Temel Hukuk Kavramları

Kişiler Hukuku

Kişiler Hukuku, “medeni hukukun” temelini oluşturan ve bireylerin hukuki statüleriyle ilgili tüm konuları kapsayan bir alandır. Bu dal, bireylerin doğumlarından ölümlerine kadar geçen süreçteki tüm hukuki ilişkileri düzenler.

Kişiler Hukuku Konuları

Ana hatlarıyla bu bölümümüzü inceleyelim.

  • Kişi: Hak ve borç sahibi olan her birey veya kuruluş.
  • Kişi Türleri: İki temel türü vardır; gerçek kişiler ve tüzel kişiler.
    • Gerçek Kişi: Yaşayan her birey.
    • Tüzel Kişi: Hukuk tarafından kişilik hakları tanınan kurumlar ve organizasyonlar.
  • Gerçek Kişiliğin Başlangıcı: Bir bireyin hukuki anlamda kişi olarak kabul edilmesi, sağ ve tam doğum ile başlar.

❗ “Sağ doğum” bebek nefes aldığında, “tam doğum” ise bebek anne karnından tamamen ayrıldığında gerçekleşir. Tam doğum ile “vücut bütünlüğü” kast edilmez.

Sağ ve tam doğan her bebek, kısa bir süre yaşasa bile hukuki anlamda gerçek kişidir. Bu, özellikle miras hukukunda önemli bir ayrıntıdır.

Annesinin karnından sağ olarak ayrılan Alp bebek, yalnızca birkaç dakika yaşamış ve sonra ölmüştür. Ancak, sağ ve tam doğum kriterlerini karşıladığı için hukuki anlamda gerçek kişi statüsünde kabul edilir. Bu statüye sahip olması, onun kişilik haklarına ve miras haklarına sahip olabileceği anlamına gelir. Dolayısıyla, Alp bebek, kendisinden önce ölen dedesinden miras bırakılan haklarına sahip olur ve bu miras, Alp’in mirasçılarına intikal eder.

Hak Nedir?

Hak” kavramı, bireylerin ya da tüzel kişilerin sahip olduğu, hukuk tarafından tanınan ve korunan yetki veya imtiyazları ifade eder. Haklar, bireylerin veya tüzel kişiliklerin yasal olarak yapabilecekleri eylemleri, sahip olabilecekleri şeyleri veya başkalarından talep edebilecekleri davranışları belirler. İkiye ayrılır:

  1. Kamu hakları
  2. Özel haklar

Kamu Hakları

Kişi ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen haklardır. Üçe ayrılır:

  1. Kişi hakları
  2. Sosyal ve ekonomik haklar
  3. Siyasi haklar

Kişi Hakları

Kişilerin maddi ve manevi varlıkları ile alakalı olan haklardır. Örnekler:

  • Konut dokunulmazlığı
  • Haberleşme hürriyeti
  • Özel hayatın gizliliği
  • Din ve vicdan hürriyeti

Sosyal ve Ekonomik Haklar

Kişilerin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle alakalı haklardır. Örnek olarak aşağıdakiler verilebilir:

  • Eğitim ve öğrenim hakkı
  • Dinlenme hakkı
  • Grev hakkı
  • Çalışma hakkı

Siyasi Haklar

Devlet yönetimine ve siyasi kuruluşlara katılmaya yönelik hakları kapsar. Örneğin:

  • Seçme ve seçilme hakkı
  • Siyasi parti kurma hakkı
  • Dilekçe hakkı
  • Vatandaşlık hakkı

Özel Haklar

Kişiler ile kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen haklardır. Dörde ayrılır:

  1. Nitelikleri Bakımından Özel Haklar
    • Mutlak haklar
    • Nisbi haklar
  2. Konuları Bakımından Özel Haklar
    • Malvarlığı hakları
    • Kişilik hakları
  3. Kullanılmaları Bakımından Özel Haklar
    • Devredilebilen haklar
    • Devredilemeyen haklar
  4. Amaçlarına Göre Özel Haklar
    • Yenilik doğuran haklar
      1. Kurucu yenilik doğuran haklar
      2. Değiştirici yenilik doğuran haklar
      3. Bozucu yenilik doğuran haklar
    • Alelade haklar

Nitelikleri Bakımından Özel Haklar

Mutlak Haklar

Herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Örneğin:

  • Mülkiyet hakkı
  • Vesayet hakkı
  • Velayet hakkı
  • Telif hakları
  • Ayni haklar
Nisbi Haklar

Belli kişi ve/veya kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Özellikle “borç” ilişkisinde ortaya çıkar. Örnek olarak “alacak hakkı” verilebilir.

Konuları Bakımından Özel Haklar

Malvarlığı Hakları

Kişilerin “maddi” menfaatlerini koruyan haklardır. Kişinin ölümüyle birlikte mirasçılarına geçer.

Kişilik Hakları

Kişilerin “manevi” menfaatlerini koruyan haklardır. Kişinin ölümüyle birlikte sona erer. Bu gibi haklar örneğin:

  • Kişinin vücut bütünlüğü
  • Sağlığı
  • Şerefi
  • Namusu
  • Sırları

Kullanılmaları Bakımından Özel Haklar

Devredilebilen Haklar

Adından da anlaşılacağı üzere, sahibi tarafından başkalarına devredilebilen ve miras yoluyla kendi (devrettiği kişinin değil) mirasçılarına geçebilen haklardır. Örneğin:

  • Mülkiyet hakkı
  • Alacak hakkı
  • Miras hakkı
Devredilemeyen Haklar

Adından da anlaşılacağı üzere, kişiye bağlı haklar olup miras yoluyla mirasçılara geçmez. Örneğin:

  • Soy bağının reddi hakkı
  • Boşanma davası açma hakkı
  • Nafaka hakkı

Amaçlarına Göre Özel Haklar

Yenilik Doğuran Haklar

Kendi içinde üçe ayrılır:

  1. Kurucu yenilik doğuran haklar
  2. Değiştirici yenilik doğuran haklar
  3. Bozucu yenilik doğuran haklar
Kurucu Yenilik Doğuran Haklar

Yeni bir hukuki durum yaratan haklardır. Örneğin bir kişinin yeni bir akıllı telefon satın alması ile alıcının söz konusu akıllı telefon üzerinde mülkiyet hakkı kazanmasını sağlayarak yeni bir hukuki durum yaratır.

Değiştirici Yenilik Doğuran Haklar

Mevcut bir hukuki durumu değiştiren haklardır. Satın alınan akıllı telefonun ekranının çizik çıkması üzerine, alıcının garantiden faydalanarak telefonun ekranını ücretsiz değiştirtmesi örnek olarak verilebilir. Bu durum, mevcut satış sözleşmesinin koşullarını değiştiren bir işlemi temsil eder ve alıcının haklarında bir değişiklik yaratır.

Bozucu Yenilik Doğuran Haklar

Mevcut bir hukuki durumu ortadan kaldıran haklardır. Alıcının, akıllı telefonun beklenen performansı göstermemesi üzerine ürünü satıcıya iade edip, satım sözleşmesini feshetmesi örnek verilebilir. Bu işlem, satış sözleşmesinin sonlandırılmasını ve alıcının ödediği paranın iadesini sağlayarak mevcut hukuki durumu ortadan kaldırır.

Alelade Haklar

Kullanılması durumunda yeni bir hukuki durum meydana getirmeyen haklardır. Örnek olarak “velayet hakkı” verilebilir.

Hakların Kazanılması

Hakların kazanılması, medeni hukukta temel bir konudur ve hakların nasıl elde edildiğini açıklar. Hakların kazanılması çeşitli yollarla gerçekleşebilir ve bu süreçler, hakların nasıl kişiye bağlandığını belirler. Haklar Üç türlü kazanılır:

  1. Aslen Kazanma
    • Sahiplenme
    • İşgal
  2. Devren Kazanma

❗ Hakların kullanılmasında “objektif iyiniyet” kuralları geçerlidir.

❗ Hakların kazanılmasında “subjektif iyiniyet” kuralları geçerlidir.

❗ Kişiye eşya üzerinde fiili hakimiyet sahibi olma yetkisi veren duruma “zilyetlik” denir.

Aslen Kazanma

Kişinin o ana kadar hiç kimseye ait olmayan bir hakkı kendi fiiliyle elde etmesi durumudur. Örneğin, denizden tutulan balık, tutanın mülkiyetine geçer. Bir başka örnek olarak çöpte bulunan sahipsiz elbise verilebilir. Sahipsiz olarak bulunan eşyalar, bulan kişinin mülkiyetine geçer.

❗ Aslen kazanma çöpte bulanan bisiklet gibi “taşınır mallar” için geçerliyse “sahiplenme” olarak adlandırılır.

❗ Aslen kazanma arazi gibi “taşınmaz mallar” için geçerliyse “işgal” olarak adlandırılır.

Devren Kazanma

Başka birinden hakların devralınması yoluyla gerçekleşir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz:

  • Satış: Bir evin satın alınması, mülkiyet hakkının satıcıdan alıcıya devredilmesini sağlar.
  • Miras: Bir kişinin vefatı sonrası, miras bırakılan haklar mirasçılara geçer.
  • Bağış: Bir kişiye yapılan bağış, bağışlanan malın mülkiyet hakkının bağışçıdan alıcıya geçmesini sağlar.

Hakların Kişiye Bağlanması

Hakların kazanılması ve kaybedilmesi, şu üç işlem aracılığıyla gerçekleşir:

  1. Hukuki Olay: İrade dışı gerçekleşen ve hukuki sonuçlar doğuran olaylar. Örneğin, doğum ve ölüm. İrade olup olmadığına bakılmaz!
  2. Hukuki Fiil: Kişinin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği ve hukuki sonuçlar doğuran eylemler. Örneğin, bir taşınmazı işgal etmek.
  3. Hukuki İşlem: İki veya daha fazla tarafın karşılıklı iradelerini açıklamalarıyla gerçekleşen ve hukuki sonuçlar doğuran işlemler. Örneğin, satım sözleşmesi yapmak.

Bu yollar, bireylerin hukuki sistem içinde hak kazanmalarının ve kaybetmelerinin temel mekanizmalarını oluşturur.

Hakkın Korunması

Hakların korunması, kişilerin haklarını güvence altına almanın temel yollarından biridir. Bu koruma, iki ana yöntemle sağlanabilir:

  1. Kişinin Hakkını Kendi Eliyle Koruması
    • Meşru Müdafaa (Haklı Savunma)
    • Zaruret Hali (Iztırar Hali)
    • Kuvvet Kullanma
  2. Hakkın Devlet Eliyle Korunması
    • Talep Hakkı
    • Dava Hakkı

Açılacak davalar ise aşağıdaki tablodaki gibi gösterilebilir:

Saldırı sona ermişEtkisi devam ediyorTespit davası
Saldırı varSaldırı devam ediyorSaldırıya son verilmesi davası
Saldırı yokYakında olabileceği ihtimali varÖnleme davası
Hukuka aykırılık varSonucunda zarar varTazminat davası

Sırasıyla diğer maddeleri alt başlıklar halinde inceleyelim:

Kişinin Hakkını Kendi Eliyle Koruması

Kişisel eylemlerle hakların korunması, bazı durumlarda meşru kabul edilir. Bunlar:

  • Meşru Müdafaa (Haklı Savunma): Bir kişinin, kendisinin veya yakınlarının canını, malını tehlikeden korumak için giriştiği “ölçülü ve orantılı savunma” eylemidir. Meşru müdafaa, saldırının ya da tehlikenin devam ettiği durumlarda geçerlidir. (Can ve mal tehlikesi olmalı)

Meşru müdafaa, hem Ceza Kanunu’nda hem de Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir.

  • Zaruret Hali (Iztırar Hali): Kişinin, kendisinin veya yakınlarının canını veya malını korumak için olayla ilgisi olmayan “üçüncü” bir kişinin malına zarar vermesi. Örneğin, yangına müdahale edebilmek için komşu evin duvarının yıkılması gibi.

❗ Böylesi bir durumda kişi zararı ödemekle yükümlüdür.

  • Kuvvet Kullanma: Bir hakkı elde etmek veya korumak için hak sahibinin kullandığı fiziksel güç. Örneğin, hesabı ödemeden ayrılmaya çalışan bir müşteriyi garsonun durdurması.

❗ Kişinin hakkını kuvvet kullanarak bizzat koruma yoluna gidebilmesi için “”hakkın kaybolması”, tehlikenin mevcut olması” ve o anda “hükümet kuvvetlerine başvurmasının imkansız olması” şartı vardır.

Hakkın Devlet Eliyle Korunması

Devletin sağladığı hukuki yollarla hakların korunması, daha resmi ve yasal bir çerçeveye dayanır. Bunlar:

  • Talep Hakkı: Bireyin, hakları doğrultusunda idari makamlardan istekte bulunması. Örneğin, bir bireyin, haksız bir durum karşısında ilgili kamu kurumuna başvurarak yardım talep etmesi.
  • Dava Hakkı: Hak sahibinin, talebinin idare tarafından karşılanmaması durumunda, haklarını mahkemede arama hakkı. Bu, alıcıların, teslim edilmeyen ürünler için satıcıya karşı dava açabilmesi gibi durumları içerir.

❗ Hak, idareden (devleti temsil eden herhangi bir kişi ve yer) isteniyorsa talep hakkı, mahkemeden isteniyorsa dava hakkı olur.

Hak Ehliyeti

Hak ve borçlara sahip olma kapasitesi, her bireyin doğuştan sahip olduğu pasif bir ehliyettir.

❗ Hak ehliyeti, sağ ve tam doğmak koşulu ile bebeğin anne rahmine düştüğü an kazanılır.

Fiil Ehliyeti

Hak ve borçları kullanabilme kapasitesi, aktif bir ehliyettir ve herkes otomatik olarak sahip olmaz. İki alt başlıkta incelenir:

  1. Fiil Ehliyetinin Koşulları
  2. Fiil Ehliyetinin Türleri

Fiil Ehliyetinin Koşulları

Fiil Ehliyetinin Koşulları, bireyin hukuki işlem yapabilme yeteneğini tanımlar. Bu koşullar, bireyin hak ve borçlarını bağımsız bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli niteliklerdir ve üçe ayrılmaktadır.

  1. Ayırt Etme Gücü
  2. Ergin Olmak
  3. Kısıtlı Olmamak

Ayırt Etme Gücü

Bireyin, davranışlarının sonuçlarını anlayabilme ve eylemlerini buna göre yönlendirme kapasitesidir. Bu, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırabilme yeteneğini içerir. Ayırt etme gücünü engelleyebilecek durumlar ise şunlar olarak gösterilmektedir:

  • Yaş: Çocuklar ve gençler, yaşları dolayısıyla tam bir ayırt etme gücüne sahip olmayabilirler.
  • Akıl Zayıflığı: Akıl zayıflığı, ayırt etme gücünü olumsuz etkileyebilir.
  • Akıl Hastalığı: Akıl hastalığı, ayırt etme gücünü olumsuz etkileyebilir.
  • Sarhoşluk: Alkol veya uyuşturucu kullanımı geçici olarak ayırt etme gücünü engelleyebilir.

Ergin Olmak

Bireyin, yasal olarak sorumluluklarını üstlenebilecek yaşa gelmiş olmasıdır. İnsanlar üç farklı ergin olabilir. Bakınız:

  • Normal Erginlik: 18 yaşını tamamlamakla elde edilir.
  • Evlenme Yoluyla Erginlik: Evlilik, erginliğin erken kazanılmasını sağlayabilir.
    • Olağan evlenme yaşı ➡️ 17 (Ailenin izni gerekir)
    • Olağanüstü hallerde evlenme yaşı ➡️ 16 (Mahkeme izni gerekir)
  • Mahkeme Kararıyla Erginlik (Kazai rüşt): Bireyin, toplum içinde sorumlu bir şekilde davranabilme kapasitesinin mahkeme tarafından kabul edilmesi. 15 yaşını dolduran bir birey, belirli koşullar altında mahkeme kararıyla ergin sayılabilir.

❗ Mahkeme kararıyla ergin kılınan bireylerin yaşları büyütülmesi gibi bir durum söz konusu değildir, dolayısıyla evlenemezler.

❗ Sağır ve dilsizler için ilgili yaşlara +3 eklenir.

Kısıtlı Olmamak

Bireyin, hukuki işlemleri yapma yeteneğinin tamamen serbest olması gerektiğini belirten bir durumdur.

Genel hatlarıyla aşağıdaki durumlar görülen kişiler kısıtlı sayılır:

  • Akıl hastalığı
  • Akıl zayıflığı
  • Kötü yaşam tarzı
  • Savurganlık
  • Deneyimsizlik
  • Alkol veya madde bağımlılığı
  • 1 yıl veya üzeri hapis cezasına çarptırılmış olmak

❗ “Yaş küçük” olan birinin “ayrıt etme gücü” yoktur. Bu durum bir “kısıtlama sebebi” değildir.

❗ “Sarhoşuk” kısıtlama sebebi değildir. Ancak, yaşlılık, sakatlık veya ağır hastalık gibi durumlar kısıtlılığa yol açabilir.

Fiil Ehliyetinin Türleri

Fiil ehliyeti, bireylerin hukuki işlemleri gerçekleştirme kapasitesini ifade eder ve farklı koşullara bağlı olarak dört ana türe ayrılır:

