Jüstinyen Vebası

Jüstinyen Vebası: 200 Yıl Süren Salgın

 Jüstinyen Vebası olarak adlandırılan, sadece bir yılda milyonları enfekte edebilen ve günlük 5.000 kadar insanı öldüren bir salgın hayal edin desem herhalde günümüzde yaşadığımız Covid-19 salgını ile durumun vahametini kavramak zor olmayacaktır.

Jüstinyen Vebası: Yaşandığı Dönem

Peki ya bu salgının, antibiyotik gibi ilaçların keşfedilmediği, modern tıbbın olmadığı, savaşların dünyanın pek çok yerinde görüldüğü hijyenin çok uzak olduğu eski zamanlarda yaşandığını hayal etseniz. Şahsen benim içimi ürpertmeye yetti.

Kabus gibi bu tablo Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu için bir gerçekti. Jüstinyen Vebası olarak adlandırılan bu salgın MS. 541 yılından başlayarak Avrupa’yı ve Doğu Akdeniz kasıp kavurarak nüfusunun dörtte birini ve muhtemelen dünya nüfusunun da yüzde 10’unu öldürdü.

Hastalık adını o dönemlerde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun hükümdarı olan Jüstinyen‘den almıştır. Bu adı almasında Justinian’ın sert kriz yönetimindeki payı da büyük olduğundan çifte veba gibi bir anlamda kullanılmaktadır. Ayrıca imparatorun kendisi de vebaya yakalanmış ama salgından sağ kurtulmuştur.

Hatta zamanın bilginlerinden biri olan Bizanslı tarihçi Procopius yaptığı açıklama bu durumu gözler önüne sermektedir;

“Salgın hastalık bilinen tüm dünyayı ve özellikle Roma İmparatorluğu’nu kasıp kavurup, tarım topluluğunun çoğunu yok ettiğinde ve haliyle arkasında büyük bir ıssızlık izi bıraktığında, Justinianus mahvolmuş vatandaşlarına merhamet göstermedi. O zaman bile, temin edecekleri yıllık vergiyi tahsil ederken, aynı zamanda ölen komşularının sorumlu olduğu miktarı da talep etmekten geri durmadı.”

Farklı zamanlarda olmasının yanısıra akılda kalıcı bir ismi olmasına rağmen Jüstinyen Vebası, 14. yüzyıldaki akrabası olan “Kara Ölüm” olarak tanınan hıyarcıklı veba ile karıştırılmaktadır.

Jüstinyen Vebası: Belirtileri

Jüstinyen Vebası‘nın tam olarak semptomları bilinmese de. Hıyarcıklı vebada gözlemlenen bazı ortak semptomların görüldüğü tahmin edilmekte. Bu semptomlar;

AteşKangren
Baş ağrısıSanrı görme
TitremeKabus görme
Karın ağrısıÇeşitli lenf şişlikleri

Salgının Yayılışı

Procopius’un ifadelerine göre bazıları semptom gösterdikten kısa bir süre sonra ölüyorlardı. Ancak, Procopius’un yazdıklarının ne kadar doğru olduğu bilinmiyor. Procopius, vebanın her gün 10.000 kişiyi öldürdüğünü söylese de modern tahminler günlük ölüm sayısının 5.000 civarında olduğu yönünde.

Vebanın tam olarak nerede yayılmaya başladığı bilinmese de çalışmalar, vebanın Çin veya Hindistan‘da ortaya çıkmış olabileceğini, sonrasında da ticaret yollarıyla Mısır’ın verimli vadilerine taşındığını göstermekte. 

MS: 541’de Mısır’ın Pelusium şehri vakaları belgeleyen ilk yer oldu ve yıl 542’ye vardığında veba İngiltere sınırlarına kadar ulaşmıştı.

Hastalığın yayılışı tam olarak bilinmese de. Kuzeni “Kara Ölüm” gibi farelerle daha doğrusu farelerin üzerindeki pirelerle yayılmış olduğu düşünülmekte. 

Kesin olarak bilinen bir şey ise en ağır darbeyi Akdeniz bölgesinde yaşayan insanların aldığıdır. Salgın; Asya, Kuzey Afrika, Arabistan ve Avrupa’ya yayılırken, 30 ila 50 milyon insanı öldürdüğü tahmin ediliyor. Bu da dönemin dünya nüfusunun yaklaşık yarısı olan bir sayıya tekamül etmektedir.

Jüstinyen Vebası: Son

MS. 541 yılında başlayıp yaklaşık 200 yüzyıl süren salgın MS. 750 yılında ancak sona ermiştir. Pek çok insanın ölmesinin yanı sıra Doğu Roma İmparatorluğunu zayıflatmış ve çeşitli istilalara karşı baş edemeyip iyice güçten düşmüştür.

Kuzey Arizona Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Jüstinyen vebasının nesli tükenmiş bir Y. pestis türünden geldiğini buldu . Kısacası, hala ortalıkta. Ancak modern zamanlarda yaşadığımız şu günlerde, hijyen kalitemiz ve antiboyotiklerimizle beraber Justinianus’un Vebası veya Kara Ölüm gibi bakteri merkezli bir salgın görmemiz pek olası bir senaryo değil.

Benzer içerikte yazıları okumak için tıklayın.

Kaynak ve detaylı bilgi için;

https://www.ancient.eu/article/

https://www.nationalgeographic.com/

Paylaşmak isterseniz;

Bir Cevap Yazın