Düşünce Hataları

Seçeneklerin Çokluğu, Seçenek İkilemi ve Bolluk Paradoksu

Seçenek ikilemi, çok fazla seçenek olması nedeniyle seçeneklerden hiçbirinin kesin olarak kabul veya tercih edilememesi nedeniyle karar verme yeteneğini felce uğratan çelişki durumudur.

Zira her ne kadar bir şey karar verilip tercih edilen olsa da tercih edilmeyen diğer şeylerin çekiciliğini düşünmek, tercih edilen şeyden duyulan keyfi azaltmaktadır. 

Seçenek İkilemi

Günümüzde artan rekabetle beraber neredeyse çoğu şeyde seçenek bolluğu yaşanmaktadır. Özellikle birbirine benzeyen ama bir yönüyle diğerlerinden farklı olan ürünler arasından seçim yapmak karar mekanızmamızı ziyadesiyle etkilemekte.

En basit tabirle seçeneklerin fazlalaşması memnuniyetsizliğin de o aranda artmasına sebep oluyor. Zaten bir ton seçenek arasından en doğru seçimin yapıldığına nasıl emin olunabilir ki? Ne istediğimizi tam olarak bilsek dahi kendimizi ikna etmesi oldukça zorlaşacaktır. Seçenek ne kadar çok olursa seçimlerimiz de o derece güvensiz olur ve bu da haliyle seçilene duyulan tatmini azaltacaktır.

Bir yerden sonra seçenek sayısı çığrından çıkınca ya varsayılan olarak zaten seçeceğimiz şeyi seçeceğiz ya da hiç karar veremeyeceğiz. Zira seçenek bolluğundan hangisinin daha iyi olduğunu değerlendirmek bir müddet sonra fazlasıyla sinir bozucu olmaktadır. Bilindik bir hikaye olan gül bahçesi hikayesi bu konuyu ziyadesiyle özetlemektedir.

Gül Bahçesi Hikayesi

Bir varmış bir yokmuş? Bir zamanlar dünyalar güzeli bir kız varmış.

Kız öyle güzelmiş ki, bir gören bir daha unutmazmış. Çok uzak diyarlardan zengin mi zengin, yakışıklı mı yakışıklı genç prensler, asil delikanlılar ona aşık olur, onu görmeye gelirmiş.

Her güzelin bir kusuru olur ya, bu güzeller güzeli kızın kusuru da kimseyi beğenmemesiymiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prense, şövalyeye daha iyisi gelir diye burun kırın etmiş.

Aynı kasabada oturan gencin biri de bu güzel kıza aşık olmasın mı! Gidip kızla konuşmuş ama kız ona da burun kırın etmiş.

Aradan yıllar geçmiş, kalbi kırılan delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine yeni bir hayat kurmuş; evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.

Bir gün yolu vaktiyle güzel kızla birlikte yaşadığı kasabaya düşmüş. Rastladığı ilk ak sakallı yaşlıya sormuş: “Söyle bana dedeciğim. Burada güzelliğiyle mehtabı bile kıskandıran bir kız yaşardı. Acaba şimdi nerededir, hali nicedir?”

İhtiyar da “Kocasıyla şurada oturuyor.” deyip, gül bahçesi içindeki beyaz boyalı evi göstermiş.

Delikanlı, “O dünya güzelini evlenmeye razı eden kim bilir ne kadar yakışıklı, ne kadar zengindir” diye iç geçirmiş. Hatta, gizlenip, kızın kocasını evden çıkarken izlemiş. Ancak adamı görünce şaşkınlığından ağzı açık kalmış.

Adam şişman, kel, çirkin mi çirkin biri olduğu gibi zengin de birine benzemiyormuş.

Merakı iyice artan eski aşık, kalbi çarparak kızın kapısını çalmış. Kadına? Ben senin evlenmek istemediğin falan adamım diye kendini tanıtmış. Sen beni beğenmedin hatta nice prensleri, iyi taliplerini reddettin, ama niye böyle biriyle evlendin ki? diye sormuş.

Kadın boynunu bükmüş ve “Sırrımı sana açıklarım ama bir şartla.” demiş.

Delikanlı da hemen “Söyle nedir şartın?” diye cevap vermiş.

Kadın “Bahçedeki en güzel gülü koparıp bana getir. Ancak sakın arkada bıraktığın gülü alma.” demiş.

Adam hemen yüzlerce gülün misler gibi koktuğu bahçeye dalmış. Önce çok güzel sarı bir gül görmüş. Tam elini ona uzatırken gözüne ilerideki kocaman pembe gül ilişmiş. Onu koparmak isterken sağda daha muhteşem güzellikteki kırmızı bir gül görmesin mi? Gülden güle koşarken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş. Arkasına dönmesi yasak ya mecburen son gülü koparmış.

Kıza bahçenin en güzel gülünü götürmek isterken, şimdi elinde yaprakları solmuş, cılız bir gül varmış.

Kadın “Bak, gördün mü?” demiş ve devamında eklemiş “Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Benimki de o hesap işte!” demiş.

Bolluk Paradoksu

Amerikalı psikolog Barry Schwartz, satın alım süreci ile tüketici davranışlarını incelemiş seçenek bolluğunun olumsuzluklarını keşfetmiştir. Schwartz, “Bolluk Paradoksu” (The Paradox of Choice) adlı kitabında seçenek bolluğunun olumsuz sebeplerini üç maddeye indirgemiştir:

  • Seçenek sayısının fazla olması içsel bir kötürümleşmeye sebep oluyor ve seçim yapılmıyor.
  • Kişi kendi çıkarlarının aleyhine olsa bile seçmek yerine oyalanıyor, seçmeyi erteliyor.
  • Fazla seçenek daha kötü kararlar almaya neden oluyor.
Seçenek ikilemi

Seçenek bolluğunun karar mekanızmasına etikelerini Columbia Üniversitesi profesörü Sheena IyengarSeçme Sanatı” (The Art of Choosing) adlı kitabında irdelemiştir.

348 çeşit reçeli olan bir süpermarkette tadım için mağazanın girişine yakın küçük bir stant kuruldu ve ilk olarak müşterilerin denemesi adına 24 farklı reçel çeşidi koyuldu.

Müşteriler bu reçelleri istedikleri gibi tadabilir ve ürünleri indirimli olarak satın alabilirlerdi. Şöyle bir düşününce gayet müşteri dostu bir kampanyaya benziyordu.

Sonrasında ise aynı stand 24 değil 6 farklı reçel çeşidi olacak şekilde kuruldu. Diğerine nazaran sönük kalması beklenirken on kat fazla daha reçel satıldı.

Yani fazla seçenek olduğunda karar veremeyen müşteri kararsız kalıp hiçbir şey satın almamayı tercih etmişti. Benzer mantıkla deney farklı ürünlerle de defalarca tekrarlandı. Ancak her defasında da benzer bir sonuç gözlemlendi.

Seçenek ikilemi

Seçenek fazlalığı oldukça kötü kararlara da neden olmaktadır. Zira kişi gerçekten göz önünde bulundurduğu sebeplere sarılıp karar vermek yerine kıyas yapmaya başlıyor ve bu kıyasın dozajını öyle bir kaçırıyor ki kötü kararlar kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. İhtiyaç duyduğunuz bir telefonun diğerinden daha tercih edilebilir olması için onun Mars’ta çalışabilen bir özelliğinin olmasına gerek yok (Tabi Mars’ta yaşamayacaksanız).

Bekarlara evlenecekleri kişinin en önemli özellikleri sorulduğunda neredeyse hepsi bütün saygıdeğer özellikleri saymaya başlıyor.

Ancak bu kriterler seçim yapma aşamasındayken gerçekten göz önünde bulundurduğumuz şeyler mi yoksa o da olsun bundan da koy tadında sonradan mı ekleniyor?

Şu bir gerçek ki aslında seçim yapma kriterleri oldukça basit şeylerdir. Ki, öyle olması da iyidir. Zira mevcut olan en doğru seçeneği edinseniz dahi aklınız diğer seçeneklerde kalacak ve memnuniyetsizliğiniz katlanacaktır.

Seçenek ikilemi
Seçenek ikilemi

Mevcut seçenekleri değerlendirmeden önce ne istediğimizi dikkatlice belirlemekte fayda var. Sahip olduğumuz kriterleri bir yerlere not edip onlara sadık kalmak gerek. Ki, mükemmel olan seçimi yapmaktan ziyade ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek şeyleri seçmeye odaklanmalıyız. Zira Seçenek olasılıkları düşünüldüğünde en doğru kararı vermek mantık dışı bir mükemmeliyetçilik olacaktır.

Seçeneklerimiz genel hatlarıyla ihtiyaçlarımızla doğru orantılı az ama öz olmalı. Ayrıca her bir seçeneği kategorilere ayırmak ve bunların sonuçlarını tartmak bunları somutlaştırmak faydalı olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu