Sağlık

Hedonik Uyum: Mutluluğun Dalgalanan Grafiği

Hedonik uyum, kişinin iyi veya kötü fark etmeksizin çevresinde meydana gelen olaylara uyum sağlayabilmesidir. Kişi, yaşadığı olaylara karşı adapte olabilmesi sayesinde bir süre sonra aynı mutluluk seviyelerine geri döner.

Hedonik Uyum

Hedonik uyumu yansıtan en bilindik örnek piyango oynayanlar verilebilir. Varsayalım ki günün birinde lotodan 10 milyon TL kazandınız. Kendinizi nasıl hissedersiniz ya da ne kadar süre boyunca kendinizi o histe kalacak şekilde yorumlayabilirsiniz? Lotoda 10 milyon TL kazanmanız sizi yıllarca sürecek bir mutluluğa itecek mi?

Bu sefer de tam tersi bir varsayım yapalım; telefonunuz çaldı ve hayatınızda olmazsa olmaz dediğiniz bir kişinin vefat ettiğini bildirdiler. Kendinizi böylesi bir durumda nasıl hissedersiniz ve ne kadar süre boyunca bu hislerinizi sürdürebilirsiniz?

Bu soruya cevap arayan Amerikalı bir sosyal psikolog ve yazar olan Harvard Üniversitesinden psikolog Daniel Gilbert, loto kazananları inceledi ve lotodan kazanılan mutluluk etkisinin ortalama üç ay sonra söndüğünü tespit etti.

Nihayetinde lotodan kazandığınız paranın bankanıza yatmasından bir süre sonra edindiğiniz mutluluğunuz sönümlencek ve daha öncesinde ne kadar mutlu ya da mutsuzsanız yine o kadar mutlu ya da mutsuz olacaksınız. Benzer durum kötü senaryolar için de geçerlidir. Eninde sonunda sevinçlerimiz ve üzüntülerimiz sönümlenecek ve normal hali neyse o aralığa yakınlaşacaktır.

Yapılan araştırmalarda kadınlarda meme yaptırmak sürekli bir mutluluk etkisi sağlıyorken, erkeklerde ise mesleki statü bu tarz bir etki oluşturmakta. Ancak bu durum, erkekler aynı zamanda karşılaştırma grubunu değiştirmediği sürece geçerli. Yani bir şirkette rütbe alıp CEO’luğa kadar yükselir ve sadece diğer CEO’larla muhatap olursa, mutluluk etkisi çok daha kısa süreli oluyor.

Çalışıyoruz ve yükseliyoruz, bunun sonucunda kendimize daha çok ve daha güzel şeyler alsak da daha mutlu olmuyoruz.

Peki tam tersi bir şekilde mutsuzluk sağlayan şeyler nedir diye sorarsanız benzer araştırmalar buna evle iş arası yolculukları söylüyor. İşe gidip gelmelere insanın pek alışmadığını belirtiyor.

Ya da felç geçirdiğimizde, herhangi bir uzvumuz zarar gördüğünde, bir arkadaşımızı kaybettiğimiz kötü senaryolarda da müstakbel hislerin uzunluğunu ve yoğunluğunu gözümüzde sürekli fazla büyütüyoruz. Bir aşk bittiğinde dünya başımıza yıkılıyor. Ancak belirli bir süre sonra tekrar normal durumumuza geliyoruz.

Mutluluk genel hatlarıyla genetik bir şeydir. Yani insan ya mutludur ya da değildir, ki 1980’li yıllarda başlayan çalışmalar, çevresel faktörlerin mutluluk seviyemizi çok az etkilediğini ortaya çıkardı. Zira her ne kadar gelir seviyesi, eğitim durumu, sağlık durumu, fiziksel güzellik gibi koşullar insanlar için yeterli gibi görünse de mutluluğa olan katkısının pek fazla olmadığını ortaya çıkardı.

Sonuç olarak hedonik uyum, adaptasyon yeteneğimizle doğru orantılı bir şekilde çevreye karşı dengeleyici bir etkiye sahip denilebilir. Bazı ipuçlarından yararlanarak hayatımızı çevresel faktörlerin etkilerine karşı hazırlayabiliriz:

  • İnsanın uzun süre sonra bile alışmadığı ev-iş arası uzun yol, gürültü, kronik stres gibi olumsuz etkilerden kaçının.
  • Maddi şeylerden yalnızca kısa süreli beklentilerde olun.
  • Uzun süreli olumlu etkiler zamanınızı nasıl geçirdiğinizle bağlantılıdır. Kendinize mümkün olduğu kadar çok boş zaman ve bağımsızlık sağlayın.
  • Gelirinizin bir kısmını kaybetseniz bile arzularınıza en yakın gelen şeyleri yapın.
  • Aşırı veya sürekli mutluluk arayışları yerine yaşadıklarınızı sindirmeye odaklanın.
  • Dostlarınızla vakit geçirin.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu