Düşünce Hataları

Birleşme Yanılgısı (Conjunction Fallacy) Nedir?

Birleşme yanılgısı (conjunction fallacy), belirli koşulların tek bir genel şarttan daha muhtemel olduğu varsayıldığında ortaya çıkan biçimsel bir yanılgı türüdür.

Birleşme Yanılgısı

Yanılgı ilk olarak 1982 yılında Amos Tversky ve Daniel Kahneman adındaki iki psikolog tarafından deneylendirilmiş, tanımlanmış ve isimlendirilmiştir.

İkilinin yaptıkları anket tadındaki deneyde Linda adında hayali bir kadın bulunmaktadır. Bundan dolayı birleşme yanılgısı Linda Problemi olarak da adlandırılmaktadır.

İkilinin lisans öğrenicilerine yaptıkları ankette ilk önce kurgusal bir karakter olan Linda tanıtıldı:

“Linda otuz bir yaşında, bekar, açık sözlü ve çok zeki. Felsefe okudu. Bir öğrenci olarak, ayrımcılık ve sosyal adalet meseleleriyle derinden ilgileniyordu ve ayrıca nükleer karşıtı gösterilere katıldı.”

Ardından da aşağıdaki seçenekleri sunup “Hangi alternatifin daha olası olduğu” soruldu:

  • Seçenek A: Linda bir banka memurudur.
  • Seçenek B: Linda bir banka memuru ve feminist hareket içinde oldukça aktif bir role sahip bir kadın.

Öğrencilerin %86’sı gibi büyük bir çoğunluğu B seçeneğinin A seçeneğinden daha olası olduğuna dair bir cevap verdi.

Bu gerçekten de böyle midir? Aslında matematiksel olarak cevap oldukça basittir. Zira A ve B’nin kesişiminin olasılığı, ne A olasılığını ne de B olasılığını asla aşamaz. Yani doğru cevap A seçeneği olacaktır.

Peki neden böyle bir yanılgının ağına düşüldü? Aslında yanılgının ortaya çıkışı, temsili sezgiselliğin kullanımından kaynaklanmaktadır. Çünkü Linda hakkında verilen bilgi ışığında onun bir banka memurundan çok feminist bir banka memuru olması özleştirildi.

Bir şey hakkında detaylı bilgi haliyle onun kümesini daha da daraltmaktadır. Benzer bir örnekle durum iyice netleşecektir. Bu sefer örneğimizi oluşturan isme Anna adını verelim:

Anna 33 yaşında. Üniversitede felsefe okudu ve ondan beri Üçüncü Dünya meseleleriyle ilgileniyor. Feminist biri. Üniversiteden sonra dört yıl boyunca Kızılhaç’ta çalıştı. Ardından da iki yıl gönüllü projelerde katılımcı oldu. Büyük bir şirkete girdi ve burada yöneticiliğine kadar yükseldi. Sonra mastır yaptı ve “Girişimcilik ve Toplumsal Etkileri” üzerine tez yazdı.

Aşağıdaki seçeneklerden hangisi daha büyük bir olasılığa sahiptir?

  • Seçenek A: Anna büyük bir bankada çalışmaktadır.
  • Seçenek B: Anna büyük bir bankada çalışmaktadır ve bu bankanın üçüncü dünya vakfından sorumlu yöneticisidir.

Şıklara baktığınızda B’de Anna’nın sadece büyük bir bankada çalışmasını değil orada fazladan bir şartı daha yerine getirmesini içeriyor. Yani genelden detaya giden bir yaklaşıma yol açmakta.

Oysa hem bankacı olup hem de bankanın üçüncü dünya vakfında çalışan insanların sayısı, bir bankada çalışan insanların sayısının ufacık bir kısmı. Bu yüzden A cevabı çok daha olasıdır.

Bir başka örneği harita üzerinden verelim:

  • Seçenek A: John, İngiltere’de yaşıyor.
  • Seçenek B: John, İngiltere’nin Londra kentinde yaşıyor.

Gördüğünüz üzere Londra zaten İngilitere’de olan bir şehirdir. Yani John Liverpool şehrinde yaşasa dahi cevap doğru olacaktır. Haliyle A seçeneği doğru cevabı kapsamaktadır. Buna karşılık B seçeneği ise cevap Liverpool gibi bir şehir olduğunda yanlış çıkacaktır.

Bir başka örnek daha verelim:

  • Seçenek A: “Sabiha Gökçen Havaalanı kapalıdır. Uçuşlar iptal edilmiştir.”
  • Seçenek B: “Sabiha Gökçen Havaalanı kötü hava şartları nedeniyle kapatılmıştır. Uçuşlar iptal edilmiştir.”

Görüldüğü üzere A daha muhtemel çünkü B ilaveten bir şartın, yani kötü hava şartlarının varlığını içeriyor. Havaalanı bomba ihbarı, kaza, Covid-19 ya da grev yüzünden de kapatılmış olabilir. Fakat bu tarz şeyler halihazırda “mantıklı” olan bir hikayenin karşısında aklımıza gelmez.

Ancak belirtmek gerekir ki yanılgının etkinliğinde hikayenin inandırıcılığı oldukça önemlidir. Zira “akla yakın” ve “mantıklı” hikayeler için sezgisel kavrayışımız buna inanmalı. Anna örneğimizde kendisi ne kadar inandırıcı, etkileyici, canlı tasvir edilirse bu düşünce hatasına düşme tehlikesi o kadar yüksek olmaktadır.

Eğer soru “Anna 33 yaşındadır.” Aşağıdakilerin hangisi daha muhtemeldir?

  • Seçenek A: Anna bir bankada çalışmaktadır.
  • Seçenek B: Anna Londra’da bir bankada, 12. katta, 47 numaralı ofiste çalışmaktadır.

Şeklinde sorulsaydı, yanlış cevaba diğerine oranla daha kolay kolay düşülmezdi. Çünkü tasvir inandırıcılığını kaybetmektedir.

Yanılgının etkisini bu kez da uzmanlar üzerinde deneyen Daniel Kahneman, uluslararası bir kongrede uzmanları -ki hepsi akademisyendi- A ve B olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her iki gruba da verilen senaryonun ne kadar muhtemel olduğunu değerlendirmeleri istendi.

  • Grup A: Petrol tüketimi % 30 düşüyor.
  • Grup B: Petrol fiyatlarının fahiş artışı petrol tüketiminin % 30 azalmasına neden oluyor.

Sonuç tabii ki yine benzer şekilde sonuçlandı. Zira B grubu kendilerine verilen senaryoya A grubuna kıyasla çok daha fazla inanmıştı.

Bunun üzerine Kahnemann, iki tür düşünme tarzı olduğundan yola çıkıyor; ilki sezgisel, otomatik, doğrudan düşünme. İkincisi ise bilinçli, rasyonel, yavaş, zahmetli, mantıklı düşünme.

Ne yazık ki sezgisel düşünme, bilinçli düşünme henüz daha harekete geçmeden çok önce ortaya çıkmış ve rolü kapmış oluyor.

Kaynak:

Tversky, Amos; Kahneman, Daniel: “Extension versus intuitive reasoning: The conjunction fallacy in probability judgment”, Psychological Review 90 (4), Ekim 1983, S. 293–331.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu