Düşünce Hataları

Otorite Ön Yargısı (Authority Bias) Nedir?

İngilizcede authority bias olarak bilinen otorite ön yargısı, adından da tahmin edilebileceği otorite olmuş figürlere sahip olduğu değerlerden daha fazla değer atfetme eğilimidir.

Otorite Ön yargısı

Böylesi bir yanılgının kurbanı olan kişi, otoriter olmuş bir figürün görüşlerine daha fazla doğruluk atfettiği gibi bu görüşten daha fazla etkilenme eğiliminde olur. Zaten tahakküm hiyerarşisi toplumun dokusunda yerleşmiş olduğu için yanılgı pek çok kişide kendini göstermektedir.

Aslında çok erken yaşlardan itibaren otoritenin varlığını tecrübe ederiz. Zira otorite olmuş figürlere saygı gösterilmesi gerektiği öğretilmeye başlanır. Hatta daha çocukken bile evdeki babadan tutun da okuldaki öğretmenlere varıncaya kadar otoriter figürleriyle içli dışlı oluruz. Keza büyüyüp bir yetişkin olduğumuzda dahi otoriter figürleri hayatımızda görmeye devam ederiz.

Ancak daha da önemli olan bir gerçek var ki, otoritenin olduğu yerde kendi başımıza düşünmeyi bırakırız. Öyle ki mantıken ve ahlaken hiçbir anlamı olmayan yerlerde dahi otorite olan şeylere boyun eğmeye olan eğilime devam ederiz.

Çünkü çoğu durumda, alanında uzman veya bilinen bir otorite figürüne güvenmek hayatımızı kolaylaştıran bir bahistir. Ancak otoriteden gelen her etki otomatik bir tepki haline geldiğinde sorun yaratmaya başlar ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Peki yanılgı en çok ne zaman kendini göstermektedir? Aslında bunu benim babam senin babanı döver gibi bir tabire indirgeyerek özetleyebiliriz. Zira alanındaki başarısı sayesinde otorite olmuş bir figürün alakasız konularda da benzer bir otorite olduğunu düşünürüz.

Sınavlarından yüksek not alan bir öğrenci elbette ki bilgisayar oyunlarında iyi olabilir ama onun sırf dersleri iyi diye bilgisayar oyunlarını da iyi oynayacağını düşünmek hatalı bir yaklaşım olacaktır. Zira “uzmanlık”, bir olayın doğruluğu için çoğu durumda geçerli bir sebep olsa da yeterli bir sebep olarak görülmemelidir.

Fark edileceği üzere otorite ön yargısı, otoritelerin kendi güçlü alanlarının dışında da otoriter görülmeye başlanmasıyla iyice tehlikeli olmakta.

Peki uzmanlığı olduğu bir konuda söyledikleri doğru kabul edilmeli midir? Demiştik ki otoriter olmuş bir figürün sahip olduğu değerleri olduğundan daha fazla algılarız. Yani otoritenin uzmanı olduğu bir konudaki görüşlerine de pekala şüpheyle yaklaşılması gerekir. Çünkü sahip olunan uzmanlık değerleri, kişinin otorite olup olmamasından bağımsız olarak doğru veya yanlış olmaktadır.

Bunun en güzel örneği ve ne denli tehlikeli olabileceği uçak kazaları sayesinde keşfedildi. Aslında uçak kazalarına sebep olan birçok hata yardımcı pilotlar tarafından fark edilmişti. Ancak tabiri caizse kaptan pilotun vardır bir bildiği diyerekten hataya dikkat çekmeye cesaret edemeyip kaptan pilotun hatasını sürdürmesine sebep olup kazaya yol açtılar.

Olayın keşfinden sonra neredeyse bütün uçak şirketlerinin pilotları, “Mürettebat Kaynak Yönetimi” (Crew Resource Management) olarak adlandırılan eğitimi alıyor. Bu eğitimde tutarsızlıklara açık, korkmadan ve hızlı bir şekilde yanıt vermeyi öğreniyorlar. Yani anlayacağınız üzere meşakkatli bir eğitimle otorite ön yargısından kurtulmaya çalışıyorlar.

Buna benzer bir yanılgı büyük felaketlerden biri olan Chernobyl’de de meydana gelmişti. Yanlış bir şey yapıldığı bilinmesine rağmen otoriteye itaat büyük felaketin ilk kıvılcımı olmuş ve tarihin en büyük felaketlerinden biri ortaya çıkmıştı. HBO tarafından yayınlanan Chernobyl dizisinde de bu konu işlenmiştir.

Bilimin ilerlemesinde bu durum net bir şekilde görülebilmektedir. Zira, Newton her ne kadar bilime muazzam katkılar vermiş olsa da sahip olduğu otoriter figür Einstein tarafından yanlışlanabilecek bir bakış açısıyla incelenmesi bilimin gelişmesini sağlamıştır.

Milgram Deneyi ve Otoriteye Olan İtaat

Tanımlamak gerekirse Milgram deneyi, insanların otorite sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır.

Yale Üniversitesinden psikolog Stanley Milgram 1961 yılında yaptığı şok edici deneyde bariz bir şekilde otoriteye olan itaati ve bunun etkilerini gösterdi. Deneyin çıkış noktası ise bir NAZİ subayının yargılandığı bir dönemde Milgram’ın aklına takılan şu soruya cevap aramasıdır:

Günlük hayatında kibar ve eğitimli olan sıradan insanlar, nasıl olur da akla sığmaz bir umursamazlıkla ve insafsızlıkla davranabilmektedirler?

Sorusuna cevap aramak için Milgram bir deney ortamı tasarladı. Deney, otoriteyi temsil eden bir araştırmacı, araştırmacıdan aldığı emirleri uygulayan bir denek ve yine araştırmacının rol yapması için ayarladığı bir oyuncu olmak üzere toplamda 3 kişiden oluşmaktadır.

Milgram Deneyi

Denek ile araştırmacı bir odada bulunuyorken diğer odada ise oyuncu bulunmaktadır. Deney öncesinde deneğe hafif bir şok dalgası verilir. Ki bu sayede deney esnasında oyuncuya verilen şok dalgasının denek tarafından deneyimlemesi sağlanır.

Deneye başlarken, deneğe birkaç tane kelime verilir ve oyuncuya bu kelimeleri öğretmesi istenir. Ardından da deneğin öğrettiği kelimeyle eşleşebilecek 4 şık okur. Eğer oyuncu hatalı şıkkı seçerse bizzat denek tarafından kurulu düzenek aracılığıyla oyuncuya elektrik şoku vermesi istenir. Verilen her bir hatalı cevaptan sonra elektrik şokunun şiddeti 15 volttan başlayıp oyuncu doğru cevabı verene kadar 15 volt arttırılacak şekilde devam ettirilir. Oyuncu doğru cevap verdiğinde ise denek sonraki kelimeye geçecektir.

Verilen her yanlış cevap 15 voltla başlayıp ardından 30 volt, sonrasında da 45 volt şeklinde artarak neredeyse ölümcül bir değer olan 450 volta kadar gitmekte ve oyuncu da gerçekten acı çekiyormuş gibi inler. 

Her ne kadar denek deneyi durdurmak istemişse de tam o esnada sakin bir şekilde araştırmacı “Siz sadece devam edin, deney böyle gerektiriyor.” diyordu.

Deneye katılan deneklerin yarısından fazlası sırf araştırmacı devam edin dediği için en yüksek doza kadar çıktı.

Aynı deney bu sefer de önlüksüz ve doktor ünvanı olmayan bir araştırmacı gözleminde yaptıldığında ise ilk deneyden farklı bir sonuç ortaya çıkmıştır. Her ne kadar ilk deneydeki gibi araştırmacı deneklere devam etmelerini söylemişse de oyuncunun çığlıklarına dayanamayıp deneyi bırakmışlardır.

Tarihten bu yana süregelen dönemler göstermiştir ki her dönem farklı otoritelerin olmuştur. Yani, toplumda bir otorite modası yaşanır ve haliyle toplum bu modaya seve seve uyar, ucunda soykırım gibi canice suçlar dahi olsa.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu