madalyası ve palmiye dalı ile onurlandırılmıştır. Kahramanca eylemi, Cher Ami&#8217;ye büyük övgüler kazandırmış ve tedavisi için Amerika&#8217;ya gönderilmiştir.</p>



<p>Ne yazık ki, Cher Ami&#8217;nin yaraları onun ömrünü kısaltmıştır. Yaralarının da etkisiyle, yaklaşık 8 aylık bir süre sonra, 13 Haziran 1919&#8217;da hayatını kaybetmiştir. Kendisi, Amerika&#8217;nın en prestijli askeri müzesi olan Smithsonian&#8217;da sergilenmek üzere doldurulmuştur.</p>



<p>Cher Ami, 1931 yılında <strong>Racing Pigeon Hall of Fame</strong>&#8216;e alınmış ​​ve I.Dünya Savaşı sırasındaki olağanüstü hizmeti nedeniyle &#8220;<strong>American Pigeon Fanciers</strong>&#8221; (Türkçe: &#8220;Amerikan Güvercin Hayranları&#8221;) tarafından altın madalya ile ödüllendirilmiştir. </p>



<p>Kaynak: <a href="https://www.worldwar1centennial.org/index.php/communicate/press-media/wwi-centennial-news/1210-cher-ami-the-pigeon-that-saved-the-lost-battalion.html">worldwar1</a></p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/cher-ami/">Cher Ami: Kahraman Bir Güvercin</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/cher-ami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chancellorsville Muharebesi: Kayıp Zafer</title>
		<link>https://drippingain.com/chancellorsville-muharebesi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/chancellorsville-muharebesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2020 09:13:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Chancellorsville Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Chancellorsville Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Chancellorsville Muharebesi (30 Nisan-6 Mayıs 1863), İç Savaş sırasında Konfederasyon ve General Robert E. Lee için büyük bir zafer olmasının yanısıra Konfederasyon Generali Thomas &#8220;Stonewall&#8221; Jackson&#8216;ın olduğu ve öldüğü savaş olmasıyla da ünlüdür. Virginia&#8217;nın Spotsylvania İlçesinde savaşan Lee&#8217;nin kendi ordusunu ikiye bölerek kendisinin iki katı büyüklüğünde bir kuvvet olan Birlik Generali Joseph Hooker&#8216;ın Potomac Ordusu &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/chancellorsville-muharebesi/">Chancellorsville Muharebesi: Kayıp Zafer</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Chancellorsville Muharebesi</strong> (30 Nisan-6 Mayıs 1863), İç Savaş sırasında Konfederasyon ve General Robert E. Lee için büyük bir zafer olmasının yanısıra Konfederasyon Generali <strong>Thomas &#8220;Stonewall&#8221; Jackson</strong>&#8216;ın olduğu ve öldüğü savaş olmasıyla da ünlüdür. </p>



<p>Virginia&#8217;nın Spotsylvania İlçesinde savaşan Lee&#8217;nin kendi ordusunu ikiye bölerek kendisinin iki katı büyüklüğünde bir kuvvet olan Birlik Generali <strong>Joseph Hooker</strong>&#8216;ın Potomac Ordusu ile karşı karşıya gelme kararı, Chancellorsville Muharebesi&#8217;nin Lee&#8217;nin en önemli taktik zaferi olarak tarihe geçmesini sağladı.</p>



<h2 class="has-text-align-center wp-block-heading" id="section_1">Chancellorsville Muharebesi Başlıyor</h2>



<p>Chancellorsville Savaşı&#8217;ndan önce, Fredericksburg Savaşı&#8217;nı&nbsp;kaybeden&nbsp;<strong>General Ambrose Burnside</strong>&#8216;ın&nbsp;yerini<strong>&nbsp;General Joseph Hooker</strong>&nbsp;almıştı.&nbsp;Hooker ilk iş olarak bahar boyunca adamlarını&nbsp;Konfederasyon&nbsp;birlikleriyle&nbsp;başka bir karşılaşmaya hazırlanmak için eğitmekle geçirmişti.&nbsp;Bu sefer kazanmayı umuyordu.&nbsp;Amacı, Konfederasyon başkenti Richmond,&nbsp;Virginia&#8217;yı&nbsp;ele geçirmekti.<a href="https://www.history.com/topics/american-civil-war/battle-of-fredericksburg"></a><a href="https://www.history.com/topics/american-civil-war/joseph-hooker"></a><a href="https://www.history.com/topics/american-civil-war/confederate-states-of-america"></a><a href="https://www.history.com/topics/us-states/virginia"></a></p>



<p>Chancellorsville Savaşı&#8217;na giren sayılar da Hooker&#8217;ın tarafındaydı: Yaklaşık 115.000 adama komuta ederken, Lee&#8217;nin askerleri sadece 60.000 askerden oluşmaktaydı. Bu belki de&nbsp;İç Savaş&#8217;ta görülen&nbsp;en büyük Birlik avantajıydı. Ayrıca&nbsp;Konfederasyon Ordusu&#8217;nun iki bölümü yoktu ve Güney Virginia&#8217;da <strong>General&nbsp;James Longstreet&nbsp;</strong>komutasında hizmet&nbsp;veriyordu&nbsp;.</p>



<p>27 Nisan 1863&#8217;te, bir önden saldırı numarası yapmak için kuvvetlerinin üçte ikisini Fredericksburg&#8217;un önüne koyan Hooker, daha sonra Potomac Ordusunun diğer üçte birini Rappahannock Nehri boyunca yönetti.&nbsp;Fredericksburg yakınlarındaki Konfederasyon siperlerinin arkasına gelip düşmanı gafil avlamayı umuyordu.</p>



<h2 class="has-text-align-center wp-block-heading" id="section_2">Chancellorsville Muharebesi: Lee&#8217;nin Saldırısı</h2>



<p>Hooker&#8217;ın kumarı,&nbsp;<strong>General Robert E. Lee</strong>&#8216;nin&nbsp;hızlı bir şekilde buna aymasıyla aşıldı.&nbsp;Lee de gücünü böldü ve&nbsp;ordusunun geri kalanını Hooker ile kafa kafaya savaşmak ve Batıya doğru ilerlemeden önce <strong>Fredericksburg</strong>&#8216;u tutması için de&nbsp;<strong>Jubal Early&nbsp;</strong>liderliğindeki 10.000 askeri elinde tuttu&nbsp;.</p>



<p>İki ordu, 1 Mayıs 1863&#8217;te Chancellorsville&#8217;in batısındaki bir orman olan Wilderness&#8217;in hemen ötesinde açık bir alanda çarpıştı. Üstün sayılarına rağmen, Hooker adamlarını savunma pozisyonlarına geri döndürdü ve Lee&#8217;nin en parlak fikirlerini şapkadan çıkardığı kariyerinin hücum planını uyguladı.</p>



<p>Lee ordusunu tekrar böldü ve sağ kolu Thomas J. &#8220;Stonewall&#8221; Jackson&#8217;ı, Birlik&#8217;in sağ kanadına saldırması için gönderdi, burada Tümgeneral Oliver Otis Howard komutasındaki Birlik XI Kolordusu ile çatıştı ve Birlik hattını çökertti.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Stonewall Jackson: Ölümü</h3>



<p>Lee ve Jackson&#8217;ın en ünlü zaferi de Jackson&#8217;ın ölümüne yol açtı.&nbsp;2 Mayıs&#8217;ta Jackson, Hooker&#8217;ın açıktaki kanadına saldırmak için 28.000 askeriyle yaklaşık 25 km yürüdü. Sonunda Birlik kuvvetlerine büyük bir zayiat verdi ve Hooker&#8217;ın kuvvetlerinin yarısı yok edildi.</p>



<p>Ancak Jackson&#8217;ın zaferi onun son zaferi olacaktı.&nbsp;Gün batarken, Jackson adamlarını ormanda keşif yapmaya yönlendirdi.&nbsp;Bir&nbsp;Kuzey Carolina&nbsp;alayı onları düşman süvarileriyle karıştırdı ve ateş açtı. Bir kurşun Jackson&#8217;a isabet etti ve sol omzunun üstündeki kemiği kırdı.&nbsp;Doktorlar Jackson&#8217;ın sol kolunu&nbsp;keserken <strong>General JEB Stuart</strong>&nbsp;komutasını devraldı.&nbsp;</p>



<p>Lee, bir sahra hastanesindeki Jackson&#8217;a şunları yazdı: &#8220;Olayları kontrol edebilme fırsatım olsa ülkenin iyiliği için sizin yerinize engelli olmayı seçerdim.&#8221; Jackson, 39 yaşındayken 10 Mayıs 1863&#8217;te zatürreden öldü. </p>



<figure class="wp-block-image alignwide size-large"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2020/10/Chancellorsville-Muharebesi.jpg" alt="" class="wp-image-4719"/><figcaption>Chancellorsville Muharebesi</figcaption></figure>



<h2 class="has-text-align-center wp-block-heading" id="section_4">Konfederasyon Zaferi</h2>



<p>3 Mayıs 1863&#8217;te, Hooker, kendisini General Lee&#8217;nin saldırılarını savuştururken buldu. Lee, Hooker&#8217;ın geride bıraktığı 27.000 askerin arkasında hareket ederek bir kez daha onu alt etti.</p>



<p>5 Mayıs 6 Mayıs arasında, Hooker ve yağmurla ıslanmış birlikleri,&nbsp;geri çekilmek zorunda kaldılar. Hooker&#8217;ın geri çekildiğini duyan&nbsp;Başkan&nbsp;<strong>Abraham Lincoln</strong>, &#8220;Tanrım! Tanrım! Ülke bu habere ne diyecek?&#8221; Diye haykırdığı söylenir.</p>



<p>Lee&#8217;nin 12.826&#8217;sına karşılık 17.278 kayıp vermişti. Ancak isyancıların aksine kayıplarının yerini alacak insan gücüne sahipti. Daha da önemlisi, yıkımdan kurtulmuş ve başka bir gün savaşmak için yaşamıştı. Chancellorsville’den sadece iki ay sonra, genellikle savaşın dönüm noktası olan <strong>Gettysburg </strong>olarak adlandırılan savaşta Lee ile tekrar buluşacaktı. Savaş kazanılsa da tam bir <a href="https://drippingain.com/2020/08/18/pirus-zaferi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Pirus Zaferi</a> etkisinde olacaktı.</p>



<p>Benzer içerikte yazıları okumak için&nbsp;<a href="https://drippingain.com/zihin-acici-tarih/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayın</a>.</p>



<p>Tarihte meydana gelmiş&nbsp;<a href="https://drippingain.com/5-buyuk-pirus-zaferi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">5 Büyük Pirus Zaferi</a>&nbsp;için tıklayın.</p>



<p>Kaynak ve detaylı bilgi için;</p>



<p><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.history.com/topics/american-civil-war/battle-of-chancellorsville" target="_blank">https://www.history.com/</a></p>



<p><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.battlefields.org/learn/civil-war/battles/chancellorsville" target="_blank">https://www.battlefields.org/</a></p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/chancellorsville-muharebesi/">Chancellorsville Muharebesi: Kayıp Zafer</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/chancellorsville-muharebesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