  1. Tam Ehliyetliler: Bu grup, hukuki işlemleri bağımsız olarak gerçekleştirebilme yetisine sahip bireylerdir. Ayırt etme gücüne sahip, ergin yaşa ulaşmış ve herhangi bir kısıtlılığı bulunmayan kişiler bu kategoriye girer. Tam ehliyetliler, hukuki işlemleri yapma ve tam sorumluluk taşıma yetisine sahiptir.
  2. Tam Ehliyetsizler: Tam ehliyetsizler, ayırt etme gücünden yoksun bireylerdir. Bu durum genellikle yaş, akıl zayıflığı, akıl hastalığı veya diğer bazı özel durumlar nedeniyle olabilir. Tam ehliyetsizler, herhangi bir hukuki işlem yapma kapasitesine sahip değildir ve tüm hukuki işlemleri için bir yasal temsilciye ihtiyaç duyarlar.
  3. Sınırlı Ehliyetsizler: Sınırlı ehliyetsizler, ayırt etme gücüne sahip olmalarına rağmen “ergin olmayan” veya “erginlik yaşına ulaşmış fakat kısıtlılık kararı bulunan” bireylerdir. Bu kişiler, yasal temsilcilerinin izniyle belirli hukuki işlemleri gerçekleştirebilirler. Ancak bazı eylemleri, yasal temsilcinin izni olsa bile gerçekleştiremezler. Örnek vermek gerekirse:
    • Vakıf kuramazlar
    • Bağış yapamazlar
    • Kefil olamazlar
  4. Sınırlı Ehliyetliler: Sınırlı ehliyetliler, ayırt etme gücüne sahip, ergin yaşa ulaşmış ancak belli hukuki işlemleri gerçekleştirmek için yasal danışman ataması gereken bireylerdir. Bu grup, özel durumları nedeniyle tam ehliyetli sayılmayan ancak tam ehliyetsiz de olmayan kişileri kapsar.

Kişinin fiili ehliyetini belirlemek için bakmamız gereken öncüller vardır. Adım adım inceleyelim:

  1. İlk önce “fiil ehliyetinin” koşullarına bakılır. Yani kişinin ilk önce:
    • Ayırt etme gücüne sahip olup olmadığın bakılır
    • Ergin olup olmadığına bakılır
    • Kısıtlı olup olmadığına bakılır
  2. Eğer kişi ilk maddenin hepsine sahipse bu kişi ehliyetlidir, değilse ehliyetsizdir.
  3. Tam” olup olmaması ise ilk maddedeki koşulların hepsini sağlaması ile yeterli değildir. Aynı zamanda kişiyi sınırlandıran bir kişi var mı yok mu ona bakılır. Tam olması için aşağıdakilere bakılır. Bunlar varsa “tam“, yoksa “sınırlı” olarak kabul edilir.
    • Atanmış bir yasal danışmanının olup olmadığı
    • Evli olup olmadığı
ÖrnekEhliyet Durumu
31 yaşındaki Barış’ın ehliyetiTam Ehliyetli
22 yaşındaki akıl hastası Ethem’in ehliyetiTam Ehliyetsiz
7 yaşındaki Suna’nın ehliyetiTam Ehliyetsiz
16 yaşındaki Ali’nin ehliyetiSınırlı Ehliyetsiz
27 yaşında savurganlık nedeniyle kısıtlanan Pelin’in ehliyetiSınırlı Ehliyetsiz
51 yaşında kendisine yasal danışman atanan Rahmi’nin ehliyetiSınırlı Ehliyetli

Gerçek Kişiliğin Sona Ermesi

Gerçek kişiliğin sona ermesi, medeni hukukun önemli konularından biridir ve temel olarak iki şekilde gerçekleşebilir:

  1. Ölüm
    • Ölüm karinesi
    • Birlikte ölüm karinesi
  2. Gaiplik
    • Ölüm tehlikesi içinde kaybolma
    • Uzun zamandan beri haber alınamama

Ölüm

Gerçek kişiliğin sona ermesinin en doğal yoludur. Aşağıdakilere dikkat ediniz:

  • Gerçek kişiliği sonlandıran “hukuki” bir olaydır.
  • Ölen kişinin mal varlığı hakları “mirasçılarına” geçer.
  • Ölümün meydana gelmesinden itibaren “10 gün içinde” “nüfus memuruna” bildirilmesi gerekir.
  • Ölüm ile birlikte varsa “evlilik” “kendiliğinden” sona erer.
  • Kişinin hayatta olup olmadığı “nüfus sicilindeki kayıtlar” ile tespit edilir.

Ölüm Karinesi

Bazen, bir kişinin ölümü doğrudan tespit edilemeyebilir. Bu durumlarda, ölüm karinesi devreye girer. Aşağıdakilere dikkat ediniz:

  • Cesedi bulunamamış” dahi olsa, kişinin ölümüne “kesin gözle bakıldığı” durumlarda görülür.
  • Mahallin en büyük mülki amiri” tarafından ölüm karinesi kaydı düşülür.
  • Ölüm karinesinde “mahkeme kararına” gerek yoktur.
  • Kişinin mirası mirasçılara “teminata gerek olmadan” verilir.

❗ “Karine“, bilinen bir olgudan bilinmeyen sonuçların çıkarılması durumudur. Aksi ispat edilebilir durumdur.

❗ Sorularda, “Kişinin ölümüne kesin gözle kaybolma”, “Cesede ulaşılamamıştır” diyorsa cevap “ölüm karinesi” olacaktır.

Birlikte Ölüm Karinesi

Birden fazla kişinin aynı olayda ölmesi ve kimin önce öldüğünün tespit edilememesi durumunda, tüm bireyler aynı anda ölmüş sayılır.

❗ Aynı anda ölen kişiler “birbirlerinin mirasçısı olamazlar“.

Gaiplik

Bir kişinin uzun süre haber alınamaması ve akıbetinin bilinmemesi durumunda gaiplik süreci başlar. Aşağıdakilere dikkat ediniz:

  • Gaiplik Talebi: Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya uzun zamandan beri haber alınamayan kişiler hakkında ilgililerin talebi üzerine mahkeme gaiplik kararı verebilir.
  • Yetkili Mahkeme:
    • Gaibin son ikametgahındaki Sulh Hukuk Mahkemesi,
    • Türkiye’de hiç ikamet etmemişse, nüfus siciline kayıtlı olduğu yer mahkemesi,
    • Nüfus siciline kayıtlı değilse, annesinin veya babasının nüfus siciline kayıtlı olduğu yer mahkemesi gaiplik kararı verir.
  • Mirasın Teslimi: Gaibin mirası, mirasçılara teminat karşılığında teslim edilebilir. Bu işlem belirli koşullar altında gerçekleşir.
  • Evliliğin Sona Ermesi: Gaiplik kararı ile gaibin evliliği kendiliğinden sona ermez. Evliliğin sona erdirilmesi için ayrıca evliliğin feshi kararı alınması gerekir.

Ölüm Tehlikesi İçinde Kaybolma

Gaiplik kararı1 yıl
Miras5 yıl

Uzun Zamanda Beri Haber Alınama

Gaiplik kararı5 yıl
Miras15 yıl

❗ Sorularda, “Kişinin ölüm olasılığından”, “Uzun zamandır haber alınamayan bir durumda kaybolduğundan” bahsediyorsa cevap “gaiplik” olacaktır.

❗ “Gaiplik” kararı Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınır.

Kişiler Arası Hısımlık

Kişiler arası hısımlık, bireylerin birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerini tanımlar. Bu ilişkiler, kan bağına dayalı hısımlık ve kan dışı hısımlık olmak üzere iki ana kategori altında incelenir.

  1. Kan Hısımlığı
    • Alt Soy – Üst Soy Hısımlığı
    • Yan Soy Hısımlığı
  2. Kan Dışı Hısımlık
    • Sıhri Hısımlık (Kayın Hısımlığı)
    • Evlat Edinme Hısımlığı

❗ Kişiler arası hısımlık Kişi Hukuku konusuna girerken, kişiler arası soybağı Aile Hukuku konusuna girer.

Kan Hısımlığı

Kan hısımlığı, biyolojik bağlar temelinde oluşan akrabalık ilişkileridir ve iki alt kategoriye ayrılır:

  1. Alt Soy – Üst Soy Hısımlığı
  2. Yan Soy Hısımlığı

Alt Soy – Üst Soy Hısımlığı

Bu kategori, bir kişinin doğrudan ataları (anne, baba, büyükanne, büyükbaba vb.) ve soyundan gelenler (çocuklar, torunlar) arasındaki ilişkileri kapsar.

Yan Soy Hısımlığı

Kardeşler, kuzenler gibi aynı nesilden olan ancak doğrudan alt veya üst soydan gelmeyen kişiler arasındaki ilişkilerdir.

Kan Dışı Hısımlık

Kan bağı olmaksızın oluşan akrabalık ilişkileridir ve iki ana türü vardır:

  1. Sıhri Hısımlık (Kayın Hısımlığı)
  2. Evlat Edinme Hısımlığı

Sıhri Hısımlık (Kayın Hısımlığı)

Evlilik yoluyla kazanılan akrabalık ilişkileridir. Örneğin, eşin ailesi ile olan ilişkiler bu kategoriye girer.

Evlat Edinme Hısımlığı

Evlat edinme yoluyla kurulan akrabalık bağlarıdır. Evlat edinen kişi ile evlat edinilen kişi arasında hukuki bir aile ilişkisi oluşur.

Hısımlıkta Dereceler

Hısımlık dereceleri, kişileri birbirine bağlayan doğum sayısı ile hesaplanır. Örneğin, anne-baba ve çocuk arasında birinci derece hısımlık vardır.

  • İlk “üç derece” içinde “evlenme yasaktır“.
  • Anne ve baba aynıysa, “tam kan” soy hısımlığı vardır.
  • Anne veya baba farklıysa, “yarım kan” soy hısımlığı vardır.
  • Medeni Kanun’a göre, kayın hısımlığını meydana getiren evlilik sona erse dahi, eşler birbirlerinin alt soy ve üst soyu ile evlenemez.
  • Evlat edinen kişi, evlatlığın mirasçısı olamaz. Ancak, evlatlık ve evlatlığın alt soyu, evlat edinenin mirasçısı olabilir.

Aşağıdaki tabloda hısımlar arasındaki ilişkiler ve dereceler gösterilmiştir:

Soylar1. Derece2. Derece3. Derece4. Derece
Üst SoyAnne
Baba
Dede
Nine
Büyük büyük baba
Büyük büyük anne
Büyük büyük büyük baba
Büyük büyük büyük anne
Alt SoyÇocuklarTorunlarTorun çocuklarıTorununun torunu
Yan Soy✖️KardeşlerYeğenler
Amcalar
Halalar
Dayılar
Teyzeler
Kuzenler

İkametgah (Yerleşim Yeri)

Bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yere “ikametgah” (yerleşim yeri) denir. İkametgah, birçok hukuki işlemin temelini oluşturur ve kişinin resmi işlemlerinde, hukuki sorumluluklarında ve çeşitli hukuki haklarının belirlenmesinde esas alınır. İkametgahla ilgili iki temel ilke bulunur:

  1. Yerleşim Yerinin Zorunluluğu İlkesi: Her bireyin mutlaka bir ikametgahı olması gerektiğini belirtir. Bu ilke, herkesin hukuki işlemlerde bulunabilmesi için bir adresinin olmasının zorunlu olduğunu vurgular.
  2. Yerleşim Yerinin Tekliği İlkesi: Bir kişinin aynı anda birden fazla ikametgaha sahip olamayacağını ifade eder. Bu ilke, bir bireyin hukuki ilişkilerdeki belirsizlikleri önlemek ve hukuki işlemlerin doğruluğunu sağlamak amacıyla konulmuştur.

İkametgah, kişinin devletle olan ilişkilerinde, örneğin vergilendirme, seçmen kaydı gibi konularda ve kişisel hukuki işlemlerinde, örneğin dava açma, evlilik kaydı gibi işlemlerde önem taşır. Bu nedenle, ikametgahın doğru ve güncel olarak belirtilmesi büyük önem arz eder.

❗ Bir kişinin kendi seçimiyle belirlediği ve fiilen oturduğu yere “iradi yerleşim yeri” denir. Bu, bireyin kendi isteğiyle seçtiği ve gerçekten yaşamakta olduğu adresi ifade eder.

❗ Bir kişinin geçici olarak kaldığı yere “itibari yerleşim yeri” denir. Örneğin, bir devlet memurunun yeni geldiği şehirde henüz bir ev tutmamış ve geçici olarak otelde kalıyorsa, Medeni Kanun bu durumu, kişinin “itibari yerleşim yeri” olarak kabul eder.

❗ Velayet altındaki çocukların yerleşim yeri, onların yasal velilerinin (anne-baba) yerleşim yeridir. Buna “yasal yerleşim yeri” denir.

Tüzel Kişi

Tüzel kişi, hukuki işlemleri yapabilme yetkisine sahip, gerçek kişilerden farklı olarak hukuk tarafından yaratılan ve hukuki bir kişilik olarak tanınan varlıklardır. Tüzel kişiler, belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere gerçek kişiler veya diğer tüzel kişiler tarafından kurulabilirler. Tüzel kişilik, gerçek kişilere tanınan hak ve yükümlülüklerin bir kısmını veya tamamını taşıyabilir ve kendi adına mal varlığına sahip olabilir, borçlanabilir, dava açabilir veya davalık olabilir.

  1. Kamu Hukukunda Tüzel Kişi
    • Kişi Toplulukları: Devlet mahalli idarelerdir. Örnek olarak; İl Özel İdaresi, Belediye, Köy verilebilir.
    • Mal Toplulukları: Kamu kurumlarıdır. Örnek olarak; Üniversite, RTÜK, YÖK, SGK verilebilir.
  2. Özel Hukukta Tüzel Kişi
    • Kişi Toplulukları: Dernek, Şirket, Sendika, Siyasi parti
    • Mal Toplulukları: Vakıf

Dernek” ➡️ Ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere gönüllü olarak bir araya gelen kişilerin oluşturduğu, kar amacı gütmeyen ve sürekli bir topluluktur.

  • En az “yedi kurucu” üye,
  • Dernek adı, amacı, çalışma konusu ve şekli ile adresinin yer aldığı tüzük,
  • Yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi,
  • İlgili içişleri bakanlığı veya valiliğe kayıt için başvuru.

❗ “Genel kurul“, “yönetim kurulu” ve “denetim kurulu“, derneklerin “zorunlu” organlarıdır.

❗ Dernekler, sadece “mahkeme kararı” ile feshedilmezler. Aynı zamanda, dernek genel kurulu üye tam sayısının 2/3’ü ile yapacağı toplantıda, toplantıya katılanların 2/3’ünün alacağı karar ile de feshedilebilirler. Bu durum, derneğin iç işleyişine ve üyelerin iradesine dayalı bir fesih yöntemidir, dolayısıyla derneklerin kendi kararlarıyla da sona erme sürecini başlatabileceklerini gösterir.

Şirket” ➡️ Ekonomik bir amacı gerçekleştirmek üzere sermaye birliği temelinde kurulan, kar amacı güden hukuki kişiliktir.

  • Şirket türüne göre değişiklik gösterir (örneğin, anonim şirket, limited şirket gibi),
  • Sermaye yatırımı,
  • Ortaklar ve hissedarlar,
  • Ticaret siciline kayıt,
  • Faaliyet konusu ve şirket merkezinin belirlenmesi.

Siyasi Parti” ➡️ Toplumun belirli kesimlerinin siyasi, ekonomik ve sosyal alanlardaki görüş ve çıkarlarını temsil etmek, kamu yönetimine katılmak amacıyla kurulan örgütlenmelerdir.

  • En az otuz kurucu üye,
  • Siyasi parti programı ve tüzüğü,
  • Genel merkezin adresinin belirtilmesi,
  • İçişleri Bakanlığı’na kayıt ve bildirim,
  • Anayasa ve yasalara uygunluk.

Vakıf” ➡️ Bir hedef veya amacı gerçekleştirmek üzere belirli varlıkların tahsis edildiği, kar amacı gütmeyen, özel hukuk tüzel kişiliğidir.

  • Vakfın kuruluş amacı ve varlık tahsisi,
  • Vakıf senedi veya vasiyetname,
  • Yönetim organlarının oluşturulması,
  • İlgili makamlara (Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi) başvuru ve kayıt,
  • Sürekli bir gelir kaynağının belirlenmesi.
  • Kuruluşu için bir kişi yeter.

Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi

Tüzel kişiliğin sona ermesi, iki ana yolla gerçekleşebilir:

  1. İnfisah (Dağılma)
  2. Fesih (Dağıtma)

Her iki durumda da, tüzel kişiliğin sona erme süreci, ilgili tarafların haklarının korunması ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi için yasal prosedürlere uygun olarak yönetilir. Bu süreçler, tüzel kişiliğin varlıklarının tasfiyesi, borçlarının ödenmesi ve gerektiğinde hak sahiplerine dağıtımının yapılmasını içerir.

İnfisah (Dağılma)

İnfisah, tüzel kişiliğin kendiliğinden sona erme durumudur. Temel nedenleri şunlardır:

  • Amacının Gerçekleştirilmiş Olması: Tüzel kişiliğin kuruluş amacına ulaşması durumunda.
  • Aciz Hale Gelmesi: Borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmesi.
  • Süresinin Dolmuş Olması: Özellikle belirli bir süre için kurulan tüzel kişilikler için geçerlidir.
  • Kuruluş Şartlarının ve Amacının Kaybedilmesi: Tüzel kişiliğin varlık sebebinin ortadan kalkması.
  • Yönetim Kurulunun Kurulamayacak Hale Gelmesi: Kurucu veya genel kurul toplantılarının yapılamaması gibi durumlar.
  • Üst Üste İki Olağan Genel Kurul Toplantısının Yapılamaması: Genel kurulun, belirlenen süreler içinde toplanamaması.

Fesih (Dağıtma)

Tüzel kişiliğin mahkeme kararı ile sonlandırılması ise genellikle aşağıdaki nedenlerle gerçekleşir:

  • Kanunların Emredici Hükümlerine Uyulmaması: Tüzel kişiliğin yasalara aykırı hareket etmesi.
  • Amacının Hukuka ve Ahlaka Aykırı Hale Gelmesi: Başlangıçta meşru olan amacın zamanla hukuk ve ahlak dışı bir hale dönüşmesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu