Coğrafya

Türkiye’nin Akarsuları

Akarsu, yeryüzünde belirli bir eğim boyunca, yer çekimi kuvvetinin etkisiyle sürekli veya mevsimlik olarak akan yüzey sularına verilen isimdir. Bu sular, yağmur, kar erimesi gibi doğal süreçler sonucu beslenir ve genellikle bir nehre, göle veya denize dökülürler. Akarsular, kendi yataklarını oluşturma, aşındırma, taşıma ve biriktirme gibi süreçlerle yeryüzü şekillerinin önemli bir kısmını şekillendirir.

❗ Türkiye’deki yeryüzü şekillenmesinde “en fazla” etkiye sahip olan dış kuvvet “akarsulardır“.

❗ Türkiye’deki yeryüzü şekillenmesinde “en az” etkiye sahip olan dış kuvvet “buzullardır“.

❗ Türkiye’deki yeryüzü şekillenmesinde “hiç” etkisi olmayan dış kuvvet “gelgitlerdir” (medcezir). Gelgitler okyanusa kıyısı olan bölgelerde görülür.

Türkiye’deki Akarsuları Etkileyen Faktörler ve Etkileri

Türkiye’nin dağlık ve eğimli yapısının yanı sıra, iklimi de akarsuların yapısını etkileyen faktörlerdir.

Türkiye’nin dağlık ve eğimli yapısı nedeniyle akarsularının özellikleri şu şekildedir:

  • Yatak eğimleri yüksektir.
  • Akış hızları fazladır.
  • İklimin de etkisiyle rejimleri düzensizdir.
  • Aşındırma güçleri yüksektir.
  • Erozyon etkileri kuvvetlidir.
  • Genellikle derin vadilerden akarlar.
  • Su tutma kapasiteleri yüksektir, bu da baraj yapımına uygun ortamlar sunar.
  • Doğrudan tarımda sulama amaçlı kullanımları sınırlıdır.
  • Sel ve taşkın yapma ihtimalleri düşüktür.
  • Ulaşım ve taşımacılık amacıyla kullanılmaları mümkün değildir.
  • Rafting gibi su sporları için ideal koşullar sunarlar.
  • Kültür balıkçılığı için pek uygun değildirler.
  • Genel olarak boyutları kısadır, bu durum Türkiye’nin yarımada olmasıyla da ilişkilidir.

Türkiye’nin iklim yapısı, akarsularının özelliklerini büyük ölçüde etkiler ve bu durum aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Türkiye’de yağış rejimi genel olarak düzensizdir, bu da akarsuların akış rejimini düzensiz kılar. Buna istisna olarak, Karadeniz Bölgesi’nde bulunan akarsular verilebilir. Zira, bölgenin düzenli yağış alması sayesinde düzenli bir rejime sahip olmuştur.
  • Yaz ayları çoğunlukla sıcak ve kurak geçer, bu durum yaz aylarında akarsuların taşıdığı su miktarının azalmasına neden olur.
  • Türkiye’nin coğrafi konumu ve yarımada olması, akarsuların genellikle kısa boyutlarda olmasına katkıda bulunur.
  • Yaz aylarında Türkiye’deki birçok akarsu, su seviyelerinde önemli düşüşler yaşar, bazıları kurur veya kuruma noktasına gelir.
  • Özellikle ilkbahar aylarında, yağış miktarının artması ve karların erimesi ile akarsuların su seviyesi (debileri) yükselir ve bu dönem akarsuların en fazla su taşıdığı zamandır.

Türkiye’de akarsuların derin vadilerden akması genel olarak sel ve taşkın ihtimalini azaltır. Ancak, bu genellemeye uymayan ya da daha az uyan akarsular da bulunmaktadır. Bunlardan en bilindik olanları aşağıdakilerdir:

  • Marmara Bölgesi
    1. Meriç
    2. Ergene
    3. Susurluk
  • Ege Bölgesi
    1. Büyük Menderes
    2. Küçük Menderes
    3. Gediz
    4. Bakırçay
  • Akdeniz Bölgesi
    1. Asi
  • Karadeniz
    1. Barçın

❗ Türkiye’nin en hızlı akan nehri “Çoruh“tur.

Kaynağına Göre Türkiye’deki Akarsular

Türkiye’deki akarsuları, akarsuların kaynaklarına ve akış yollarına bağlı olarak üç alt başlıkta sınıflandırılabilir:

  1. Başka Ülkeden Kaynağını Alıp Türkiye’den Denize Dökülen Akarsular: Bu tür akarsular, komşu ülkelerin topraklarından doğar ve akış yolları üzerinde Türkiye’ye girerek Türkiye’den denize dökülür. Bu akarsular, sınır aşan su kaynaklarının yönetimi açısından önem taşır.

Meriç: Bulgaristan’ın Rodop Dağları’ndan doğar ve Türkiye üzerinden Ege Denizi’ne akar. Ergene Irmağı ile birleşerek yoluna devam eder. Döküldüğü Ege Denizi bölgesinde kıta sahanlığının dar olması nedeniyle delta ovası oluşturma kapasitesi sınırlıdır.

Asi: Kaynağını Lübnan Dağları’ndan alır ve Türkiye’nin Hatay bölgesinden geçerek Akdeniz’e dökülür. Amik Ovası üzerindeki yatak eğiminin azalması, Asi’nin yolculuğu boyunca alüvyonlarını burada biriktirmesine ve böylece verimli bir alüvyal tabanlı ova olan Amik Ovası’nı oluşturmasına neden olur. Ayrıca, Asi Nehri bir kısmında Türkiye ile Suriye arasında doğal bir sınır çizer.


  1. Türkiye’den Kaynağını Alıp Başka Ülkeden Denize Dökülen Akarsular: Bu akarsular, Türkiye içerisindeki kaynaklardan beslenir ancak akış yolları onları başka bir ülkenin topraklarına taşır ve sonunda bu ülkelerden denize ulaşırlar. Bu akarsular, uluslararası işbirliği ve su paylaşımı konularını gündeme getirir.

Fırat:

  • Doğu Anadolu Bölgesi’nden kaynağını alır ve Irak toprakları üzerinden Dicle Nehri ile birleşerek Basra Körfezi’ne akar.
  • Ortadoğu’nun en önemli akarsularından biri olup, Türkiye’deki hidroelektrik üretiminin büyük bir kısmı Fırat üzerindeki barajlar sayesinde sağlanır.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Ortadoğu’daki ülkeler için içme suyu ve tarımsal sulama amacıyla kullanılan önemli bir su kaynağıdır.
  • Türkiye’nin en büyük barajı Atatürk Barajı başta olmak üzere Keban ve Karakaya gibi önemli barajlara su sağlar.

Dicle:

  • Kaynağını Elazığ’ın güneyindeki Hazar Gölü’nden alır ve Türkiye dışına çıkarak Fırat Nehri ile birleştikten sonra Basra Körfezi’ne dökülür.
  • Üzerinde çok sayıda baraj bulunur ve bu baraj gölleri bölgede su kaynaklarının yönetilmesinde önemli bir rol oynar.

Aras:

  • Kaynağını Erzurum-Kars bölgesinden alır ve Azerbaycan topraklarında Kura Nehri ile birleşerek Hazar Denizi’ne dökülür.
  • Aras Nehri, Türkiye ile Ermenistan ve Türkiye ile Nahçıvan arasındaki sınırın bir kısmını oluşturur.

Çoruh:

  • Kaynağını büyük oranda Doğu Karadeniz Bölgesi’nden, bir kısmını ise Doğu Anadolu Bölgesi’nden alır ve Gürcistan’ın Batum kentinden Karadeniz’e akar.
  • Türkiye’nin en hızlı akan nehri olması nedeniyle rafting turizmi için popüler bir lokasyondur.

  1. Kaynağını Türkiye’den Alıp Türkiye’den Denize Dökülen Akarsular: Bu kategoriye giren akarsular, hem kaynaklarını Türkiye’den alır hem de yolculuklarının sonunu Türkiye’nin sınırları içindeki denizlerde tamamlar. Bu akarsular, Türkiye’nin iç su kaynaklarını temsil eder ve tarım, enerji üretimi, içme suyu temini gibi birçok alanda kritik öneme sahiptir.

Susurluk: Kütahya kaynaklıdır; Manyas ve Ulubat gölleri üzerinden de beslenir, Marmara Denizi’ne dökülür. Güçlü boğaz akıntıları nedeniyle delta ovası oluşturamaz.

Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes: Akış yolları boyunca ve deniz içine alüvyon biriktirirler, hidroelektrik potansiyelleri düşüktür ve kendi adlarıyla aynı olan delta ovalarına sahiptirler.

Aksu: Göller Yöresi’nden kaynaklanır ve Akdeniz’e akar, Antalya Ovası üzerine verimliliği artıran alüvyonlar biriktirir.

Sakarya: İç Anadolu Bölgesi’nden doğar ve Karadeniz’e dökülür. Denize döküldüğü yerde delta ovası oluşturmaz, ancak Sakarya (Adapazarı) Ovası’nı oluşturacak şekilde alüvyon biriktirir.

Dalaman: Akdeniz’e akar ve rafting turizmi için popüler bir akarsudur.

Ceyhan: Elbistan ve çevresinden başlayıp, Akdeniz’e dökülür ve Seyhan Irmağı ile birlikte Çukurova’yı oluşturur. Üzerinde Aslantaş ve Menzelet gibi önemli barajlar bulunur.

Seyhan: Uzunyayla Platosu’ndan kaynağını alır ve Akdeniz’e dökülürken Çukurova’yı oluşturur. Seyhan Barajı bu akarsu üzerinde yer alır ve bölge için önemli bir su kaynağıdır.

Kızılırmak: Türkiye’den kaynağını alıp yine Türkiye’de Karadeniz’e dökülen en uzun akarsudur. Bafra delta ovasını oluşturur ve Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya gibi önemli barajlara ev sahipliği yapar.

Yeşilırmak: Çarşamba delta ovasını meydana getirir. Bu akarsu üzerinde Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu, Almus ve Kılıçkaya gibi önemli barajlar bulunur, kuzeydoğu Anadolu’dan Karadeniz’e akar.

Göksu: Taşeli Platosu üzerinden derin vadiler oluşturarak Akdeniz’e dökülür ve Silifke (delta ovası) ovasını oluşturur. Bu akarsu aynı zamanda biyolojik çeşitliliği ve ekolojik önemi ile bilinir.

Manavgat: Yeraltı sularından beslenir ve düzenli bir akış rejimine sahiptir. Manavgat Şelalesi ile önemli bir turizm merkezi olup, Oymapınar Barajı’na su sağlar. Rafting gibi su sporları için de uygundur.

Ergene: Yatak eğimi az ve derinliği sınırlı olduğundan baraj yapılamaz; sık sık sel ve taşkın yapar ve Meriç Nehri ile birleşerek Ege Denizi’ne dökülür.

Akarsu Havzaları

Akarsu havzaları, bir akarsuyun ve onun kollarının bir araya gelerek sularını topladığı geniş alanları ifade eder. Bu havzalar, topladıkları suları denizlere taşıma yeteneklerine göre ikiye ayrılır:

  • Kapalı havza
  • Açık havza

Kapalı Havzalar: Bu havzalarda bulunan akarsular, topladıkları suları açık denizlere ulaştıramazlar. Bu durum, genellikle iç kısımlarda, denizden uzakta yer alan ve dışarıya doğal bir çıkışı olmayan bölgelerde görülür. Aras ve Kura ırmakları, kapalı havza örneği olarak gösterilebilir. Bu ırmaklar, sularını Hazar Denizi gibi bir iç denize taşır ve böylece kapalı havza kategorisine girerler.

  • Tuz Gölü Kapalı Havzası
  • Göller Yöresi Kapalı Havzası
  • Van Gölü Kapalı Havzası
  • Aras ve Kura (Hazar Gölü) Kapalı Havzası

❗ Türkiye’nin en büyük kapalı havzası “Tuz Gölü Kapalı Havza” alanıdır.

Açık Havzalar: Açık havzalarda bulunan akarsular ise, topladıkları suları açık denizlere ulaştırabilirler. Türkiye’deki birçok büyük akarsu, bu kategoriye girer. Kızılırmak, Yeşilırmak, Gediz, Seyhan ve Ceyhan gibi akarsular, topladıkları suları Karadeniz, Ege Denizi veya Akdeniz gibi açık denizlere başarıyla taşırlar ve bu sayede açık havza olarak kabul edilirler.

  • Ege Denizi Açık Havza Alanı
  • Akdeniz Açık Havza Alanı
  • Basra Körfezi Açık Havza Alanı
  • Karadeniz Açık Havza Alanı

❗ Türkiye’nin en büyük açık havzası “Karadeniz Açık Havza Alanı“dır.

Bir yerin açık ya da kapalı havza olmasını etkileyen unsurlar, coğrafi yapıdan iklim koşullarına kadar geniş bir yelpazede değişkenlik gösterir. Bakınız:

  1. Topografya: Bir bölgenin yüzey şekilleri ve yükseltileri, suyun akış yönünü ve nereye döküleceğini belirleyen en önemli faktörlerdendir. Yüksek dağlar ve platolar, akarsuların denizlere ulaşmasını engelleyebilir ve kapalı havzaların oluşumuna yol açabilir.
  2. Jeoloji: Yer kabuğunun yapısı ve kayaç türleri, suyun yüzeyde mi yoksa yer altında mı akacağını, buharlaşma oranlarını ve toprağın su tutma kapasitesini etkiler. Çözünebilir kayaçların (örneğin kireçtaşı) bulunduğu alanlarda karstik havzalar oluşabilir, bu da kapalı havzaların oluşumunu destekler.
  3. İklim: Yağış miktarı ve buharlaşma oranları, bir havzanın açık veya kapalı olmasında önemli bir rol oynar. Kurak ve yarı kurak bölgelerde yüksek buharlaşma oranları nedeniyle kapalı havzalar daha yaygındır.
  4. Akarsu Akımı ve Sediman Taşıma Kapasitesi: Akarsuların taşıdığı su ve sediman miktarı, havzaların morfolojisini şekillendirir. Yeterli sediman taşıma kapasitesi olmayan akarsular, kendi yataklarını doldurabilir ve kapalı havzalar oluşturabilir.
  5. Deniz ve Okyanuslara Uzaklık: Bir bölgenin denizlere ve okyanuslara olan uzaklığı, akarsuyun sonunda nereye döküleceğini etkiler. İç bölgelerde ve denizden uzakta yer alan yerlerde kapalı havzaların oluşma olasılığı daha yüksektir.
  6. Yeraltı Suları: Yeraltı su yolları ve akiferlerin varlığı, suyun yeraltında akarak başka havzalara geçiş yapabilmesini sağlayabilir. Bu durum, bir bölgenin havza karakteristiğini etkileyebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu