Paris Sendromu

Paris Sendromu: Umduğunu Bulamama

Paris Sendromu, Paris’e ilk kez gelen ve düşündükleri gibi olmadığını fark eden Japon turistlerin yaşadığı fiziksel ve psikolojik semptomların bir derlemesidir.

Paris Sendromu

Hindistan sendromunda batılı turistlerin yaşadığı travmalara çok benzemese de ona yakın sayılabilecek bu sendrom doğulu turistlerin batı ziyaretlerinde; farklı bir kültür şokuyla karşılaşmanın yaşanmasıyla ortak bir nokta barındırıyor.

Her Parisli zorlu anlarla karşılaşmıştır: Özellikle gündemi takip edenler, sosyal medyadan olsun, TV’lerden olsun bu durumu gözlemleyecektir.

Haliyle üç aşağı beş yukarı, bazı kişiler -Özellikle Japon turistler- bu deneyimleri yerlilerin yapabildiği kadar kolay bir şekilde başından savamaz. İşte cüzi sayılarda da olsa Japon turistler bu durumdan oldukça kötü etkileniyorlar ve sendromun etkisinde kalıyorlar.

Neden Japon Tursitler?


Fransız psikiyatri dergisi Nervure, Turistlerin -Bilhassa Japonların- Paris’in aşk, moda ve göz alıcı insanlar şehri olarak aşırı romantik beklentilerinin, şehri tanımayla edindikleri intiba arasındaki uyumsuzluktan etkilenerek yaşadıkları hayal kırıklığını aktarıyor.

Paris, Japonya’nın Fransızlarla ilgili olan şeylere olan hayranlığı nedeniyle popüler bir turizm merkezidir. Tokyo gibi Japon şehirleri bu hayranlıktan fazlasıyla nasibini almıştır; Fransız pastaneleri ve Chanel ve Louis Vuitton gibi lüks Fransız moda mağazaları ile doludur.

Kendi ülkelerinde deneyimledikleri Fransız kültürü ile içlerinde onulmaz bir Paris sevdası oluşuyor. Bu da haliyle, her yıl yaklaşık altı milyon Japon’un Fransa’yı ziyaret etmesiyle sonuçlanıyor.

Japon popüler kültüründe Paris, Amelie gibi romantik filmlerle ilişkilendirilir ve masalların, arnavut kaldırımlı sokaklar onlara çok romantik hatıralar barındırır.

Gittiklerin yüzleştikleri kaba davranışlar, kafa karıştırıcı toplu taşıma araçları v.b. pek çok şeyle modern Paris kentinin gerçekliğini kavramalarıyla, bazı turistler beklentilerinin altüst olmasıyla baş edemiyor.

Dahası, bu hayal kırıklıkları tükenmişlik, dil engelleri, vatan hasreti ve kültür şoku ile birleştiğinde ciddi psikolojik sıkıntılara neden olabilmektedir.

Paris’teki Japon büyükelçiliği sırf bu nedenler yılda 20 kadar turisti ülkesine geri gönderiyor. Elbette, bir salgından bahsetmiyoruz. Bu sayı oranlandığında Japonya’dan Işıklar Şehri’ne yolculuk yapan yıllık bir milyon insanın yalnızca %0,002’sine tekamül ediyor. Ve bu kişiler şoktan kurtulmaları için bir doktor veya hemşire ile eve gönderiliyorlar.

Paris Sendromu
Paris Sendromu
Paris Sendromu

Paris Sendromu: Belirtileri

Sendromun tıbbi belirtilerinden bahsedecek olursak eğer, hastalar;

  • baş dönmesi
  • taşikardi
  • terleme
  • kusma
  • halüsinasyonlar
  • zulüm duyguları
  • derealizasyon
  • duyarsızlaşma

gibi psikosomatik belirtilere ek olarak sanrısal durumlar ve anksiyete gibi psikiyatrik semptomlar yaşayacaklardır.

Fransız-Japon psikiyatrist Hiroaki Ota, bu geçici psikolojik bozukluğu tanımlamak için ilk kez 1986’da ‘Paris Sendromu‘ terimini kullandı. Daha sonra Hôtel-Dieu de Paris hastanesinden Youcef Mahmoudia’nın çalışması, bunun aslında psikopatolojinin bir tezahürü olduğunu buldu.

Tıp jargonundan çıkarsak eğer, Paris Sendromu, şiddetli bir kültür şoku veya ev hasreti olarak düşünülebilir.

Paris Sendromu: Özet

Paris Sendromu Nedir?

Işıklar şehrinin romantik beklentilerini karşılamaması nedeniyle hayal kırıklığına uğrayan Japon turistlerin yaşadığı psikolojik bir durumdur.

Sendromun gerçek olup olmadığı tartışmalıdır. Durumun varlığıyla ilgili genel bilgi, kesinlikle acil tıbbi veya sosyal sorunlardan ziyade sessiz bir haber olarak değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte, Paris’teki Japon Büyükelçiliği, semptomlarından muzdarip ve potansiyel olarak ülkesine geri gönderilmeye ihtiyaç duyan vatandaşlarından herhangi biri için 7/24 acil yardım hattı işletmeye devam ediyor.

Kaynak ve detaylı bilgi için;

https://www.sbs.com.au/

Paylaşmak isterseniz;

One thought on “Paris Sendromu: Umduğunu Bulamama

Bir Cevap Yazın