<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel Kültür | Drippingain</title>
	<atom:link href="https://drippingain.com/genel-kultur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Bilgi, biriktiğinde ilham verir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jun 2023 10:05:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://drippingain.com/wp-content/uploads/2024/01/drippingain-logo-150x150.png</url>
	<title>Genel Kültür | Drippingain</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sergeant Stubby: Kahraman Bir Sokak Köpeği</title>
		<link>https://drippingain.com/sergeant-stubby/</link>
					<comments>https://drippingain.com/sergeant-stubby/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 23:18:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=7763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sergeant Stubby, belki de tarihin en etkileyici köpek kahramanlarından biridir. İlk bakışta sıradan bir sokak köpeği gibi görünen Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda Amerikan askerleriyle birlikte sahada görev yaparak unutulmaz bir iz bırakmıştır. Sergeant Stubby Sergeant Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda hizmet vermiş Boston Terrier türüne ait bir köpektir. 1917&#8217;den 1918&#8217;e kadar Fransa&#8217;da bulunan Amerikan İstihkam Birlikleri&#8217;nin &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/sergeant-stubby/">Sergeant Stubby: Kahraman Bir Sokak Köpeği</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sergeant Stubby, belki de tarihin en etkileyici köpek kahramanlarından biridir. İlk bakışta sıradan bir sokak köpeği gibi görünen Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda Amerikan askerleriyle birlikte sahada görev yaparak unutulmaz bir iz bırakmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sergeant Stubby</h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="SGT. STUBBY | Official Trailer" width="1220" height="686" src="https://www.youtube.com/embed/n3mbKogOWJ0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Sergeant Stubby, I. Dünya Savaşı&#8217;nda hizmet vermiş Boston Terrier türüne ait bir köpektir. 1917&#8217;den 1918&#8217;e kadar Fransa&#8217;da bulunan Amerikan İstihkam Birlikleri&#8217;nin 102. Alayı ile cephede bulunmuştur. </p>



<p>Aslen bir sokak köpeği olan Stubby, 1917 yılındayken Yale Üniversitesi kampüsündeki eğitim alanında bulunan Amerikan askeri <strong>Robert Conroy</strong> tarafından sahiplenilmiştir. Zira O dönemde Conroy ve diğer askerler, Amerikan İstihkam Birlikleri&#8217;nin 102. Alayı&#8217;na katılmak üzere eğitim görüyorlardı.</p>



<p>Sahiplendiği köpeği cephede yanında bulundurmak isteyen Conroy, onu gidecekleri gemiye gizlice sokarak Fransa&#8217;ya götürmüştür. Stubby&#8217;nin sevecen tavrıyla hızla alayın maskotu olduğu söylenir. Öyle ki askerler, kendisiyle özdeşleşecek özel bir ceket bile dikmişlerdi. </p>



<p>Stubby&#8217;nin eşsiz yetenekleri ve cesareti, kısa sürede hem Conroy&#8217;un hem de diğer askerlerin takdirini kazandı ve bu nedenle birliğe resmi olarak kabul edilmiştir. Yaklaşık 18 ay süren hizmet süresi boyunca birçok işlevi yerine getiren Stubby, 17 büyük savaşta bulunmuş ve önemli katkılar vermiştir. </p>



<p>Kimyasal saldırıları tespit etme ve yaralı askerleri bulma gibi yetenekleri nedeniyle önemli bir rol oynamıştır. Bu hizmetlerinden dolayı birçok madalya ve onurla ödüllendirilmiştir. Özellikle bir Alman casusunu yakalamasıyla beraber <strong>&#8220;Sergeant </strong>(Türkçe: Çavuş)&#8221; rütbesini almıştır.</p>



<p>Savaştan sonra Sergeant Stubby, sahibi Robert Conroy ile birlikte tabiri caizse tam bir kahraman gibi Amerika&#8217;ya dönmüştür. Onun bu eşsiz hikayesi, ülke çapında büyük bir ilgi uyandırmış ve ünlenmesini sağlamıştır. Hayatı ve başarıları bir dizi gazete ve dergide yer almıştır. Zira Stubby, geçit törenlerine katılmış, ödüller almış, bizzat Beyaz Saray&#8217;da onurlandırılmıştır. </p>



<p>Robert Conroy, savaştan sonra hukuk eğitimi almak için Georgetown Üniversitesi&#8217;ne gittiğinde Stubby&#8217;yi de yanında getirmiştir. Stubby, okulun resmi maskotu haline gelmiş ve futbol maçlarına katılmıştır. Öyle ki, oyunun yarısında, Stubby genellikle topun etrafında döner ve kalabalığı eğlendirirdi.</p>



<p>Sergeant Stubby&#8217;nin 1926 yılında, yaklaşık 10 yıl süren bir halk kahramanı yaşamından sonra doğal yollarla öldüğü bildirilmiştir. Maalesef, Stubby&#8217;nin ölümüne sebep olan spesifik bir hastalık veya durum hakkında kaynaklarda belirli bir bilgi bulunmamaktadır. </p>



<p>Ancak, ömrünün son yıllarında Stubby&#8217;nin sahibi olan Robert Conroy ile birlikte huzurlu bir yaşam sürdüğü bilinmektedir. Ölümünden sonra Stubby&#8217;nin vücudu doldurulmuş ve Smithsonian Enstitüsü&#8217;nde sergilenmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/06/Sergeant-Stubby-ve-olumu.jpg" alt="" class="wp-image-7765"/></figure>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/sergeant-stubby/">Sergeant Stubby: Kahraman Bir Sokak Köpeği</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/sergeant-stubby/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nils Olav Kimdir?</title>
		<link>https://drippingain.com/nils-olav/</link>
					<comments>https://drippingain.com/nils-olav/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 20:04:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=7752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nils Olav, Norveç Kraliyet Muhafızları tarafından maskot olarak kullanılan ve Edinburgh Hayvanat Bahçesi&#8216;nde yaşayan kral penguenidir. Nils Olav Penguene verilen ad ise, Norveççe&#8217;de popüler iki erkek ismi olan &#8220;Nils&#8221; ve &#8220;Olav&#8221;ın birleşiminden oluşmaktadır. Nils ismi, İskandinav kökenli ve &#8220;şampiyon&#8221; veya &#8220;zafer kazanan&#8221; anlamına gelen &#8220;Niklas&#8221; veya &#8220;Nicholas&#8221; isimlerinin bir varyasyonudur. Olav (veya &#8220;Olaf&#8221;) ismi ise &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/nils-olav/">Nils Olav Kimdir?</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Nils Olav</strong>, Norveç Kraliyet Muhafızları tarafından maskot olarak kullanılan ve <strong>Edinburgh Hayvanat Bahçesi</strong>&#8216;nde yaşayan kral penguenidir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Nils Olav</h2>



<p>Penguene verilen ad ise, Norveççe&#8217;de popüler iki erkek ismi olan &#8220;Nils&#8221; ve &#8220;Olav&#8221;ın birleşiminden oluşmaktadır.</p>



<p><strong>Nils </strong>ismi, İskandinav kökenli ve &#8220;şampiyon&#8221; veya &#8220;zafer kazanan&#8221; anlamına gelen &#8220;Niklas&#8221; veya &#8220;Nicholas&#8221; isimlerinin bir varyasyonudur.</p>



<p><strong>Olav </strong>(veya &#8220;Olaf&#8221;) ismi ise Eski Norveççe&#8217;deki &#8220;ancestor&#8217;s relic&#8221; (ataların kalıntısı veya mirası) anlamına gelen &#8220;Aleifr&#8221; isminden türetilmiştir. Orta Çağ İskandinavya&#8217;sında oldukça popüler olan bu isim, aynı zamanda birçok Norveç kralının adı olmuştur.</p>



<p>Bu iki isim birleşerek &#8220;Nils Olav&#8221; ismini oluşturur, ancak bu birleşik isim spesifik bir anlama gelmez. Yani bu ismin, Edinburgh Hayvanat Bahçesi&#8217;nde yaşayan kral penguenine verilmesi tamamen semboliktir ve Norveç Kraliyet Muhafızları ile bu penguen arasındaki bağı ifade eder.</p>



<p>Böylesi bir olay kimi okuyuculara şaşırtıcı gelebilir. Aslında birçok askeri birlik, spor takımı ve okul gibi kuruluşlar, kimliklerini ve topluluk ruhunu ifade etmek için maskot kullanabilir. Zira maskotlar, ilgi çekici ve hafızada kalıcı olan karakterlerdir ve grup üyeleri için moral ve birliktelik duygusu oluşturabilir.</p>



<p>Penguenin seçim sürecine dair spesifik detaylar genellikle paylaşılmaz. İlk Nils Olav 1972&#8217;de seçilmiştir ve bu gelenek, o zamandan beri süre gelmektedir. Penguenimizin 1987&#8217;de ölmesiyle beraber aynı yıl II. Nils Olav atanmıştır. Nils Olav II&#8217;nin 2008&#8217;de ölmesiyle beraber bugün hala görevini sürdüren III. Nils Olav onun yerine atanmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/05/Nils-Olav-III.jpg" alt="" class="wp-image-7754"/></figure>



<p>İlk Nils Olav 1972&#8217;de maskot olarak atanmış olsa da sonraki yıllarda penguenlerimize çeşitli unvanlar ve rütbeler verilmiştir. Bazı önemli unvanlar ve rütbeler aşağıda verilmiştir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>1982: I. Nils Olav, &#8220;Onur Koloneli&#8221;ne terfi etti.</li>



<li>2005: II. Nils Olav, &#8220;Onur Koloneli&#8221;ne terfi etti.</li>



<li>2008: II. Nils Olav, &#8220;Dük&#8221; unvanını aldı.</li>



<li>2016: III. Nils Olav, &#8220;Tuğgenerali&#8221;ne terfi etti.</li>
</ul>



<p>Bu terfiler genellikle bir törenle gerçekleşir ve Nils Olav&#8217;ın yeni rütbesi veya unvanı, Norveç Kraliyet Muhafızları tarafından ona okunur.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/nils-olav/">Nils Olav Kimdir?</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/nils-olav/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anitta Yazıtları: Hititçe Çivi Yazısı</title>
		<link>https://drippingain.com/anitta-yazitlari/</link>
					<comments>https://drippingain.com/anitta-yazitlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2020 14:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta Yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Anitta Yazıtları Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=5205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anitta Yazıtları, antik Hitit Krallığı&#8217;nın erken dönemine ait bir seri yazıttır. Bu yazıtlar, Anitta&#8217;nın Hitit Kralı olduğu döneme, yaklaşık M.Ö. 17. yüzyıla tarihlenir. Anitta, kısa sürede birçok farklı şehri fethetmiş ve bu süreci detaylı bir şekilde belgelemiştir. Anitta Yazıtları Anitta yazıtları olarak adlandırılan ve tabletlere yazılmış bu metinler, şimdiye kadar bulunan en eski Hitit dilinde &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/anitta-yazitlari/">Anitta Yazıtları: Hititçe Çivi Yazısı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Anitta Yazıtları</strong>, antik Hitit Krallığı&#8217;nın erken dönemine ait bir seri yazıttır. Bu yazıtlar, Anitta&#8217;nın Hitit Kralı olduğu döneme, yaklaşık M.Ö. 17. yüzyıla tarihlenir. Anitta, kısa sürede birçok farklı şehri fethetmiş ve bu süreci detaylı bir şekilde belgelemiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Anitta Yazıtları</h2>



<p>Anitta yazıtları olarak adlandırılan ve tabletlere yazılmış bu metinler, şimdiye kadar bulunan en eski Hitit dilinde yazılmış yazılardır. Bu yazıtlar, bilinen en eski tarihi metin ve Hitit dilinde yazılmış en eski çivi yazısı olmalarının yanı sıra, Hint-Avrupa dil ailesinin keşfedilmiş ilk yazılı metni olma özelliğini göstermeleri </p>



<p>Peki, bu yazıtların Hititliler tarafından yazıldığını nereden biliyoruz? Anitta Yazıtları, Anadolu hiyeroglifleri ve çivi yazısı ile yazılmıştır ve bu yazıların Hititler tarafından kullanıldığını gösteren ilk kanıtlardan biridir. </p>



<p>Haliyle, Hitit dilinin ve kültürünün kökenlerini anlamak için önemli bir kaynaktır. Anitta&#8217;nın fethettiği bölgeler ve krallıklar hakkındaki bilgiler, bu dönemde Anadolu&#8217;daki politik ve kültürel dinamikleri anlamamıza yardımcı olur.açısından büyük bir öneme sahiptir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">Anitta Yazıtlarında Ne Yazıyor?</h3>



<p>Anitta Yazıtları, Anitta&#8217;nın krallığı sırasında gerçekleşen bir dizi olayı belgeler. Anitta, Hitit Kralı olarak M.Ö. 17. yüzyılda hüküm sürmüştür. Yazıtlar, Anitta&#8217;nın çeşitli savaşları ve fetihleri hakkında bilgi verir.</p>



<p>Yazıtların içeriği özetle aşağıdaki gibidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Anitta&#8217;nın babası olan Pithana&#8217;nın Kuşara (Kuşsaray) şehrinin kralı olduğunu ve Pithana&#8217;nın Neşa şehrini (bugünkü Kayseri yakınlarındaki Kültepe) fethettiğini belirtir.</li>



<li>Pithana&#8217;nın ölümünden sonra Anitta&#8217;nın tahta geçtiği ve babasının başlattığı fetihleri sürdürdüğü belirtilir.</li>



<li>Anitta&#8217;nın Hatti şehri Salatiwara&#8217;yı (belki de günümüz Sivas&#8217;ı temsil ediyor) fethettiği belirtilir.</li>



<li>Anitta&#8217;nın Zalpa şehri üzerine yürüdüğü ve şehri fethettiği anlatılır.</li>



<li>Daha sonra Anitta&#8217;nın Hatti&#8217;deki diğer şehir devletlerine karşı yürüdüğü ve birçok şehri fethettiği belirtilir. Bu fetihler sonucunda Anitta, ilk Hitit İmparatorluğu&#8217;nu kurmuştur.</li>



<li>Yazıtlarda belki de en ünlü olan kısım, Anitta&#8217;nın yıktığı Neşa şehri üzerine lanetlemesidir. Anitta, herhangi bir kişinin veya halkın bu şehri yeniden inşa etmeye çalışmasının ağır sonuçları olacağını belirtir. Bu yönüyle belki de tarihteki ilk bilinen lanet metni olabilir.</li>
</ul>



<p><strong>Anitta</strong> ismi, Kültepe’de bulunan kilden yapılmış bir çok tablette ve önemli bir keşif olan hançerde babası Pithana ile birlikte geçer. Bulunan yazıtlar, Anadolu tarihindeki erken dönemleri anlamamız için önemli bir kaynaktır ve Hitit İmparatorluğu&#8217;nun nasıl kurulduğuna dair değerli bilgiler içerir.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/anitta-yazitlari/">Anitta Yazıtları: Hititçe Çivi Yazısı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/anitta-yazitlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jüstinyen Vebası: 200 Yıl Süren Salgın</title>
		<link>https://drippingain.com/justinyen-vebasi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/justinyen-vebasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2020 00:45:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Jüstinyen Vebası]]></category>
		<category><![CDATA[Jüstinyen Vebası Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Jüstinyen Vebası kara veba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=5075</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;Jüstinyen Vebası olarak adlandırılan, sadece bir yılda milyonları enfekte edebilen ve günlük 5.000 kadar insanı öldüren bir salgın hayal edin desem herhalde günümüzde yaşadığımız Covid-19 salgını ile durumun vahametini kavramak zor olmayacaktır. Jüstinyen Vebasının Yaşandığı Dönem Peki ya bu salgının, antibiyotik gibi ilaçların keşfedilmediği, modern tıbbın olmadığı, savaşların dünyanın pek çok yerinde görüldüğü hijyenin çok &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/justinyen-vebasi/">Jüstinyen Vebası: 200 Yıl Süren Salgın</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&nbsp;<strong>Jüstinyen Vebası</strong> olarak adlandırılan, sadece bir yılda milyonları enfekte edebilen ve günlük <strong>5.000 </strong>kadar insanı öldüren bir salgın hayal edin desem herhalde günümüzde yaşadığımız Covid-19 salgını ile durumun vahametini kavramak zor olmayacaktır.</p>



<h2 class="has-text-align-left wp-block-heading">Jüstinyen Vebasının Yaşandığı Dönem</h2>



<p>Peki ya bu salgının, antibiyotik gibi ilaçların keşfedilmediği, modern tıbbın olmadığı, savaşların dünyanın pek çok yerinde görüldüğü hijyenin çok uzak olduğu eski zamanlarda yaşandığını hayal etseniz. Şahsen benim içimi ürpertmeye yetti.</p>



<p>Kabus gibi bu tablo Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu için bir gerçekti.&nbsp;Jüstinyen Vebası olarak adlandırılan bu salgın <strong>MS. 541</strong> yılından başlayarak Avrupa&#8217;yı ve Doğu Akdeniz kasıp kavurarak nüfusunun dörtte birini ve muhtemelen dünya nüfusunun da yüzde 10&#8217;unu öldürdü.</p>



<p>Hastalık adını o dönemlerde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu&#8217;nun hükümdarı olan <strong>Jüstinyen</strong>&#8216;den almıştır.&nbsp;Bu adı almasında Justinian&#8217;ın sert kriz yönetimindeki payı da büyük olduğundan çifte veba gibi bir anlamda kullanılmaktadır. Ayrıca imparatorun kendisi de vebaya yakalanmış ama salgından sağ kurtulmuştur.</p>



<p>Hatta zamanın bilginlerinden biri olan Bizanslı tarihçi <strong>Procopius </strong>yaptığı açıklama bu durumu gözler önüne sermektedir;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Salgın hastalık bilinen tüm dünyayı ve özellikle Roma İmparatorluğu&#8217;nu kasıp kavurup, tarım topluluğunun çoğunu yok ettiğinde ve haliyle arkasında büyük bir ıssızlık izi bıraktığında, Justinianus mahvolmuş vatandaşlarına merhamet göstermedi.&nbsp;O zaman bile, temin edecekleri yıllık vergiyi tahsil ederken, aynı zamanda ölen komşularının sorumlu olduğu miktarı da talep etmekten geri durmadı.&#8221;</em></p></blockquote>



<p>Farklı zamanlarda olmasının yanısıra akılda kalıcı bir ismi olmasına rağmen Jüstinyen Vebası, 14. yüzyıldaki akrabası olan &#8220;<strong>Kara Ölüm</strong>&#8221; olarak tanınan hıyarcıklı veba ile karıştırılmaktadır.</p>



<h2 class="has-text-align-left wp-block-heading">Jüstinyen Vebası Belirtileri </h2>



<p><strong>Jüstinyen</strong> <strong>Vebası</strong>&#8216;nın tam olarak semptomları bilinmese de.&nbsp;Hıyarcıklı vebada gözlemlenen bazı ortak semptomların görüldüğü tahmin edilmekte. Bu semptomlar;</p>



<figure class="wp-block-table alignwide is-style-stripes"><table><tbody><tr><td>&#8211;<strong>Ateş</strong></td><td>&#8211;<strong>Kangren</strong></td></tr><tr><td>&#8211;<strong>Baş ağrısı</strong></td><td>&#8211;<strong>Sanrı görme</strong></td></tr><tr><td>&#8211;<strong>Titreme</strong></td><td>&#8211;<strong>Kabus görme</strong></td></tr><tr><td>&#8211;<strong>Karın ağrısı</strong></td><td>&#8211;<strong>Çeşitli lenf şişlikleri</strong></td></tr></tbody></table></figure>



<h2 class="has-text-align-left wp-block-heading">Salgının Yayılışı</h2>



<p>Procopius&#8217;un ifadelerine göre bazıları semptom gösterdikten kısa bir süre sonra ölüyorlardı. Ancak, Procopius&#8217;un yazdıklarının ne kadar doğru olduğu bilinmiyor.&nbsp;Procopius, vebanın her gün 10.000 kişiyi öldürdüğünü söylese de modern tahminler günlük ölüm sayısının 5.000 civarında olduğu yönünde.</p>



<p>Vebanın tam olarak nerede yayılmaya başladığı bilinmese de çalışmalar, vebanın <strong>Çin</strong> veya <strong>Hindistan</strong>&#8216;da ortaya çıkmış olabileceğini, sonrasında da ticaret yollarıyla Mısır&#8217;ın verimli vadilerine taşındığını göstermekte.&nbsp;</p>



<p>MS: 541&#8217;de Mısır&#8217;ın <strong>Pelusium </strong>şehri vakaları belgeleyen ilk yer oldu ve yıl 542&#8217;ye vardığında veba İngiltere sınırlarına kadar ulaşmıştı.</p>



<p>Hastalığın yayılışı tam olarak bilinmese de. Kuzeni &#8220;Kara Ölüm&#8221; gibi farelerle daha doğrusu farelerin üzerindeki pirelerle yayılmış olduğu düşünülmekte.&nbsp;</p>



<p>Kesin olarak bilinen bir şey ise en ağır darbeyi Akdeniz bölgesinde yaşayan insanların aldığıdır. Salgın; Asya, Kuzey Afrika, Arabistan ve Avrupa&#8217;ya yayılırken, <strong>30 </strong>ila <strong>50 milyon</strong> insanı öldürdüğü tahmin ediliyor. Bu da dönemin dünya nüfusunun yaklaşık <strong>yarısı </strong>olan bir sayıya tekamül etmektedir.</p>



<p>MS. 541 yılında başlayıp yaklaşık 200 yüzyıl süren salgın MS. 750 yılında ancak sona ermiştir. Pek çok insanın ölmesinin yanı sıra Doğu Roma İmparatorluğunu zayıflatmış ve çeşitli istilalara karşı baş edemeyip iyice güçten düşmüştür.</p>



<p><strong>Kuzey Arizona Üniversitesi </strong>tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Jüstinyen vebasının nesli tükenmiş bir&nbsp;<strong>Y. pestis</strong>&nbsp;türünden&nbsp;geldiğini buldu&nbsp;.&nbsp;Kısacası, hala ortalıkta.&nbsp;Ancak modern zamanlarda yaşadığımız şu günlerde, hijyen kalitemiz ve antiboyotiklerimizle beraber Justinianus&#8217;un Vebası veya Kara Ölüm gibi bakteri merkezli bir salgın görmemiz pek olası bir senaryo değil.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/justinyen-vebasi/">Jüstinyen Vebası: 200 Yıl Süren Salgın</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/justinyen-vebasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Agoge Eğitimleri: Antik Sparta&#8217;nın Savaşçı Yetiştirme Sırrı</title>
		<link>https://drippingain.com/agoge-egitimleri/</link>
					<comments>https://drippingain.com/agoge-egitimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2020 13:15:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge Eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge Eğitimleri nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Agoge nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Sert Sparta Eğitimleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antik Yunan&#8217;da Spartalı bir erkeğin hayatı, &#8220;Agoge eğitimleri&#8221; adı verilen ve doğduğu günden itibaren onu mükemmel bir savaş makinesine dönüştürmek için tasarlanan bir acemi birliği ile geçerdi. Agoge Nedir? Agoge, antik Sparta&#8217;da kullanılan sıkı bir eğitim ve disiplin programını ifade eder. Sparta&#8217;nın savaşçı toplumuna ait erkek çocuklar, genellikle yedi yaşında ailelerinden alınır ve devlet tarafından &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/agoge-egitimleri/">Agoge Eğitimleri: Antik Sparta&#8217;nın Savaşçı Yetiştirme Sırrı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antik Yunan&#8217;da <strong>Spartalı </strong>bir erkeğin hayatı, &#8220;<strong>Agoge eğitimleri&#8221; </strong>adı verilen ve doğduğu günden itibaren onu mükemmel bir savaş makinesine dönüştürmek için tasarlanan bir acemi birliği ile geçerdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Agoge Nedir?</h2>



<p>Agoge, antik Sparta&#8217;da kullanılan sıkı bir eğitim ve disiplin programını ifade eder. Sparta&#8217;nın savaşçı toplumuna ait erkek çocuklar, genellikle yedi yaşında ailelerinden alınır ve devlet tarafından kontrol edilen bu sisteme dahil edilirdi.</p>



<p>Peki, bu sistemde neler öğretiliyordu? Agoge&#8217;de çocuklara savaşçılık, avcılık, dayanıklılık ve disiplin konularında yoğun bir eğitim verilirdi. Aynı zamanda liderlik, sadakat ve sosyal uyum gibi Sparta toplum değerleri de bu eğitimin bir parçasıydı. Fiziksel eğitimin yanı sıra, çocuklar, müzik, dans ve şiir gibi kültürel disiplinlerde de eğitim görürdü. </p>



<p>Bu eğitim sıklıkla sert koşullarda, az gıda ve az uyku ile birlikte verildiğinden çocuklarun savaş halinin getireceği olası olumsuz durumlara karşı alışkanlık kazanmaları amaçlanırdı.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="The history of the formation of King Leonidas. How the Spartans trained warriors. 300" width="1220" height="686" src="https://www.youtube.com/embed/BFC5PkSdFvk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption">Agoge Eğitimleri</figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading">Agoge Eğitimleri</h3>



<p>Agoge eğitimleri, genç erkeklerin askeri becerilerini geliştirmek, dayanıklılıklarını artırmak ve disiplinlerini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.</p>



<p>Bu eğitimler, antik Yunanistan&#8217;da bir şehir devleti olan Sparta&#8217;daki erkek Sparta vatandaşlarının çocukluktan itibaren görmesi zorunlu olan son derece sıkı ve disiplinli bir askeri eğitim düzenine sahiptir.</p>



<p>Bu eğitim sistemi, Sparta&#8217;nın askeri odaklı toplumunun önemli bir parçasıydı. Ancak, günümüz standartlarına göre oldukça ağır ve sert bir programdı. Sparta&#8217;lı erkekler genellikle 20 yaşında Agoge eğitimini tamamlar ve Sparta ordusuna katılırlardı. </p>



<p>Agoge, çocuklar altı yaşına geldiğinde başlar ve genellikle 18-20 yaşlarına kadar süren bir sisteme sahipti. Eğitim süreci boyunca öğrencilere askeri beceriler, fiziksel egzersizler, dayanıklılık, savaş stratejileri ve Spartalı değerleri gibi konularda eğitim verilirdi. Agoge, aynı zamanda Spartalı genç erkeklerin bir arada yaşayıp dayanışma ve takım ruhu geliştirmesini de sağlaması açısından önemli olmuştur.</p>



<p>Eğitimin içeriği, çeşitle yaş kategorilerine göre belirlenmiştir: </p>



<h4 class="wp-block-heading">0-7 Yaş Arası Agoge</h4>



<p>Spartalılar, çocuklarının erken yaşlardan itibaren sağlıklı ve güçlü olmalarını önemserlerdi. Bu nedenle, Agoge eğitimlerine hazırlık amacıyla çocuklar yedi yaşına gelmeden önce fiziksel egzersizlere başlardı. Bu egzersizler, dayanıklılığı artırmak, güçlenmek ve temel becerileri geliştirmek için tasarlanmıştı.</p>



<p>Spartalılar, yeni doğan bebeklerini güçlü ve sağlıklı birer asker olarak yetiştirmek için çeşitli yöntemler kullanırlardı. Bebekleri, doğduktan sonra önce anne sütüyle beslemek yerine bal, şarap veya zeytinyağı karışımı bir sıvıyla yıkamak gibi uygulamalar yaparlardı. Bu uygulamaların amacı, bebeklerin dayanıklılığını artırmak ve onları çeşitli dış etkilere karşı daha dirençli hale getirmekti.</p>



<p>Ayrıca, bebeklerin fiziksel sağlığını ve gücünü kontrol etmek için derinlemesine bir inceleme yapılırdı. Bu inceleme sırasında bebeklerin vücut yapıları, doğuştan gelen bir sakatlık veya zayıflık belirtisi olup olmadığı açısından dikkatlice incelenirdi.</p>



<p>Zayıf veya hastalıklı bebekler, birkaç günlüğüne Taygetus Dağı&#8217;ndaki Apothetae adı verilen bir yerde bırakılır ve bu süre boyunca hayatta kalıp kalamayacakları gözlemlenirdi. Bu uygulama, bebeklerin dayanıklılığını test etmek ve güçlü olanları ayırmak amacıyla gerçekleştirilirdi. Zayıf bebeklerin hayatta kalamaması, Spartalıların güçlü bir askeri sınıf yaratma amacına hizmet ediyordu.</p>



<h4 class="wp-block-heading">7-10 Yaş Arası Agoge</h4>



<p>7-10 yaş arası çocuklar için Agoge eğitimlerinde temel becerilerin ve dayanıklılığın geliştirilmesi odak noktası olurdu. Bu dönemde çocuklar, daha ileri düzeyde fiziksel eğitimlere ve askeri beceri kazandırmaya yönelik çalışmalara tabi tutulurlardı. Aynı zamanda disiplin, takım çalışması ve dayanıklılığın önemi vurgulanır ve çocuklar bu değerleri benimsemeye teşvik edilirdi.</p>



<p>Erkek çocukları yedi yaşına geldiklerinde devletin yönetimi altındaki Agoge&#8217;ye kaydedilir ve &#8220;Barakalar&#8221; adı verilen yerlere gönderilirlerdi. Burada &#8220;Paidonomos&#8221; olarak bilinen kişilerin himayesi altına girerler ve vahşi hayatta hayatta kalma, çatışmalar ve sert eğitimlerin olduğu bir sürece tabi tutulurlardı. Bu süreçte kırbaçlama gibi cezalar da uygulanırdı.</p>



<p>Çocuk Spartalıların hiçbir zaman yeterli yiyeceğe sahip olmadığından dolayı hayatta kalabilmek için yiyecekleri başarılı bir şekilde çalmaları beklenirdi. Çalmak suç olarak görülmez, tam tersine teşvik edilen bir davranıştı, ancak yakalanmaları durumunda ağır cezalara çarptırılırlardı. Yeterli yiyecek verilmemesinin nedenlerinden biri, çocukların esnekliklerini kaybetmelerini önlemek için şişmanlamalarını engellemekti. Ayrıca, sefere çıktıklarında olası bir kıtlık durumuyla karşılaşmalarına alışmalarını sağlamak amacıyla böyle bir uygulama yapılırdı.</p>



<p>Yunan tarihçi Plutarkhos&#8217;a göre bir çocuk, bir kez gömleğinin içine bir tilki yavrusu saklamış ve öfkeli hayvan onu can havliyle ısırmasına rağmen yakalanmamak için bir ses bile çıkarmamıştır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">10-18 Yaş Arası Agoge</h4>



<p>10 yaşına geldiklerinde, çocuklara fiziksel egzersizlerin yanı sıra okuma ve yazma öğretilirdi. Silah kullanma becerileri de doğal bir şekilde benimseyene kadar sürekli olarak eğitilirlerdi. Silahlarıyla uyum içinde hareket etmeyi öğrenmeleri sağlanırdı. Zira uyumlu hareket, savaşçının başarısının temel anahtarıydı ve serbestçe hareket edebilme yeteneği son derece önemliydi.</p>



<p>12 yaşına geldiklerinde, Spartalı çocuklar saçlarını kısa kestirir, tuniklerini çıkarır ve yerine savurabilecekleri bir pelerin verilirdi. Bu dönemde tüm Spartalılar, savaş şarkılarını öğrenir ve askeri eğitimleri ciddiyetle devam ettirirlerdi.</p>



<p>Ayaklarını sertleştirmek için her zaman çıplak ayakla dolaşmak zorundaydılar. Eğitmenler, herhangi bir sebep bulduklarında çocukları ciddi şekilde döverlerdi. Eğitim sert ve acımasızdı. Bazı çocuklar eğitimin sertliği nedeniyle hayatını kaybederdi. Ancak hayatta kalanlar, durdurulamayan gerçek Spartalı askerlerini oluştururdu.</p>



<h4 class="wp-block-heading">18 Yaş ve Sonrası Agoge</h4>



<p>Yaşları 18&#8217;e geldiğinde, gençler ordunun yedek kuvvetlerini oluşturan birimlere ayrılıyorlardı. Ancak eğitimleri bu süreçte de devam etmekteydi. Ayrıca, içlerinden bazıları &#8220;<strong>Kryptia</strong>&#8221; olarak bilinen gizli polis teşkilatına alınmak üzere seçiliyordu.</p>



<p>Kryptia, Sparta&#8217;da <strong>Helot </strong>adı verilen köleleri izlemek ve onları kontrol altında tutmak için görevlendirilen bir birlikti. Tehlikeli olanlarını hedef alarak suikast düzenlerlerdi.</p>



<p>Yaşları 20&#8217;ye geldiklerinde, gençler Sparta ordusuna kabul edilmeye başlıyorlardı. Çeşitli kışlalara yerleştirilip orada ikamet ediyorlardı. Bundan sonra, Sparta vatandaşı olabilmek için birbirleriyle rekabet etmeye başlıyorlar ve çeşitli oylamalara tabi tutuluyorlardı.</p>



<p>Bu oylamalar, gençlerin girmeye çalıştığı kamu topluluğu üyeleri tarafından yapılır ve oy birliği sağlandığında veya geçerli oy çoğunluğunu alındığında bu gençler kabul edilirdi. Eğer gerekli çoğunluğu sağlayamazlarsa, on yıl sonra tekrar oylanmayı beklemek zorunda kalırlardı.</p>



<p>Yetişkin Spartalılar, hayatlarının büyük bir kısmını askeri birlikler halinde geçirirler, birbirlerine savaş hikayeleri anlatır ve gerçekten kötü yiyeceklerle beslenirlerdi. Bu acımasız bir yaşamdı, ancak amaçlanan etkiyi sağlamada etkili oluyordu.</p>



<p>Spartalı askerler, savaşlarda destansı kahramanlık gösterileri sergilemişlerdir. Bu olağanüstü cesaretleri, MÖ 479&#8217;da <strong>Plataea&#8217;da </strong>ve MÖ 480&#8217;de <strong>Thermopylae&#8217;de </strong>gerçekleşen <strong>Pers Savaşları&#8217;nda</strong> efsaneleşmiştir. Bu savaşta <strong>300 Spartalı</strong> savaşçı ve sayıca az müttefiki devasa bir Pers ordusunu geri püskürtmüştü. </p>



<p>Doğumundan itibaren bir Spartalı, savaşta veya barışta sürekli bir disiplin ve rekabet içinde olup, kendini savaşmaya ve savaş yapma yeteneğini geliştirmeye adamıştı. Yunanistan&#8217;daki diğer şehirler gelişmiş kültürleriyle tiyatro ve felsefe gibi alanlarda dikkat çekerken, Sparta ise insanlarının kişisel cesareti, karakteri, sınırları ve ahlaki dokusuyla ünlüydü ve Agoge eğitimleri bunda büyük bir role sahipti.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/agoge-egitimleri/">Agoge Eğitimleri: Antik Sparta&#8217;nın Savaşçı Yetiştirme Sırrı</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/agoge-egitimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saturnalya Eğlenceleri ve Noel&#8217;in Kökeni</title>
		<link>https://drippingain.com/saturnalya-eglenceleri/</link>
					<comments>https://drippingain.com/saturnalya-eglenceleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 22:44:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Eğlenceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Saturnalia]]></category>
		<category><![CDATA[Saturnalia]]></category>
		<category><![CDATA[Saturnalia eğlenceleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aralık ayı ortasında düzenlenen Saturnalya eğlenceleri, tarım tanrısı Satürn&#8216;ü onurlandıran eski bir Roma pagan festivalidir.&#160;Saturnalia kutlamaları, şu anda Noel ile ilişkilendirdiğimiz birçok geleneğin kaynağıdır. Her yıl, Aralık ayının 17&#8217;si ile 23&#8217;ü arasında gerçekleştirilen&#160;Arkaik&#160;tarım ritüellerinden&#160;kaynaklanan&#160;bu Roma şenlikleri, genel bir hediye verme, eğlence ve rol değiştirme gibi şeyler içerir. Saturnalya Eğlenceleri Antik Roma&#160;takvimindeki&#160;en popüler tatil olan Saturnalia,&#160;ekim &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/saturnalya-eglenceleri/">Saturnalya Eğlenceleri ve Noel&#8217;in Kökeni</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Aralık ayı ortasında düzenlenen <strong>Saturnalya</strong> <strong>eğlenceleri</strong>, tarım tanrısı <strong>Satürn</strong>&#8216;ü onurlandıran eski bir Roma pagan festivalidir.&nbsp;Saturnalia kutlamaları, şu anda Noel ile ilişkilendirdiğimiz birçok geleneğin kaynağıdır.</p>



<p>Her yıl, Aralık ayının 17&#8217;si ile 23&#8217;ü arasında gerçekleştirilen&nbsp;Arkaik&nbsp;tarım ritüellerinden&nbsp;kaynaklanan&nbsp;bu Roma şenlikleri, genel bir hediye verme, eğlence ve rol değiştirme gibi şeyler içerir. </p>



<h2 class="has-text-align-left wp-block-heading" id="section_1">Saturnalya Eğlenceleri </h2>



<p>Antik Roma&nbsp;takvimindeki&nbsp;en popüler tatil olan Saturnalia,&nbsp;ekim mevsiminde tanrılara hediyeler veya kurbanlar sunma uygulamasından&nbsp;türetilmiştir&nbsp;.</p>



<p>Roma&#8217;nın tarım ve zaman tanrısı Satürn&#8217;ün pagan kutlamaları tek bir gün olarak başladı, ancak Cumhuriyet&#8217;in sonlarında (MÖ 133-31) 17 Aralık&#8217;tan itibaren bir hafta sürecek bir festivale genişledi.</p>



<p>Özel kostümlerin giyildiği ve şapkaların takıldığı bu Festivalde, büyük ziyafetler düzenlenirdi. Festival esnasında içki içmek, sarhoş olmak ve her türlü aşırı davranışlarda bulunmak olağan bir durumdu. </p>



<p>Bir günlük tatil olarak başlayan Saturnalia, sonunda Geç Cumhuriyet&#8217;e kadar bir haftayı kapsayacak şekilde genişledi.&nbsp;<strong>Augustus</strong>, kutlamaları daha mütevazı bir üç güne indirdi. Ancak halefi&nbsp;<strong>Caligula&nbsp;</strong>bu&nbsp;süreyi&nbsp;beş güne&nbsp;çıkardı&nbsp;ve görünüşe göre, resmi kararnamelere rağmen sıradan insanlar yedi gün boyunca kutladılar.</p>



<p>Saturnalya sırasında iş ve ticaret durma noktasına geldi.&nbsp;Okullar ve mahkemeler kapatıldı ve normal sosyal kalıplar askıya alındı.</p>



<p>Festivalin en ilginç tarafı, Festival süresince geleneklerin, yasaların ve kuralların göz ardı ediliyor olmasıydı. Öyle ki Festival süresince köllelerin senatörlere emir vermesi, hizmetkarların efendilerini çalıştırması gibi rol değişiklikleri az da olsa görülmekteydi. </p>



<p>Özetle birkaç günlük Festival süresince Roma toplumunda hiyerarşi alt üst olur, herkes için genel bir ziyafet, parti, oyun oynama, rol değişimleri gibi çeşitli eğlenceler vardır. herkesin başı eğlenceden dönerdi.</p>



<p>Köleler sıradan vatandaşların sahip olduğu özgürlüklere sahipti ve artık kumar oynayabiliyor, herkesin içinde sarhoş oluyor ve yılın herhangi bir zamanında sunmaları gereken terbiyeli pelerinini bir kenara atabiliyorlardı.&nbsp;</p>



<p>Saturnalya, bu gibi özellikleriyle Roma toplumunun katı sosyal sözleşmelerinde yıl boyunca oluşan sosyal baskıları serbest bırakmak için tasarlanmış bir güvenlik valfi görevi görmekteydi.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/saturnalya-eglenceleri/">Saturnalya Eğlenceleri ve Noel&#8217;in Kökeni</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/saturnalya-eglenceleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ostrakismos Çömlek Mahkemesi: Antik Yunan&#8217;da Demokrasi</title>
		<link>https://drippingain.com/ostrakismos/</link>
					<comments>https://drippingain.com/ostrakismos/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 18:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Çömlek seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çömlek seçimi Ostrakismos]]></category>
		<category><![CDATA[Dışlama Ostrakismos]]></category>
		<category><![CDATA[Dışlama siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Ostrakismos]]></category>
		<category><![CDATA[Ostrakismos Dışlama siyaseti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ostrakismos çömlek mahkemesi, siyasi liderler de dahil olmak üzere herhangi bir yurttaşın 10 yıl boyunca şehir devletinden dışlanıp sürgüne gönderilebileceği antik Atina seçimlerinden biridir. Ostrakismos Çömlek Mahkemesi Ostrakismos (veya ostracism), antik Atina&#8217;da demokrasiyi tehdit eden bireylerin şehirden sürgün edilmesi için kullanılan bir yöntemdi. Oy kullanmak için kullanılan küçük çömlek parçalarından (Ostraka) dolayı böylesi bir adlandırma &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/ostrakismos/">Ostrakismos Çömlek Mahkemesi: Antik Yunan&#8217;da Demokrasi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ostrakismos çömlek mahkemesi</strong>, siyasi liderler de dahil olmak üzere herhangi bir yurttaşın 10 yıl boyunca şehir devletinden dışlanıp sürgüne gönderilebileceği antik Atina seçimlerinden biridir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Ostrakismos Çömlek Mahkemesi</h2>



<p>Ostrakismos (veya ostracism), antik Atina&#8217;da demokrasiyi tehdit eden bireylerin şehirden sürgün edilmesi için kullanılan bir yöntemdi. Oy kullanmak için kullanılan küçük çömlek parçalarından (Ostraka) dolayı böylesi bir adlandırma yapılmıştır. </p>



<p>Ostrakismos çömlekleri ile yapılan oylamanın amacı, aşırı gücün tek bir kişinin eline geçmesini önlemek ve böylece tiranlığın oluşmasını engellemekti. Bu nedenle, tehlikeli ve hırslı olarak görülen politikacılar, şehrin siyasi hayatından çıkarılmak için on yıllık bir sürgüne zorlanırdı.</p>



<p>Atina&#8217;da ostrakismosun tam olarak hangi tarih ve olaydan sonra başladığına dair kesin bilgiler belirsizdir. Ancak, bu uygulama genel olarak <strong>Kleisthenes&#8217;in </strong>demokratik reformları sırasında ya da hemen sonrasında (MÖ 508/507 civarında) başlatıldığı kabul edilir.</p>



<p>Kleisthenes, Atina demokrasisinin babası olarak bilinir ve yaptığı reformlar, vatandaşların daha doğrudan politik süreçlere katılmasını sağlamıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ostrakismos Nasıl Yapılıyordu?</h3>



<p>Çömleklerin kullanıldığı bu dışlanma prosedürü oldukça basitti. Ostrakismos veya çömlek mahkemesi, aşağıdaki şekilde işlerdi:</p>



<p>Her kış, <strong>Atina vatandaşları</strong> (yani özgür yetişkin erkekler), <strong>Agora&#8217;da </strong>bir araya gelir ve birinin aşırı güçlü olup olmadığını tespit etmek veya bir tiranlık kurabilecek durumda olup olmadığını belirlemek için oy kullanırlardı. Eğer belirli bir çoğunluk &#8216;evet&#8217; oyu verirse, iki ay sonra aynı topluluk tekrar Agora&#8217;da bir araya gelirdi.</p>



<p>İkinci toplantıda, her vatandaş dışlamak istediği kişinin adını kazıdığı bir &#8220;Ostrakon&#8221; (çömlek parçası) getirirdi. Birden fazla oy atılmaması adına vatandaşlar oylama tamamlanana kadar beklemek zorunda kalırdı.</p>



<p>Oylama tamamlandıktan sonra, çömlek parçaları sayılırdı. Eğer çömlek parçalarının sayısı 6.000&#8217;den fazla ise, içlerinden en yüksek oy alan kişi belirlenir ve on yıllık sürgünle sonuçlanan dışlanma süreci başlardı. Ancak sürgün edilen kişi, mülkiyet haklarını kaybetmezdi.</p>



<p>Tabii dışlanan kişi hemen sürgüne gönderilmezdi. Dışlanan vatandaşa, işlerini halletmesi ve Atina&#8217;yı terk etmesi için on gün süre tanınırdı. Ayrıca, bu on yıllık süreçte dışlanan kişinin vatandaşlığı düşmez ve mülküne dokunulmazdı. Hatta gelirlerine erişimine izin verilirdi.</p>



<p>Bu süre zarfında sürgün edilen kişi, mülkiyet haklarını korur ve mal varlığını kaybetmezdi, bu da sürgünün geçici olduğunu ve kişinin dönüşünün beklenildiğini gösterir. Ancak, sürgün süresince Atina&#8217;da bulunmaları kesinlikle yasaktı. Sürgünün amacı, kişinin Atina&#8217;daki politik etkisini sınırlamaktı. Dolayısıyla bu süre zarfında dönmeleri, bu amacı boşa çıkarırdı.</p>



<p>Haliyle, dışlanan kişinin hiçbir mazeretle şehre dönemezdi. Dolayısıyla, halk oylamasıyla geri çağrılmadıkça, dışlanan kişiler on yıl boyunca hiçbir koşulda şehre dönemezlerdi. Bu riske rağmen dönenler ise ölüm cezasıyla cezalandırılırdı.</p>



<p>Öte yandan, on yıllık sürgün süresi sona erdikten sonra, kişi tekrar Atina&#8217;ya dönebilir ve tüm vatandaşlık haklarına yeniden sahip olurdu. Bu da ostrakismosun nihai amacının, kişinin Atina üzerinde olası tehlikeli etkisini sınırlamak olduğunu, kişiyi cezalandırmak veya mülkiyetini elinden almak olmadığını gösterir.</p>



<p>Bu uygulama, potansiyel tiranları kontrol altına almak ve demokratik düzene zarar verme riskini sınırlamak için kullanılan bir yöntemdi. Ancak, zamanla, politik rakipleri etkisiz hale getirmek için bir araç olarak kullanıldığına dair belgeler de vardır. </p>



<p>Prosedür, 480&#8217;lerde daha sık bir şekilde uygulansa da sonrasında daha az kullanılmıştır. Başlangıçta işe yarar bir fikir gibi görünmesine rağmen, uzun vadede politik hırsları kontrol altına almak için pek etkili olmamıştır. Çünkü güçlü bir politikacı, yeterli güce sahipse, Ostrakismos seçimini baş rakibini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaya başlamıştır.</p>



<p>Nitekim böyle bir olay, <strong>Perikles&#8217;in </strong>politikalarına, özellikle de inşaat programına yönelik şiddetli eleştirilerle karşılaştığı M.Ö. 443&#8217;te gerçekleşmiştir. Baş rakibi <strong>Melesias&#8217;ın </strong>oğlu <strong>Thukydides&#8217;in </strong>(tarihçi Thukydides değil) sürgüne gönderilmesine neden olan bir dışlama gerçekleştirilmiştir.</p>



<p>Arkeologlar, büyük çoğunluğu Agora ve Kerameikos kazılarında olmak üzere şimdiye kadar&nbsp;11.000&#8217;den fazla&nbsp;<strong>ostraka</strong>&nbsp;çömlekleri bulmuştur. </p>



<p>Ostrakismos, antik Yunanistan&#8217;ın politik ve sosyal yapısının bir parçası olarak tarih sahnesinde yerini almış bir uygulamadır. Bugün, bu tür bir mahkeme veya sürgün yöntemi benzer şekillerde kullanılmamaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/ostrakismos/">Ostrakismos Çömlek Mahkemesi: Antik Yunan&#8217;da Demokrasi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/ostrakismos/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maraton Koşusunun Antik Tarihi</title>
		<link>https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 15:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Maraton Koşusu]]></category>
		<category><![CDATA[Maraton Koşusu Pheidippides]]></category>
		<category><![CDATA[Maraton Koşusu tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Pheidippides]]></category>
		<category><![CDATA[Pheidippides koşma]]></category>
		<category><![CDATA[Pheidippides koşusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antik Yunan tarihindeki kahramanlık anıları ve efsaneler hakkında her zaman bir merakınız oldu mu? İşte size bunlardan biri: Maraton koşusu. Belki de dünyanın en ünlü uzun mesafe koşusunun, eski bir savaş alanının tozlu yollarından doğduğunu biliyor muydunuz? Bu yazımızda, Maraton koşusunun antik tarihi, bu eşsiz spor etkinliğinin kökeni ve Atina&#8217;ya zafer haberini getirmek için canını &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/">Maraton Koşusunun Antik Tarihi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antik Yunan tarihindeki kahramanlık anıları ve efsaneler hakkında her zaman bir merakınız oldu mu? İşte size bunlardan biri: Maraton koşusu. Belki de dünyanın en ünlü uzun mesafe koşusunun, eski bir savaş alanının tozlu yollarından doğduğunu biliyor muydunuz? Bu yazımızda, Maraton koşusunun antik tarihi, bu eşsiz spor etkinliğinin kökeni ve Atina&#8217;ya zafer haberini getirmek için canını veren bir habercinin hikayesini anlatacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Maraton Koşusunun Tarihi</h2>



<p>Bugünkü anlamda bilinen maraton koşusu fikri, güçlü bir orduya karşı kazanılan önemli bir Yunan zaferinin haberi ile Maraton bölgesinden Atina&#8217;ya yaklaşık 40 kilometre (yaklaşık 26 mil) mesafeyi koşan eski bir Yunan elçisinin efsanesinden esinlenerek ortaya çıkmıştır.</p>



<p>M.Ö. 490&#8217;da küçük bir Atina kuvveti ve müttefiklerinden oluşan ordu,<strong> Pers Kralı I. Darius</strong>&#8216;un güçlü ordusunu Atina&#8217;dan yaklaşık 40 kilometre-26 mil uzaklıktaki Maraton düzlüklerinde yenmişti.</p>



<p>Bu, Batı tarihi açısından bir dönüm noktası olmuştur. Zira o zamanlarda Darius, dünyanın hakimi olan devasa bir güçte liderdi ve orduları uzun bir süredir durdurulamıyordu. Ancak az sayıdaki Yunan ağır <strong>piyade hoplitleri</strong> ve Makedon savaşçı <strong>phalanx birlikleri</strong>, sonunda Darius&#8217;un ordularını bertaraf edebilmişlerdi.</p>



<p>Zafer sonrasında gerçekleşen Maraton koşusunun kökeni hakkında genelde iki farklı hikaye anlatılır. Ancak, bu iki hikaye birbirinden farklı olayları temsil eder:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Herodotus&#8217;un Anlatısı</li>



<li>Maraton Koşusu Efsanesi</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">Herodotus&#8217;un Anlatısına Göre Maraton Koşusu</h3>



<p>Herodotus&#8217;un eserlerinde, Pheidippides adında bir Atinalı&#8217;nın yardım talep etmek üzere Sparta&#8217;ya koştuğu belirtilir. Koşu, Pers İmparatorluğu&#8217;nun MÖ 490 yılında Atina&#8217;ya saldırmak üzere Maraton&#8217;a ulaştığı haberi alındığında meydana gelmiştir. </p>



<p>Bu durum, Perslerin üzerine yürüyecek güçte bir ordu kurmaları için Atinalıları harekete geçirir. Ancak, kendi başlarına bu savaşı kazanabileceklerinden emin olamayan Atinalılar, Sparta&#8217;dan yardım istemek zorunda kalmıştır.</p>



<p>Acil yardım çağrısını iletme görevi ise Pheidippides&#8217;e verilmiştir. Kendisi Atina&#8217;dan Sparta&#8217;ya, yaklaşık 240 km&#8217;lik bir mesafeyi olabildiğince hızlı bir şekilde koşmuştur. Yine Herodotus&#8217;a göre bu yolculuk Pheidippides&#8217;in sadece iki gününe mal olmuştur.</p>



<p>Herodotus&#8217;un anlattığı hikayeye göre Pheidippides, Atina&#8217;dan Sparta&#8217;ya yardım talep etmek için koşmuş ve başarılı bir şekilde dönmüştür. Herodotus&#8217;un metninde Pheidippides&#8217;in öldüğü belirtilmez.</p>



<p>Ancak, bazen Maraton Savaşı&#8217;ndan sonra Atina&#8217;ya koşan ve haber verir vermez ölen bir koşucu hikayesi anlatılır. Bu hikaye genellikle Pheidippides ile ilişkilendirilir, ancak Herodotus bu olaydan hiç bahsetmemiştir ve bu hikaye genellikle bir efsane olarak kabul edilir.</p>



<p>Pheidippides&#8217;in koştuğu rota Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya değil, Atina&#8217;dan Sparta&#8217;ya doğru olması nedeniyle Maraton koşusunun kökeni olarak kabul edilmez. </p>



<h3 class="wp-block-heading">Maraton Koşusu Efsanesi</h3>



<p>Maraton koşusuyla genellikle ilişkilendirilen başka bir hikaye daha vardır. Bu hikaye, Maraton Savaşı&#8217;ndaki zaferin haberini Atina&#8217;ya getirmek için Pheidippides&#8217;in Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya koştuğunu belirtir. </p>



<p>Bu zaferin sonunda, adı <strong>Pheidippides </strong>olan bir haberci, Perslerin yenilgi haberini Atina&#8217;ya taşımakla görevlendirilmişti. Görevi son derece hayatiydi; zafer haberini Atina&#8217;ya ulaştırarak, halkı rahatlatmak ve zafer sevincini paylaşmak zorundaydı. Zira bölgede gergi bir bekleyiş hakimdi.</p>



<p>Efsaneye göre Pheidippides, Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya, yaklaşık 40 kilometrelik bir mesafeyi olabildiğince hızlı bir şekilde koşar. Atina&#8217;ya vardığında, son nefesiyle &#8220;Mutlu olun, zaferi kazandık!&#8221; diyerek sevincini paylaşır ve hemen oracıkta hayatını kaybeder.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://drippingain.com/wp-content/uploads/2023/05/Pheidippides.jpg" alt="" class="wp-image-7744"/><figcaption class="wp-element-caption">Maraton Koşusunun Antik Tarihi</figcaption></figure>



<p>Bu hikaye, Pheidippides&#8217;in son nefesine kadar koştuğu ve zafer haberiyle birlikte hayatını verdiği dramatik bir anlatı içerir. Ancak, bu hikaye Herodotus&#8217;un eserlerinde bulunmaz ve genellikle bir efsane olarak kabul edilir.</p>



<p>Efsane ya da gerçek, Maraton koşusunun bugünkü formu, Pheidippides&#8217;in hikayesinin popülerleşmesine borçlu olmuştur. 1896&#8217;da, ilk modern Olimpiyat Oyunları&#8217;nda, Maraton&#8217;dan Atina&#8217;ya olan mesafeyi taklit eden bir koşu düzenlenir. Bu koşu, &#8220;Maraton&#8221; adını alır ve dünya çapında popüler bir spor etkinliği haline gelmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/">Maraton Koşusunun Antik Tarihi</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/maraton-kosusunun-antik-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lysistrata Stratejisi Nedir?</title>
		<link>https://drippingain.com/lysistrata-stratejisi/</link>
					<comments>https://drippingain.com/lysistrata-stratejisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 12:39:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Lysistrata]]></category>
		<category><![CDATA[Lysistrata Stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[Lysistrata Stratejisi Aristophanes]]></category>
		<category><![CDATA[Lysistrata Stratejisi Nedir?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4869</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Lysistrata stratejisi&#8221;, Antik Yunan komedyası olan &#8220;Lysistrata&#8221; adlı oyunundan alıntıdır. Aristophanes tarafından MÖ 411&#8217;de yazılan oyun, savaşı durdurma hedefiyle savaş taraftarı kocalarıyla birlikte olmayı reddeden kadınların hikayesini anlatır. Lysistrata Stratejisi Lysistrata&#8217;nın hikayesinde, Peloponez Savaşı&#8217;nda bir ateşkes sağlamak için kadınlar, kocalarına karşı cinsel greve giderler. Stratejinin mimarı Lysistra, Antik Atina Komedyasında Yunanistan&#8217;daki kadınların savaş bitene kadar &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/lysistrata-stratejisi/">Lysistrata Stratejisi Nedir?</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Lysistrata stratejisi&#8221;, Antik Yunan komedyası olan &#8220;Lysistrata&#8221; adlı oyunundan alıntıdır. Aristophanes tarafından MÖ 411&#8217;de yazılan oyun, savaşı durdurma hedefiyle savaş taraftarı kocalarıyla birlikte olmayı reddeden kadınların hikayesini anlatır.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Lysistrata Stratejisi </h2>



<p>Lysistrata&#8217;nın hikayesinde, Peloponez Savaşı&#8217;nda bir ateşkes sağlamak için kadınlar, kocalarına karşı cinsel greve giderler. Stratejinin mimarı <strong>Lysistra</strong>, Antik Atina Komedyasında Yunanistan&#8217;daki kadınların savaş bitene kadar erkeklerini yataklarına almamasını sağlayarak savaşı sona erdiren bir karakter olmuştur.</p>



<p>Lysistrata, Yunanistan&#8217;da yaşayan bir kadındır ve savaşın bitmesi için diğer kadınları da ikna eder. Atina&#8217;dan ve düşman Sparta şehrinden gelen kadınlarla birlikte Lysistrata kendini <strong>Akropole </strong>kilitler. Devamında ise savaş sona erene kadar kadınların erkeklerden uzak duracağını ilan eder. </p>



<p>Bu olay, senaryo oyun yazarı Aristofanes&#8217;e geniş bir bakış açısı sunarak bir dizi esprisi için ilham kaynağı oldu, çünkü antik dönem komedya yazarları cinsellikle ilgili konuları sık sık ele alır ve bu konularda yazmaktan keyif alırlardı.</p>



<p>M.Ö. 411 yılında sahnelenen Aristofanes&#8217;in Lysistrata adlı eseri, Atina&#8217;nın zorlu durumuna, yazarın kendi döneminde yaşadığı olaylara bakıldığında doğru yolu göstermek amacıyla, savaşın acı çekenlerine, yani kadınlara başvurarak kocalarını, sevgililerini, kaybedilen evlatlarını ve çeşitli tecavüz olaylarını konu almasıyla, sanatsal yeteneklerini kullanarak bir &#8220;drama şaheseri&#8221; olması bekleniyordu.</p>



<p>Ancak izahı olmayan şeylerin mizahı olurmuş anlayışı, Aristophanes&#8217;in komedi dehasıyla birleşince, Lysistrata bir &#8220;Komedya şaheseri&#8221; haline gelmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-text-align-left">Lysistrata Stratejisine Günümüzden Örnekler</h2>



<p>Bu tür bir strateji, genellikle cinsel şiddet, kadın hakları, savaş ve benzeri konularda farkındalık yaratmak ve değişiklikleri teşvik etmek için kullanılır. Modern zamanlarda, bu tür bir strateji, bir dizi ülkede kadınların cinsel saldırıya karşı kampanyalarını desteklemek için kullanılmıştır.</p>



<p>Bu stratejinin benzerlerinin ikili ilişkilerde birçok şekilde kendini gösterdiği tahmin edilebilir bir durumdur. Günümüzde bu stratejiyi en iyi yansıtan bilinen bir örnek ise 2006 yılında Kolombiya&#8217;da gerçekleştirilen kadınların yaptığı <strong>bacak kapama grevi</strong>dir.</p>



<p>Kolombiya&#8217;da yapılan araştırmalar, çete üyelerinin ekonomik zorunluluktan ziyade statü, güç ve cinsel çekicilik elde etmek amacıyla yasadışı faaliyetlere bulaştığını ortaya koymuştur. Çete üyelerinin eşleri, kocalarının silahları bırakarak huzur içinde yaşamalarını sağlamak amacıyla başlattıkları <strong>ayrı yatak eylemine </strong>belediye yönetimi de destek vermişti.</p>



<p>Belediye başkanlığı sözcüsü, silahlarını bırakmayan çete üyelerinin eşleri ve sevgilileriyle yaptıkları bir toplantıda, kadınların &#8220;bacak kapama grevini&#8221; desteklediklerini belirtmiştir. Nihayetinde çete üyeleri silahı bırakmıştır.</p>



<p>Grubun Lysistrata&#8217;sı, yani protesto lideri <strong>Luz Marina Castello</strong>, El Tiempo gazetesine yaptığı açıklamada, &#8220;Grevin sona erdiği gece kendimizi kocalarımıza adadık. Arzumuz o kadar büyüktü ki bunun tadını çıkardık&#8221; demiştir.</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/lysistrata-stratejisi/">Lysistrata Stratejisi Nedir?</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/lysistrata-stratejisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cher Ami: Kahraman Bir Güvercin</title>
		<link>https://drippingain.com/cher-ami/</link>
					<comments>https://drippingain.com/cher-ami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[drippingain]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2020 15:40:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Cher Ami]]></category>
		<category><![CDATA[Cher Ami Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Cher Ami ww1]]></category>
		<category><![CDATA[Güvercin Cher Ami]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman güvercin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drippingain.com/?p=4839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cher Ami, I. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bir posta güvercinidir ve hayatını Amerikalı askerlerin hayatlarını kurtarmak için tehlikeye atmıştır. Cher Ami Kimdir? Fransızca&#8217;da &#8220;Sevgili Arkadaş, Biricik Arkadaşım&#8221; gibi anlamlara gelen Cher Ami, I. Dünya Savaşı sırasında Fransa&#8217;daki ABD Ordusu&#8217;na ait olan 600 posta güvercininden biriydi. Tahmin edeceğiniz üzere I. Dünya Savaşı sırasında, &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/cher-ami/">Cher Ami: Kahraman Bir Güvercin</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Cher Ami</strong>, I. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusu tarafından kullanılan bir posta güvercinidir ve hayatını Amerikalı askerlerin hayatlarını kurtarmak için tehlikeye atmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Cher Ami Kimdir?</h2>



<p>Fransızca&#8217;da &#8220;Sevgili Arkadaş, Biricik Arkadaşım&#8221; gibi anlamlara gelen Cher Ami, I. Dünya Savaşı sırasında Fransa&#8217;daki ABD Ordusu&#8217;na ait olan 600 posta güvercininden biriydi.</p>



<p>Tahmin edeceğiniz üzere I. Dünya Savaşı sırasında, haberleşme teknolojileri bugünkü kadar gelişmiş değildi. Radyo teknolojisi hala ilk aşamalarında olduğu gibi güvenilir de değildi. Ayrıca kablolu telefon hatları sık sık düşman ateşiyle kesiliyordu. Bu yüzden askeri birlikler, önemli mesajları iletmek için posta güvercinlerini hala kullanıyordu.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">Cher Ami ve Kahramanlığı</h3>



<p>1918 yılında, Argonne Ormanı&#8217;nda savaşın gürültüsü ve tozu arasında, Amerikan 77. Tümeni&#8217;nin askerleri, düşman hatlarına sıkışmışlardı. Artık &#8220;Kayıp Tabur&#8221; olarak anılan bu birlik, umutsuzca yardım bekliyordu.</p>



<p>Yiyecek ve mühimmatları tükenme noktasına gelmiş Amerikan askerlerinin düşman hatlarına sıkışmış olması yetmediği gibi kendi topçularının da yaylım ateşine maruz kalmışlardı. </p>



<p>İşte tam da bu esnada, posta güvercinleri devreye girmiştir. Onların üzerindeki ağırlık sadece bir kağıt parçası değildi, aynı zamanda birlikteki 194 askerin hayatta kalma umudu olduğundan canhıraş bir halde ellerindeki üç posta güvercinini sırayla uçurmaya başlamışlardır.</p>



<p>İlk iki güvercin havalandıkları anda vuruldu ve hayatlarını kaybettiler. Ellerinde kalan son güvercin olan Cher Ami, arkasında kalan 194 kişinin srtık tek umudu olarak gökyüzüne bırakılmıştır.</p>



<p>Cher Ami, gökyüzüne havalandıktan kısa bir süre sonra düşman kuvvetlerince vurulmuştur. Bir gözünü ve bir bacağını kaybeden bu kahraman kuş, her şeye rağmen hayatta ama yaralı bir vaziyette uçtu, uçtu, uçtu ve kurşunlar arasından sıyrılarak yaklaşık yarım saatte 40 km yol kat etmiştir.&nbsp;</p>



<p>Üsse ağır yaralı olarak varmış ve <strong>Binbaşı Charles S. Whittlesey</strong> tarafından yazılan “276.4 paralelindeyiz. Kendi topçumuz doğrudan üzerimize ateş açtı. Tanrı aşkına, durdurun bunu!” mesajını ulaştırmıştır.</p>



<p>Bu yaralı güvercinin başarıyla taşıdığı mesaj, Amerikan topçularının kendi birliklerini vurduğunu fark etmelerini sağlamıştır. Akabininde gelişen olaylar neticesinde, &#8220;Kayıp Tabur&#8221; olarak bilinen 194 Amerikan askeri kurtarılmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">Sonrasında Olanlar</h3>



<p>Ordu sağlık görevlileri Cher Ami&#8217;nin hayatını kurtarmayı başarmışlardır. Yaraları o kadar ağırdı ki, bir bacağını kaybetti ve yerine özel bir tahta bacak takılmıştır. </p>



<p>Bu olağanüstü kuş, hizmetlerine ve kahramanlığına saygı gösterilerek Amerikan Ordusu tarafından ödüllendirilmiştir. Ayrıca Fransız hükümeti tarafından da &#8220;Croix de Guerre&#8221; madalyası ve palmiye dalı ile onurlandırılmıştır. Kahramanca eylemi, Cher Ami&#8217;ye büyük övgüler kazandırmış ve tedavisi için Amerika&#8217;ya gönderilmiştir.</p>



<p>Ne yazık ki, Cher Ami&#8217;nin yaraları onun ömrünü kısaltmıştır. Yaralarının da etkisiyle, yaklaşık 8 aylık bir süre sonra, 13 Haziran 1919&#8217;da hayatını kaybetmiştir. Kendisi, Amerika&#8217;nın en prestijli askeri müzesi olan Smithsonian&#8217;da sergilenmek üzere doldurulmuştur.</p>



<p>Cher Ami, 1931 yılında <strong>Racing Pigeon Hall of Fame</strong>&#8216;e alınmış ​​ve I.Dünya Savaşı sırasındaki olağanüstü hizmeti nedeniyle &#8220;<strong>American Pigeon Fanciers</strong>&#8221; (Türkçe: &#8220;Amerikan Güvercin Hayranları&#8221;) tarafından altın madalya ile ödüllendirilmiştir. </p>



<p>Kaynak: <a href="https://www.worldwar1centennial.org/index.php/communicate/press-media/wwi-centennial-news/1210-cher-ami-the-pigeon-that-saved-the-lost-battalion.html">worldwar1</a></p>
<p>The post <a href="https://drippingain.com/cher-ami/">Cher Ami: Kahraman Bir Güvercin</a> appeared first on <a href="https://drippingain.com">Drippingain</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drippingain.com/cher-ami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
